Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ekim '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
589
 

Rüya arıtma tesisleri

Rüya arıtma tesisleri
 

Ölümden değil bayılmaktan korkarım. Bayılınca bilincimi kaybedeceğim ya... Aynı durum uyku için de geçerli. Bu yüzden uykuya dalma anları en büyük işkencedir benim için.

Aslında bilincin açık olması bilinçaltının kontrolünü elimizde tutmak demek, belki bu yüzden telaşım. Bilinçaltımdaki görüntülerin açığa çıkması en büyük korkum.

Dün bir rüya gördüm: Beni ameliyata alacaklarmış. Anestezi uzmanı koluma bir iğne yapıp:"İçinizden yirmiye kadar sayın."diyor. Saymaya başlıyorum. Tam bayıldığımı hissettiğim anda yani bilincimin koptuğu anda uyandım. İşte bu kadar şiddetli bir duygu bendeki bilinçaltının açığa çıkma korkusu.

İnsan başkalarına söylediği yalanları örtebiliyor günlük yaşamda; çünkü bilinç açık ve yalanı örtecek başka yalanlar üretme senaryosu için beyin bütün enerjisiyle çalışıyor. Ya kendime söylediğim yalanlar... İşte bu yalanları örtecek, başka yalanları üretemediğim tek an uyku... Uykudayken adına rüya dediğimiz arıtma cihazı çalışmaya başlıyor. Beynimin dibe çökmüş yalanlarının tortularını temizlemeye başlıyor. Ah ne büyük bir eziyet.... Gözleri bağlı bir adama işkencecinin yumruk atması gibi. Zavallı korumasız yüreğim beynimin arıtma cihazının gönderdiği klorla yanıyor.

Toplum yasaklar koyar:

Kendinden yaşça küçük biriyle aşk yaşama...

Hele yasak aşka hiç bulaşma.Ne demekse yasak aşk?

Haklı bile olsan büyüklerine karşı gelme.

Doğruları uluorta her yerde söyleme, söylersen başın beladan kurtulmaz.

Asi olma, eleştirme, itaatkâr ol.

Hoş karşılanmayacak arkadaşlıklardan dostluklardan uzak dur.

Toplum emreder; uyup uymamak sana kalmıştır.Bu emirlere uymazsan bazıları sana özgür der bazıları ise ahlaksız.

İşte bu açmazlar içinde yüzerken yakalanırım uykuya. Bilincim açıkken koruyabildiğim bastırılmış duygularım savunmasız bir kale gibidir. Kalenin kapıları açık, surları yıkıktır. Beynimin acımasız askerleri kapılardan içeri girer, yıkık surlara toplum kurallarının bayraklarını diker...

En güzel rüyalarım bile aslında bir arıtma, başka bir deyişle"ehlîleştirme" eylemidir. Rüyamda yasak aşkımla evlenmem bile aslında bir ödül değil bir cezalandırmadır. Sirk hayvanlarının defalarca tekrarladığı seyircilerce alkışlanan bir seyirliktir, ama bunun arka planınıda o hayvanın o hareketi öğreninceye kadar ki eğitim sürecinde yaşadığı eziyetler vardır.

Kollarımdaki kırbaç izleri sizi güldüren, eğlendiren hareketlerimin "kalite kontrol damgası"dır. Ve ne yazık ki bu damgayı pek çoğunuz göremezsiniz.

Yenilmişimdir...

Toplumda saygın bir yere gelmiş, takdir edilen, örnek gösterilen pek çok insanın kollarında, sırtında bu kırbaçların izleri vardır. Siz rüydan uyanınca hemen kontrol edersiniz bu kırbaçların izlerini; ama göremezsiniz belki.
Ben gördüm bu izleri kendi bedenimde...

Rüya arıtma tesisleri çalşıyor ve biz sabah kalktığımızda:"Dün gece çok güzel bir rüya gördüm." diye başlıyoruz cümleye...

Güzel ha...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili öğretmenim; iyi ki rüyalarımızı kontrol edemiyoruz, iyi ki onlara baskı kurmaya gücümüz yetmiyor...Bırakında; ruhlarımız, rüyalarımızda özgür kalsın bari... Siz de rahat bırakın allahaşkınıza bilinçaltınızı! :) Onunda mı hesabını vereceğiz dışımızda kalanlara ? Sevgi ve selamlarımla...

fatma iyibilgin 
 29.10.2008 19:39
Cevap :
Bunun kimseye hesap vermeyle bir alakası yok .Kendimle yaptığım bir kavga.Zaten kendimizle yaptığımız kavgaları çözdüğümüzde sorun bitiyor...Teşekkür ederim yorumunuza .Sevgilerimle..  29.10.2008 23:34
 

kafanı yasladın mı yatağa ne rüyaları arıtabiliyorsun, nede duyguları...olsa bir türlü, olmasa bir türlü, iki ucu .oklu değnek gibi. benim size önerim gelecekte utanmayacağınız bir şey olsun...tamam o zaman kimseye zarar vermeden gizli kapaklı olsun:)) vakti geldiğinde gitmesini bile gidecektir zaten...yeter ki medeni cesaret olsun:)))

Ruksan İLDAN 
 27.10.2008 21:39
Cevap :
Medeni cesaret adına meydan savaşlarına girdim;her yerimde kılıç yarası...Aşk utanmamaktadır zaten yasak bile olsa.Gitmesin kalsın hep benimle kalsın...Aşk güneşin hiç batmayacağını düşünme sevdası çünkü..Bölük pörçük bir cevap oldu ama...Sevgilerimle...  27.10.2008 22:17
 

Sen ne güzel yazdın.. çoğu insan yazamıyor içten... böyle.. hem de çok güzel anlaşılıyorsun.. Ben nasıl rüya görürüm dedim kendime!.. odaklandığım insan ya da olayı rüyamda görüyorum.. yazını okuyunca epey nefeslenmiş gördüm seni... selamlar Mustafa..

yucel evren 
 27.10.2008 20:26
Cevap :
Nefes alırken mi verirken mi rahatlar insan ya da nefeslenmek nefes alma eyleminin sonundaki durma dinlenme süreci midir ?Valla kafam karştı Yücel...Selamlar sevgiler..  27.10.2008 20:55
 

Rüyalarına yenilmeyen pehlivan var mıdır bu dünyada? Hiç sanmıyorum. Platon bile Devlet adlı eserinin dokuzuncu bölümünde yakınır rüyalardan ve "biz uyurken uyanan istekler," diye söz eder. Güzel bir çalışmaydı. Hatta ona koyduğunuz isim kendisinden daha da güzeldi. Sevgiler. Selamlar. Ali Nail.

Ahmet Güreşçioğlu 
 27.10.2008 17:46
Cevap :
Yenilen pehlivan güreşe doymazmış,derler ya.Benimkisi o hesap.Yorumuna teşekkürler.Sevgilerimle...  27.10.2008 20:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 490
Toplam mesaj
: 105
Ort. okunma sayısı
: 1556
Kayıt tarihi
: 01.08.07
 
 

1964'te Ankara'da doğdum. Meslek lisesinin elektrik bölümünü bitirip fabrikada ve şantiyede çalıştım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster