Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '07

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
339
 

Politikacıların dikkatine!

Politikacıların dikkatine!
 

Ülkemiz zor bir süreçten geçiyor. Siyasette, ekonomide, sokaklarda ve toplumsal yaşamın her alanında gerilim ve kriz giderek tırmanıyor. Geçirmekte olduğumuz kriz, 12 Eylül'den bu yana bizlere dayatılan yaşam biçiminin, siyaset tarzının, ekonomik politikaların ürünüdür.

Siyasal krizin çözümü için bu alanda acilen bir demokratikleşme süreci başlatılmalıdır. Öncelikle seçim sistemi ve siyasi partiler yasası derhal değiştirilmelidir. Yüzde 10 barajı aşağı çekilmeli, toplumun her kesiminin temsil edildiği bir meclis yapısına olanak tanınmalıdır. Temsil sistemi, yasaklardan ve eşitsizliklerden arındırılarak demokratik bir içerikle yeniden düzenlenmelidir. Tüm toplum kesimlerini siyasetin içine doğrudan davet eden bir yaklaşım süratle hayata geçirilmelidir.

Ekonomik yaşamda da giderek ağırlaşan kriz yıllardır sürmektedir. Bu sorunun kaynağı, halkı yok sayan, emekçilerin taleplerini duymayan, yoksulların yaşam hakkını görmezden gelen ekonomik politikalardır.

Eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik alanlarında yaşanan tahribat giderilerek, sosyal alanda yaşanan yıkımı telafi edecek önlemler alınmalıdır. Bu alanlar, kamusal bir bakışla yeniden yapılandırılmalıdır. Giderek büyüyen, zenginler ile yoksullar arasındaki açığın kapatılması için sosyal destekleme programları hayata geçirilmelidir.

Son günlerde ülkenin dört bir tarafı yeni cenazeler ile sarsılıyor. Ağlayan tüm annelerin acısı yüreğimizi yakıyor. Son yirmi yılı aşkın bir süreç bu sorunun şiddete dayalı politikalarla çözülemeyeceğini göstermiştir. Şiddet ve gerilim ortamlarının yarattığı kitlesel kamplaşmalar ülkemizin ve insanımızın yararına değildir. Türkiye'nin, toplumu kamplaştırma ve kitlesel çatışma ortamı yaratma yerine, kardeşçe bir arada yaşamı sağlayacak iklimin yaratılmasına ihtiyacı vardır. Bu sorunlar, “Biz ve ötekiler” anlayışı ile daha da içinden çıkılmaz boyuta ulaşacak, yakın bir gelecekte bu anlayışı körükleyenler de yaratılan bu ortamdan huzursuz olacaklardır. Yapılması gereken, krizin temelinde yatan nedenlerin doğru tespit edilerek ona uygun köklü ve bütünlüklü bir çözüm üretilmesidir.

Çözüm; eşit, özgür, bağımsız, demokratik ve laik bir Türkiye'de bir arada kardeşçe yaşam anlayışının egemen olmasından geçecektir. Tüm siyasi partiler, seçim döneminde kamplaşma ve ayrışmayı körükleyen bir söylemden uzak durmalı, ülkemizin temel sorunlarına yönelik somut projelerle halkın oyunu talep etmelidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba. Ben sizi incitmek için yazmamıştım. cevabi yazınızdan yorumum için bana kızdığınızı hissetim. Böyle ise özür dilerim. Ben yaşamın acımasızlığını ve ancak güçlünün haklı olabileceğini vurgulamaya çalışmıştım. Kırılmanıza üzüldüm. Selam ve saygılar.

akar 
 19.06.2007 12:58
Cevap :
Önce nezaketinize teşekkür ederim. Ben yorumunuza kırılmadım, sadece görüşlerimi dile getirmeye çalıştım. Yaşamın acımasızlığına katılıyorum ama güçlünün haklı olabileceği görüşünüzü kabul etmiyorum. Gücü elinde tutanlar, sistemi istedikleri gibi kurabilirler, bu onların haklı olduklarını göstermez. Selamlar.  19.06.2007 18:15
 

cok önemli, Nuray. Bir yol kazasi olmazsa, o gün ortaya cikacak ak koyun, kara koyun. Istemedikleri kadar kan kaybettiler, kaybediyorlar. Insallah cok güzel olacak hersey. Sevgiler

pirmete 
 14.06.2007 15:58
Cevap :
Dileklerine katılıyor, sevgilerimi yolluyorum.  16.06.2007 2:36
 

Merhaba. Yazınızı okuyunca bir an öyle bir duyguya kapıldım. Yazınızda ki tavsiyeleriniz doğru, ona bir sözüm yok. Sanırım bu doğruları politikacılar da biliyor. Ancak uygulanamaz. Ülkede kendini güçlü hissedenler var, güçlü hissetmek isteyenler. Mücadele güce sahip olma mücadelesidir. Yaşam güçlünün güçsüzü kullanma esasına göre dizayn edilmiştir. Şayet inanç faktörünü ve örf adetler dediğimiz kuralları es geçtiğimizde, seçilen yaşam modeli, tüm biyolojik canlılarda olduğu gibi güce ve onu kullanmaya dayalı modeldir. O yüzden yazdıklarınızı, kendi menfaaetleri doğrultusunda oluşturma imkanı bulunamadığı takdirde hiç kimsenin gerçekleştirmek isteyeceğini sanmıyorum. Okullarda sembolik makam olarak öğretilen aslında en az bir kral kadar yetkilere sahip cumhurbaşkanını halkın seçme ihtimali bile, değil kriz çıkarmak, bir iç savaş çıkmasına bile sebep olabilecek bir faktördür. Nitekim de bugünkü gerginliğin sebebi de zaten bu değilmi? O yüzden fazla ümitlenmeyin. Selam ve saygılar.

akar 
 14.06.2007 1:29
Cevap :
Ben ütopyalarının peşinde koşan biriyim. Don Kişot da idolüm. O nedenle hiç te ümitsiz değilim. Elbette politikacılar, yönetenler, gücü ellerinde bulunduranlar sistemi kendi çıkarları doğrultusunda biçimlendireceklerdir. Peki biz kimiz, neyiz, ne istiyoruz, memnun muyuz bu yaşamdan, sadece bir yığın mıyız, aklımız yok mu, yitirecek neyimiz var, bizim hiç mi haklarımız, isteklerimiz yok... gibi sorularla sorgulayamaz ve mücadele edemezsek, bu düzen böylece gider. En az onlar kadar mücadeleci olmalıyız, çocuklarımızın daha özgür ve demokratik bir dünyada yaşaması için. Biz de güçlüyüz aslında, ayrımına varabilirsek bu gücün tabii ki... Sevgiler.  16.06.2007 2:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 138
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 1499
Kayıt tarihi
: 26.08.06
 
 

1958 doğumluyum, İzmir'de yaşıyorum. 17 yıl gazetecilik yaptım ve emekli oldum. Şimdi babamın kurduğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster