Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Mayıs '11

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
623
 

Pencereler'den Dünyalara bakmak

Pencereler'den Dünyalara bakmak
 

“Pencereler” Özden Günay’ın ödüllü öykülerinden oluşan ilk öykü kitabı. İlya yayınlarından çıkan kitap 11 öyküden oluşuyor, 135 sayfa. Özden Günay öyküleriyle bizleri her gün tanık olduğumuz olaylara, içinde yaşadığımız ama çoğu kez farkına bile varamadığımız, umursamadığımız, önemsemediğimiz mekanlara, kahvelere, barlara, birahanelere, arka sokaklara götürüyor. Kahramanları sokaklarda her an karşımıza çıkabilecek sıradan insanlar. O sıradan insanların da destanlara konu olabilecek yaşamlarının olabileceğini vurgulamaya çalışıyor yazar. Şehir insanlarını anlatıyor, feleğin darbesini yemiş, vurguna uğramış yalnız, yoksul, çaresiz insanları. Günay’ın öyküleri, şaşırtıcı, ‘beni oku’ diyen türden. Dili sade ve anlaşılır. Bazı ufak tefek tekrarları saymazsak, betimlemeler yerinde ve güzel. Sait Faik Abasıyanık, Orhan Kemal, Kemal Bilbaşar, Kemal Tahir, Sabahattin Ali geleneğinden gelen sıradan yaşamlar, yoksul insanlar, düzenin insana dayattığı işsizlik ve açlık Günay’ın öykülerinde de önemli bir olgu. Özden Günay’ın, kitabına aldığı öykülerinin çoğu ödüllü. Garson Kadın’la 2000 yılında KASAİD mansiyon, Pencereler’le 2001 yılında KASAİD öykü birincilik ödülü, Baharı Beklerken’le 2001 yılında Samim Kocagöz öykü üçüncülük ödülü, Derinlere Akar Toprağın Gözyaşları isimli öyküyle Samim Kocagöz 2003 öykü özel ödülü, Köprü Aşkları isimli öyküyle Agora Dergisi 2005 yılı Öykü birinciliği ödüllerini almıştır. Günay, öykülerinde platonik aşkları, yalnızlıkları hüzünlü, şiirsel bir anlatımla sunuyor. Özden Günay’ın öyküleri kısa, yalın olay örgüsüne sahip ve kimi zaman şaşırtıcıdır. Bu yönüyle rahatlıkla öykü sanatının karakteristik özelliklerini taşıyor diyebiliriz. Öykülerde, olayların geçtiği yer sınırlı, anlatım özlü ve yoğundur. Karakterlerin, çoğu zaman sadece belli özellikleri yansıtılmaktadır. Konuları son derece gerçekçidir. Genellikle korku, kuşku ve merak yoluyla yaratılan özel bir an üzerindeki yoğunlaşma sürpriz sonlara olanak veriyor.
Yazar, tutkuları, özlemleri, düşleri, yalnızlıkları öykülerinin olay örgüsü içine çok rahat işleyebilmiştir. Böylece her olay giderek bir soruna dönüşmüş; yazar, okuyucunun ilgisini bu sorunlar üzerinde odaklaştırmayı başarmıştır. Kitap formatı olarak bütünlük içinde değerlendirildiğinde “Beş Parmağın Beşi Bir Mi?” isimli öykünün orada eğreti durduğunu söyleyebilirim. Mizah türünde yazılmış farklı bir öykü. “Baharı Beklerken” öyküsünde olduğu gibi kimi zaman yazar anlatıcı olarak öykülerde yerini alırken, “Köprü Aşkları”ndaki gibi kimi öykülerde de öyküden kendisini çıkararak; başka bir karakterin gözüyle vermektedir olayları. Bu öyküde bir kadının bakışıyla çok başarılı bir anlatımı yakalamayı ustalıkla beceriyor. Yazar okuyucuyu en başta “çarpıcı” bir intihar olayıyla öyküye bağlamayı başarıyor. Günay, yer yer derinleşen duygular içeren anlatımlarla okuru anlattığı küçük dünyalara konuk ediyor. Öykülerinin kurgusal ve yapısal özelliği zengindir. Belki de, Pencereler’den tanıdık dünyalara bakmak bu nedenle, bu denli keyifli olabilmektir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 99
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1483
Kayıt tarihi
: 01.11.06
 
 

1970 yılında Siverek'te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Tarsus'ta tamamladım. İstanbul Üniversites..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster