Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '12

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
958
 

Prof. Dr. Ömer Özkan neden yüz nakli yaptı?

Prof. Dr. Ömer Özkan neden yüz nakli yaptı?
 

Tıbbın yeni başarısı.


Bugün bir devlet hastanesinde tetkikler yaptırdım. Koridorlarda beyaz önlükleriyle görüp gıptayla baktığımız doktorlarımızın yaşamı meğer ne kadar sıkıcıymış.

Benim gençliğimde en başarılı öğrenciler tıp fakültelerini tercih ederlerdi, şimdi de ediyorlar. Çocuğu tıp fakültesine girmiş bir tanıdığımız varsa hepimiz ona hafif bir kıskançlık ve imrenmeyle bakardık, sanırım şimdi de öyledir. Akıllı ve sevimli çocukları anneleri hep; "Benim çocuğum doktor olacak." diye severdi, şimdi de böyle düşünen annelerin sayısı hiç az değil.

Gelin görün ki onca yıl ağır bir eğitimden geçip, çok ağır TUS sınavını da atlatmış uzman doktorlarımızı bekleyen çalışma koşulları inanılmaz sıkıcı geldi bana. Sabahın en geç dokuzunda odalarına giriyorlar, ve elektronik sayaç çalışmaya başlıyor. Her beş dakikada bir hasta, öfkeli, ezik, söyleneni anlayamayan biri kapıdan giriyor. Doktor en kısa sürede hikayeyi dinliyor (ya da dinlemiş gibi yapıyor) önündeki kağıda en temel tetkikleri istediğini yazıyor. Hastayı gönderiyor. Sonra öbürü geliyor, aynı sıkıcı işlemler tekrarlanıyor. Bu saat 12.00'a kadar sürüyor. Aceleyle yenen lezzetsiz bir yemekten sonra aynı sıkıcı döngü devam ediyor.

Öğleden sonra sonuçları alıp karşısına gittiğim doktor dalgın dalgın bir yerlere bakıyordu. Beni hatırlamadı bile. Ben öykümü kısaca yineledim. "Sorun bizim dalımızla ilgili değil." dedi. İkinci bir soru soramadan odadan çıktım.

Öbür doktorun karşısına geldiğimde aynı bezmiş ifade ve aynı dalgınlıkta ama bu kez bayan bir doktor. O da kısa bir açıklamayla bana kapıyı gösterdi. Bilgi edinmek için soracağım sorular aklıma takılı bir şekilde oradan da ayrıldım.

Bir an kendimi o koşullarda düşündüm ve; "Sıkıntıdan patlayabilirdim." dedim. İşte o anda Prof. Dr. Ömer Özkan'ı anladım. Sıkıcı yaşamına biraz heyecan katmanın yollarını aramış olmalı.

Bütün gün sürecek bu sıkıcı çalışmadan kurtulmanın tek yolu bu olmalı. Araştırma, denenmemişi deneme, bürokrasiyle boğuşma ve onu alt etmenin keyfi... Bütün bunlar Ömer Beyi belki de hastasının yaşayacağı mutluluktan daha çok etkilemiştir.

Nietzsche'nin "İnsanoğlu bencildir. Ne isterse kendi için ister." sözü aklıma geldi. O zaman büyük başarılara imza atmış doktorlarımızı çok takdir ettim. Yoksa on yıllar süren bir eğitimden sonra sıkıcı, karanlık bir odada reçete yazarak ömrünüzü tüketecekseniz bunca zahmete değer mi?

Hadi kaldırın başınızı, yaşamınıza biraz heyecan katın!.. Ömer Özkan kadar ses getiren bir olay yaratamasanız da en azından içinde bulunduğunuz çemberi kırmayı deneyin. Hangi işi yaparsanız yapın buna ihtiyacımız var...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 18
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1838
Kayıt tarihi
: 27.08.06
 
 

Edebiyat öğretmeniyim. Sanırım iki oğlum var :)) Evden o kadar uzun ayrı kaldılar ki nasıl büyüdükle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster