Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
359
 

Referanslarım...

Referanslarım...
 

Hayata dair...

Yaşama dair...

Sanata dair...

Aşka dair...

Herşeye dair...

Referans kabul ettiklerim...

'' O ne diyor bu konuda?'' diye merak ettiğim..

''O bu meseleye nasıl bakıyor?'' diye öğrenmek istediğim...

''O nasıl yapmış?'' diye araştırdığım...

Mihenk taşlarım olan hayat yolunda...

Misal:

İletişimde Ali Saydam.

Gazetedeki köşesini, sitesinde yazılarını takip ettiğim...

Şiirde Yahya Kemal.

Şiirlerindeki tadı başka şairlerin şiirlerinde aradığım...

Gazeteci olarak rahmetli Uğur Mumcu.

Tetikçi kalem olmadığı için...

Halkını, vatanını, milletini çok sevdiği ve bu uğurda hayatını verdiği için...

Sanatçı olarak TRT sanatçıları.

Müthiş güzellikteki seslerini ve eğitimlerini ucuz şöhret hevesine değişmedikleri için...

Ressam olarak Osman Hamdi ve yerli yabancı emprestyonistler.

Tablolarına bakmaktan büyük keyif aldığım için...

Heykeltraş olarak Arkeoloji müzesindeki heykellerin sanatçıları.

Mermeri dokunsam canlanacak hale getirdikleri için...

Roman çevirilerinde Nihal Yeğinobalı.

Çevirmenin de yazar kadar önemli olduğunu öğrettiği için...

...

Listem çok.

Etrafımda hemen her konuda birşeyler üreten ve sunan insanlar arasında seçim yapıyorum kendi tercihlerim söz konusuysa.

Bazı şeyler hariç.

Dini konularda kişisel hayatımda tercihlerim olsa da tartışmaya girmiyorum.

Kendi tercihlerimi referans almıyorum.

Haram helal konusunda bilhassa.

Bir şeyin dini kaynaklarda haram olduğunun bildirilmiş olması yeterli benim için.

Birkaç gündür domuz konusu gündemde madem, ondan örnek vereyim.

Domuz etinin çok iyi işlenmiş olması, steril edilmesi, besin değeri, ucuzluğu filan haramlığını ortadan kaldırmaz.

Batılı toplumlarda çok yaygın tüketilmesi de bana referans olmaz.

Gerek domuz etinin gerekse alkol vs.nin kullanımında bu maddelerin dini hükmünü anlatan kişilere karşı da kendimce fetvalar bulmama yol açmaz.

Ahmet, Mehmet, Ayşe, Fatma önemli değil.

Madem ki Allah bu meselelerde hüküm koyucu, kişilere laf yetiştirmenin anlamı yok.

Kendi adıma dört dörtlük bir mümin sayılmam.

Dini hükümlerin hepsini de hayatımda uygulayamıyorum.

Bazen bir kadeh soğuk beyaz şarabın keyfini çıkarıyorum.

Bazen sere serpe plajda güneşin tadını çıkarıyorum.

Bazen de süslenmek için bütün günümü kuaför salonunda geçiriyorum.

Benim müslümanlığımın defosu, dini hükmün önüne geçmez.

Bilirim ki Allah insanları yaratmış, imtihan dünyasına göndermiş, herkesi de kendi seçimleri konusunda özgür bırakmış.

Vakti saati geldi mi de nasıl yaşadığını soracak.

Eğer hepimizin günahsız masum canlılar olmamızı isteseydi öyle yaratırdı,

Melekler gibi olurduk.

Ama günahımızla kusurumuzla, masum meleklerden daha üstün kılınmışız.

Hayatımızı tercihlerimize göre yaşadığımız için.

Hikmeti nedir, bilemem.

Bunu sorgulamak bana düşmez.

Allah değilim.

O'nun emir ve yasaklarına karşı seçme özgürlüğümle hayatımı kuran bir kulum.

Gündelik yaşantımda yoldan çıkmış bir mümin olmak, dini hükümleri kendimce değiştirmem demek değil.

İnanırım ve kabul ederim.

Aklım, inanmaya götürüyor.

Aklım, hayatımı yaşarken bana yol gösteriyor evet ama hayatı anlamaya tek başına yeterli gelmiyor.

Akıl, hayatta tek yol gösterici değildir.

Öyle olsa ''kendi aklı ona yeter'' deyip çocuğumu okula göndermezdim.

İhtiyaç duyduğu her bilgiye nasılsa aklıyla ulaşır diye düşünürdüm.

Ama öyle bir şey yok.

Çocuğunuza doğduğu andan itibaren hayatı öğretmeye çalışıyorsunuz, okullarda eğitimler aldırıyorsunuz ki sahip olduğu aklı doğru kullanabilsin, hayatını en iyi şekilde idame ettirebilsin.

İyiyi kötüyü ayıredebilecek akli olgunluğa gelebilsin.

Kendi aklıyla kavrayamadığı şeyleri de öğrenebilsin, hayatında kullanabilsin.

Akıl, hayat yolunda önemli bir rehberdir.

Akıl, insana yol gösterir.

Akıl, tek başına hayatı anlamaya yeterli değildir.

Akıl, dini dışlamaz.

İslam dini için diyorum bunu.

Akıl, İslamı dışlamaz.

İslam' da aklı dışlamaz.

Aksine İslam dini insana aklını kullanmayı öğütler.

Heryerde aklını kullanmasını ister.

Akıllı olmak, pek çok dini hükümle mükellef olmanın da şartıdır.

Öyle öğrendik büyüklerimizden.

Aynı şekilde bilim de İslam'ı dışlamaz.

Kur'an'da pek çok ayetle bilimin, araştırmanın, keşfetmenin övüldüğünü biliriz.

Bilim adamlarının bu konuda kayıtlara geçmiş pek çok sözü vardır.

Bilim insanları, bilimsel araştırmalarda derinlere indikçe keşfettiklerinin kendilerini dine ve Allah'a yaklaştırdığını söyler.

İslam, bilimi dışlamaz.

Aksine över ve bilimsel çalışmaları teşvik eder.

Akıl da bilimde hayatı yaşamak için birer araçtır.

Akıl da bilim de tek başına hayatı anlamaya yetmez.

Akıl, bilim ve din insana yaşamın gizlerini anlayacak kavrayışı sağlar.

Ne tek başına akıl...

Ne tek başına bilim...

Ne de tek başına din, insana doğası gereği yetmez.

Ne akıl bilimin yerini alabilir...

Ne akıl dinin yerini alabilir...

Ne bilim dini inkar edebilir...

Ne bilim tek başına aklı anlatabilir...

Ne de din, tek başına akıl ve bilimi dışlayabilir.

Hepsi birlikte hayat yolunu aydınlatır.

Hepsi birlikte insana hayat yolunda mihenk taşı olabilir.

Referans olabilir.

Benim için öyle :)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bilim düşünür ve sorgular. Din düşündürmez, sorgulatmaz sadece dayatır. Son sözüm budur:)

Emine Supçin 
 20.10.2009 21:26
Cevap :
İslam için konuşursak, din dayatmaz aksine sorgulamamızı, araştırmamızı, bilime yönelmemizi ister :)  21.10.2009 8:39
 

Din zaten topluluklara, cemaatlere, milletlere, devletlere, indirilmiş öneriler değil, direkt olarak bireyin kendisini muhatap alan, bir sistemin açıklaması ve önerileridir. Araştırıp araştırmamak kişinin kendisine kalmış bir şeydir. Yaratıcı sistemi açıkladığı kullanma kılavuzu niteliğinde ki olan kitabı ve bizzat öğretici Olarak ta Resullerini göndererek Akıl sahibi olarak yarattığı insanı test ediyor. Bilim de aklı geliştiren tek faktördür. Çünkü kişi ancak bildikleri kadar akıllıdır. Hiç bir bilgiye sahip olmayana akıllı denebilir mi. Artık bundan sonrası İnsanın kendisine kalıyor. Kimse kimseden sorumlu olmadığına göre de muhatap alıp tartışmak bana da yanlış geliyor. Selam ve saygılar.

akar 
 20.10.2009 18:10
Cevap :
haklısınız :)  20.10.2009 19:59
 

Bakın sadece düşündük. Ve düşünürken aynen sizin de yaptığınız gibi; bilime başvurduk. Yani işin aslı esası bilimden geçer. Henüz bilimin yeterli cevap veremediği konularda da sadece inanmak zorunda kalırız. Mesele Adem ve Havva ya da Leyla ile Mecnun değil :) Mesele din ile bilimi birbirine karıştırmadan yol alabilmek. Harikaydınız. Sizi öpüyorum. :)

Emine Supçin 
 20.10.2009 17:40
Cevap :
İslam dini bilimle karışmaz da çakışmaz da :) İkisi beraber insanın yolunu açar ve aydınlatır. Bilimin açıklamasını bulduğu herhangi bir konu da İslam dini için konuşursak yine, dini devreden çıkarmaz aksine Allah'ın kudret ve ilmini gösterir. Bu sebeple pek çok bilim adamı İslamı ve Kur'anı keşfetmiyor mu :) Benim gibi işi botanik, zooloji, biyoloji olan araştırıcılar da alanlarında derine indikçe görür ve hayran olurlar :) Bir insanın sorularına bilimle cevap bulması, dinin o konuda yetersiz kaldığını göstermez. Şahsi fikrim, dinin de bilim yolunu aydınlattığı şeklinde. İslam dini için tabii bu düşüncem :) Selam ve saygılarımla :)  20.10.2009 19:58
 

Hem sorgulasak ne olur ki? Sorgulanmaktan ancak eksiği olanlar çekinir. Tanrı'nın eksiksizliğini dikkate alırsak, bizim onu sorgulamamız hiç bir şeyi değiştirmez. Ama işimiz sorgulamak bile değil. Sadece düşünmek: Şimdi her şeye muktedir olan Tanrı; Adem ve Havva'yı yaratırken, neden bir de Hasan ve Hümeyra yaratıp; bu iki çiftten meydana gelen çocuklarla üremeyi sağlamamıştır? Yoksa biz yanlış mı inanıyoruz? Ha? :)

Emine Supçin 
 20.10.2009 16:47
Cevap :
Belki de şöyle sorabiliriz soruyu. Madem ki alemlerin Rabbi olan Yüce Mevlam, herşeye gücü yeten kudrettedir, neden bizi bir seferde yaratıp yollamadı buraya? Neden illa bir ana babadan dünyaya geliyoruz? Haşa kudreti mi yetmedi de Adem ve Havva'dan geldi insan soyu? Dilese Adem ve Havva'dan Hasan ve Hümeyra, Yusuf ile Züleyha, Tahir ile Zühre gibi bir değil elli çift insan yaratmaz mıydı? Yaratmadığına göre elbet vardır bir hikmeti. Antropologların hatta paleoantropologların, biyologların neden tek atadan geldiğimiz hususunda eminim bir cevapları vardır, araştırmak lazım, bakayım ben de bir ara. Cenab-ı Hak bize kudretini sorgulamayı değil, hikmetlerini ve yarattıklarını araştırmamızı söylüyor. ''Geçmişi, geleceği, alemleri, kürreleri, zerreleri, halleri araştırın, öğrenin azametimi görün; alemlerde ne varsa insanın hizmetine verdim, kullanın iyiliğe ve refahınıza, bana da şükredin'' diyor, yanılıyor muyum :)  20.10.2009 17:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 401
Toplam yorum
: 2160
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 989
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Kendi halinde biriyim, ziraat mühendisiyim. İzmir'de yaşıyorum. Bir kızım var. Hepsi bu kadar, şi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster