Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
428
 

Poli-ti-ka????

Poli-ti-ka????
 

Bu Pazartesi günü öğlenleyin mide spazmı geçirdim ve 10 dakika yere mıhlandım. Nefes alamadım!

Allah’tan mide kanaması geçirmemişim!

Görünürde bir sebep yok; sebep görünmezde!

Bir film seyrettim, hayatımın seyri değişti!

Bana dokunan 2 adet film var ve bunlar “21 gram” ve” Issız Adam”! İkisi, ne yazık ki, benim hayatımdan! Yani ben yazsam ve çevirsem bile farksız olurdu! Ve dolayısıyla bana dokunuyor; hem de çok!

Yani Issız Adam’ı yıllar sonra olsa bile tekrar seyretmek, iyi bir fikir değilmiş! Öncelikle ağlama krizine tutuldum Pazar günü, ve sonrasında Pazartesi günü, mide spazmı!

Salı günü haber geldi Göknar’ımın yani kuzenimin babası eniştem vefat etmiş! Teyzem, kuzenlerim, aile perişan! Annemler apar-topar Samsun’a uçakla çıkarma yaptı İzmir’den!

Çarşamba Gökhan eniştem, Samsun’un en ünlü ortopedisti, artık hakkın rahmetine uğurlandı! Neyse ki hem Göknur, hem de Gökmen ile konuşup rahatladım. Ne de olsa ailedeki en büyük kuzen benim! Göknur, canım, ciğerim! Kardeşim olsa bu kadar çok sevemem; o kadar!

Galatasaray tahmin ettiğim gibi gibi yoluna devam etti!

Cümbür cemaat hayat denen trenin tepesindeyiz, içindeyiz!

Perşembe günü, yani bu sabah kafama dökülen düşmüş çiçeğin suyuna uyandım. Gözlüğüm de düşmüş zaten, hemen yedeğine koştum düşen gözlüğümü bulabilmek için! O kadar çok miyobum ki gözlüksüz körüm! Yıllarca ders çalışmanın da sonucu bu!

Tly’ın çok değişik yazısını okudum: 11.12.13 bu tarihin tekrarı yok... Tipik onun yazsısı ve beni gülümsetmeyi başardı. Aynı şekilde Balbay’ın dışarı çıkması, bende bu ülkeye karşı yine yeniden yepyeni umut doğurdu çünkü hem anayasa makemesi, hem de yargıtay tarafsız kararlar vermeye devam ediyor! Yani adeletsizlik var ama en azından sonsuza kadar değil!

Erdal Bey, niye politikaya atıldığımı sormuş?

Bunu daha detaylı bir blogta anlatacağım ama henüz erken çünkü herhangi bir gelişme sağlamadım karar verip CHP’li olmaktan başka! Ama yine de en önemli sebebi:

Aziz Nesin, çok değişik bir adam olarak demişti ki “insanoğlu, muktedir olup da yapadıklarından da sorumludur”. Bugüne kadar yaptığım her şey bu cümle ve bir başka bir cümle yüzünden:

Bernard Shaw: Ben hayatı olduğu gibi yaşayıp neden diye sorgulamıyorum, ben hayatı olmadığı gibi hayal edip neden olmasın diye yaşıyorum...

Benim yıllardır en önemli motivasyon kaynağım olan kelime ise: İMKANSIZ!

Ne zaman duysam, super egom devreye girer ve insanüstü bir gayrete girer, galyana gelir ve her seferinde İMKANSIZ’ı gerçekleştiririm!

Biraz da bu yüzden POLİTİKA ama ençok Mustafa Kemal’e kendimi borçlu hissetmekten! Hayatı boyunca onu örnek almış bir öğrenci olarak, onun yaptıklarına benzer şeyler yapmak için kendimi kasıyorum!

Hayatta ben ençok Mustafa Kemal Atatürk’e aşık oldum! Ve çok küçüktüm ilk aşkı gönlüme düştüğünde! 10 yaşında 10 Kasım da dokuzu 10 gece, tüm Anıttepe İlkolulu’na, tam da Anıtkabir’in 3 km aşağısında, ona olan duygularımı bir şiirle dile getirdiğimde tüm Ankara yankılanmıştı!

İşte Erdal bey, temel içgüdüm bu kadar basit fakat başka bir milyon sebep var! Tek bir tanesini anlatayım:

1994 yılı, ben askere gittikten bir ay sonra, İzmir Askeri hastanesi’nde göz doktoruna gittim ve bana dedi ki gözlerin bir numara daha artmış yani sen artık çürük ve özgürsün dedi. İstersen askerliğini bitirebilirim dedi!

BEN DEDİM Kİ MÜMKÜN DEĞİL! BENİM TÜRKİYE’YE BİR GÜN BAŞBAKAN OLMAK GİBİ BİR EMELİM VAR!

Yıl 1986 ve bir Mayıs günü, sevgili rahmetli Özal’ın “İcraatın İçinden” programını izliyorum ve o gün ilk değil, her zaman bu programı takip ediyorum ve bir Lise 1 öğrencisi olarak, program arkasından dedim ki “ben bu ülkeye bir gün başbakan olacağım”!

İMKANSIZ MI? GÖRECEĞİZ!

Ben bugüne kadar hazırlık yaptım o kadar! Endüstride yaptıklarım sadece birer başlangıç!

Nedim isminde samimi bir arkadaşım var ve o hep şöyle derdi: “Savaşa gidersem, yanıma tank, tüfek ve bir de Anıl alırım!”...

Askerde de zaten Cengiz Topel Deniz Hava Üssünde, İkmal-Bakım komutanı 21.5 yaşındaki benle yaptığı 3 saatlik görüşme sonucunda beni kendi danışmanı ilan etmişti! Askerde “Mühendis Er” olarak resmi raporlara imza eden muhtemelen ilk ve tek Türk askeriyim. İtalya’ya gidişim Deniz Kuvvetleri’nden ret yedi; sebebi ise, ASKERLİKTE “MÜHENDİS ER” DİYE BİR SINIF YOKTUR!

THY’ından istifa ettiğim gün MORAL MOTİVASYONUMDAN SORUMLU YÖNETİCİM BEDRİ BEY, beni hemen yanına çağırıp bir ayrı ücretli, kalan 2 ayı ücretsiz, izine çıkardı!

Bunları niye anlatıyorum?

Çocukluğumdan beri aptal derecede idealistin biriyim!

Politikacı olacağım derken, standart politikacı olacağım demiyorum zaten!

Ama nasıl bir politikacı olacağım konusunda benim de fikrim yok! O zamanla şekillenecek!

Dolayısıyla bugünden büyük laflar etmeyeceğim çünkü bünyeye son derece aykırı bir organizmayım! Bir çeşit kurt da denilebilir! Nasıl uyum sağlarım, midenin neresinden, nasıl yakalarım, belli olmaz!

Ama açıkça beyan ediyorum: PROSES başladı, yani karar verildi! Bundan sonrasını hep beraber göreceğiz!!!!

Saygılar,

ANIL... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tipik yorumumla devam edeyim o zaman ben hala gülümsüyorum :)) imkansızı başarabilmek imkansız gibi gelirdi bu yazından sonra acaba dedim. Politikada da başarılar ve gün gelip başbakanlığınıda kutlamayı dilerim..Selamlarımla :)

Tülay EKER 
 13.12.2013 9:20
Cevap :
Ben de zaten acaba ve inşallah diyorum!!! Slm.  14.12.2013 7:05
 

Yer gök kırmızı. Dalga dalga bayrak denizi. Behçet Kemallerin altın saçlı mavi gözlü ilahı, büyük kurtarıcı omuzlarda taşınan dev resminde sanki hemen oradan inip on binlerin arasına katılacakmış gibi öylesine canlı askerlerine gülümsüyor. Bir devre adını yazan, yok olmuş bir milleti yeniden diriltip ayağa kaldıran Selanikli Mustafa sanki “Daha ben ölmedim” diyor.

Kerim Korkut 
 12.12.2013 21:08
 

Tandoğan, Gündoğdu inliyor, haykırıyor. Marşlar, türküler, şarkılar… Cumhuriyetin coşkusu yüz binlerce yürekte ahenk ahenk müzik oluyor, kulaklarda en ücra köşelere kadar dalga dalga yankılanıyor. İstiklal marşı, Onuncu Yıl marşı hep bir ağızdan ayakta büyük bir coşkuyla okunuyor.”Dağ başını duman almış/Gümüş dere durmaz akar…” Köroğlu bile söylenir bu meydanlarda”Ok atılır kalasından/Hak saklasın…” Edip söyler ”Çocuklar inanın. İnanın çocuklar. Güzel günler göreceğiz…” Göbek havası mı sandın bunları behey sersem! Bunlar yok olan bir milletin kurtuluşunun türkü olmuş simgesi, destansı haykırışlarıdır.

Kerim Korkut 
 12.12.2013 21:07
 

Burada entel yok. Zengin, sosyete, Tarabya, Etiler, Kordon, Bornova, Kadifekale yok. İşte şu uzun saçlı küpeli genç diskodan gelmiş icabında nolacak? Sen biliyor musun bu karagözlerdeki acılı bakışların hikâyesini? Söyleyim de hafife aldığın için utan. Bu genç, namusunu, şerefini korumak için Yunan çizmeleri altında ölmeyi seçen (toprağı cennet olsun) Mehpare hanımın torunu. Şimdi Gündoğdu Meydanı’ndan Ege’nin mavi sularına bakarken yüzünü bile görmediği, albümdeki eski yırtık siyah beyaz resminden bildiği rahmetli babaannesinin ruhuyla buluşuyor.

Kerim Korkut 
 12.12.2013 21:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1635
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 271
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster