Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ağustos '07

 
Kategori
Sanat Eğitimi
Okunma Sayısı
1292
 

Rahat bırakın çocukları...

Rahat bırakın çocukları...
 

‘ Yanıtı bana verme, bırakın ben vereyim’

‘Yaratıcı bir Çocuk’

‘Eğitim, öğretmenlerin çocuklara sözcüklerle anlattıklarıyla değil, çocukların fiziksel ve sosyal çevrede geçirdikleri yaşantılarla gerçekleşir.’ Maria Montessori

Günümüzde çocukların, bir yandan yaşadığımız çağın güçlükleriyle bireysel olarak başa çıkabilmeleri, diğer yandan da yaşadıkları toplumun varlığını sürdürebilmesinde yeni itici güç olmaları isteniyorsa, verilen eğitimin onlardaki yaratıcılık, kendine güven, inisiyatif alma, bağımsız düşünme özdenetim ve sorun çözme potansiyellerini geliştirmeleri gerekmektedir. Hızla değişen ve hem ulusal hem de uluslararası düzeyde rekabetin, sertleştiği dünyamızda ayakta kalabilmek, insan belleğine daha çok ezbere dayanan bilgi depolanması ile değil, sözü edilen niteliklere sahip olunmasına bağlıdır. Bu niteliklerin çocuk ve gençlere kazandırılması içinse; anlatmak, dikte etmek gibi geleneksel eğitim yöntemlerinden çok, ‘Sosyal ve fiziksel doğal çevrelerde yaşayarak öğrenme’ tekniklerinden biri, eğitici drama ya da tiyatro ve oyun tekniği ile öğrenim- bilinen adıyla Yaratıcı Drama- tekniğidir.

Giderek yaygınlaşan bilim ve teknolojik alan ve olanaklar; bilgiye ulaşmanın yollarını sonuna kadar açarken, yine bilgi iletişim araçlarının gelişkinliği ile de bilgi yükleme/taşıma olanağını kolaylaştırmıştır. Fakat bu pozitif durum, kendi içinde birden çok sorunu da taşımaktadır. Bu sorunlardan biri insan merkezli bilgi dolaşımının giderek zayıflaması, insanı giderek gereksiz bir varlık haline getirmesi gibi olumsuz bir durumdur. Bunun önüne geçilmesi için bilgi ve öğrenme süreçlerinin mekanik biçimlerle değil, açık katılımcı ifade etme alanlarının oluşturması gibi bir dizi çalışmanın yapılması gerekir. Bir bakıma mümkün olduğunca esnek kendini var etme olanağı sunan yarışmacı değil, yaratıcı özgür ortamların oluşturulması gerekir. Hele bu durum çocukların yetişme süreçlerinde ivedi olarak devreye sokulmalıdır.

Cansız, ruhsuz, pasif ve giderek kendi ebeveynlerinin yerini alma rekabeti içine sokulan çocuklar (bireyler) istemiyorsak; etkin ve yaratıcı ortamlarda kendi ilgi alanını keşfedecek, keşfederken çevresini ailelerini ve yaşadığı ülkeyi ve dünyayı önyargısız algılayan, anlayan ve daha insanca bir dünya için kendini yetiştiren bireyler için özellikle ilköğretimde, çocuklar ve çocuklar için yaratıcı özgür ortam ve olanakların oluşturması gerekir. Bu ortam ve olanaklar, sadece çocuklarla değil, öğretmeni ve ailelerini de kapsayarak gelişmeli ve örülmelidir. Bunun için yaygın ve etkin uzun soluklu özgür katılımın, ifade olanaklarının oluşturulması gerekir.

Burada önerdiğim ya da tartışmak istediğim; içinde bulunduğumuz eğitim ortamının ana öznesi olan çocukların durumunu açığa çıkarmak, iyileştirmek ve gelişimine katkı sunacak yöntem ve tekniklerden biri olan ‘Drama ve Oyun Tekniği ile Öğrenim’in kendisi ve neden önerildiğidir.

Günümüz dünyası ve Türkiye’si önemli gelişmeler yaşamaktadır. Yaratıcı ‘Drama çalışmasının uygulanabilir olmasının önemini artıran bu gelişmelerin başlıcaları şunlardır.

· İç göç ve sorunları

· Rekabetin artması

· Çekirdek ailenin artması

· Çalışan anneler.

· Boşanmaların artması

· Televizyon ve bilgisayarın etkileri

· Risk altındaki çocuklar

· Yaratıcı öğrenme ortamlarının zayıflığı

Bu ve buna benzer gelişmeler, daha ayrıntılı olarak açığa çıkarılabilir ve incelenebilir. Bu gelişmeler için Drama ve Oyun Tekniğinden yararlanılarak, bu gelişmelerin çocuk ve üzerindeki etkilerinin asgariye indirilip, çocukta potansiyel olarak bulunan yaratıcı gücü özgür hale getirip, açığa çıkarıp geliştirilebilir. Bu çalışma ile açığa çıkarılacak olumluluklar şunlardır;

· Zihinsel kapasiteyi geliştirme

· Çocukta Yaratıcılığı ve Hayal Gücünü geliştirme.

· Kendilik kavramının gelişmesine katkı

· Bağımsız Düşünme ve Karar Verme

· Duyguların farkına varılması ve ifade edilmesi

· İletişim becerilerine olumlu katkı

· Sosyal farkındalığın artması ve problem çözme yeteneğinin gelişmesi

· Demokrasi Eğitimine destek

· Grup içi süreçlere olumlu katkılar

· Öğretmenle çocuklar arasında olumlu ilişkilere katkı.

· Genel öğrenci öğrenim performansına olumlu katkı.

Özel niteliklere sahip çocukların (zihinsel engelli, bedensel engelli, duygusal bozukluğu olan çocuklar, hiperaktif, hiperpasif, şiddete dönük, algı ve öğrenme güçlüğü çekme, duyarsızlık, umursamazlık, yalnızlık… vs) ‘ eğitilmesine katkı…

Günümüz dünyasında çocukların hatta yetişkinlerin de içinde bulunduğu olumsuz gelişmelerin etkilerini, hiç olmazsa tüm masumiyeti ile çocukların üzerinde arındırmak olarak düşünülen ‘Yaratıcı Drama-Oyun’ ortamları, asıl olarak bireyin bütüncü bir yaklaşımla eğitilmesini öngörmektedir. Bu öngörü, yine asıl olarak çocukken başlayan öğretmenini ve ailesini giderek tüm bir çevreyi de kapsamayı içermektedir. Yine bir anlam ile çocuğun kendini geri istemesi, kendine dönmesi oyunun büyüsünü yakalarken kendini ve çevresini fark etmesi ve kişilik çeperlerinin temellendirilmiş olarak, toplumsal hayata etkin ve sorumlu olarak katılmasına yardımcı olmasını içermektedir.

Belki, çocuk evine uzun yoldan dönecektir ama kırılmış, yıkılmış, paramparça dönmeyecektir. Sorunlarla yüklenmiş, benliklerini arındırmış, kendi sorularını oluşturmaya başlamış, kendi cevabını ikinci sayfayı yırtarak ya da ikinci sayfadan kopyalamadan vermeyi bilme isteği ve istenci olan çocuk olacaktır.

Bütün bu söylenenler için hareket noktamız oyundur. Bugün yapacak hiçbir şeyimiz olmadığında, bize yapacak bir şey sunan sağlayan oyunlardır. Biz oyunlara ‘oyalanma’ deriz ve onları yaşamımızda boşlukları dolduran önemsiz şeyler gibi görürüz. Ama onlar çok daha önemlidir. Oyun geleceğin ipuçlarıdır. Ve belki de bir güzellik ve gelecek oluşumuna dönük olan şey, onların ciddi olarak geliştirilmelerine, gerçekleştirilmelerine bağlıdır.

Hayatın ve bizlerin zaten çok şey talep ettiği çocuklara, kendilerinden istenilen bu taleplerin ciddiliğini, gerçek öğrenim ortamlarını yaratarak aktarabiliriz diye düşünüyoruz. Hiç olmazsa buna hazırlanmaları için, kendilerini hazırlamalarına olanak sunalım. Her şeyden önce çocuğun oyun, oyunun da çocuk olduğunu unutmadan…

Öğretenin öğrenmesi

Eğer okullarda Tiyatro/Drama kökenli öğretmen kadrosu yoksa-ki yok- bu konu da duyarlı gönüllü öğretmenlerin, bu alan üzerinde etkinliklerinin ölçülebilmesi için olan bilgisine ulaşmaları sağlanmalıdır.

Drama’nın amaçları ve tekniği, konusunda kuramsal bilgilerin verilmesi.

Kendini serbest bırakmayı öğrenme alıştırmaları yapılarak, duygularının farkına varma duygularını ifade edebilmesi rahat ve doğal kişilik kazanması yardımcı olunmalıdır. İyi bir drama öğretmeninin, önce kendini özgürleştirmesi gerekir. Drama süreci içinde olan öğretmenin, asgari düzeyde çocukları oldukları gibi kabul etme, onların önerilerini kabul edebilme-hiç olmazsa dinleme ve daha çok yol gösterme çabası içinde olması gerekir.

Bunu asla bir görev icabı ve boş vakit geçirme düşüncesi üzerinden kurgulamamalıdır.

Öğretmenlik yapacak kişilerin, uzun bir sürece yayılan pratik çalışmaya katılmalarını sağlayacak önericidir. Hem uygulanması, hem de uygulanma anının kendi ruhsal kişilik üzerindeki etkilerini çözümleme –yetisine geçmelidir.

Öğretmenler grubu oluşturularak kendi aralarında durama etkinlikleri uygulanmalıdır. Gönüllü öğretmenlerden oluşan bu ekip ‘kendi çocukluklarını tekrar yayınlamalarının önemi büyüktür.

‘Çocuk-Aile Bağıntısı’

Hepimiz biliyoruz ki ilköğretime gelmeden önce 0–6 yaş çocuğun, sosyal varlık olarak, kendini ve çevresini tanımaya başladığı, hatta kişiliklerinin temellerinin bu süre içinde atıldığını biliyoruz. İnsanın kendisi değil, daha çok öncelikle yaşadığı çevre ve ilk önce de aileleri belirler. Yüz yüze olduğumuz çocukların, gerçek bir kişiliğe ulaşmalarını kendi ilgi alanını oluşturmalarına yardımcı olma ve yukarıda sözü edilen daha birçok önemli olgu ve bulguları saptama, yönelişleri belirleme, etkin yaratıcı bireyler olma iddiasını gerçekleştirmek için, mutlaka ailesinin sosyo ekonomik kültürel yaşantısını bilmek öğrenmek ve bu bilgilerin üzerinden çocukla daha doğru bağlar oluşturmak gerekir.

Yine bu bakış açısı ile ana-baba ve diğerlerinin de topluma daha etkin katılımlarının sağlanması da söz konusudur.

Drama uygulamalarının, ona yönelişlerinden birisi de budur, bu olmalıdır.

Oyunla kalın. Zaman varken…

Resim; www.jacquelinemcardle.com sitesinden alıntıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 21
Ort. okunma sayısı
: 780
Kayıt tarihi
: 13.07.07
 
 

Tiyatrocuyum. Ankara Üniversitesi DTFC Tiyatro Bölümü mezunuyum. Drama ve çocuk tiyatrosu üzerine ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster