Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
159
 

Sade...

Sade...
 

Şeffaf bir bardağın arkasından gözlemliyorum dünyayı!

Muhtemelen Paşabahçe’de üretilmiş bir su bardağı… Sade bir yapısı var, her türlü abartıdan uzak!

Gözlüğüm camları da muhtemelen aynı yerde, Türkiye’de üretilmiş! Ben keza, Türkiye’nin Diyarbakır şehrinde doğmuşum!

K-ür-T değilim, T-ür-K’üm!

Ne ben, ne de babam Türk polisi tarafından dövülecek veya TOMA-lanacak bir şey yapmadık! Babam yıllarca ve özellikle bu konuda beni uyardı. Hatta yazılarımda ileri gittiğim zaman bile beni uyardı.

Evet, TDK’ya bir önerim olacak; özçekimden sonra yepyeni bir kelime önerisi: TOMALANMAK!

Anlamı için Emniyet ile görüşmeleri yeterli!

Hollanda’ya Türkiye’den kaçtığımda yeni 11 Eylül olayları olmuştu. Dünya karmakarışıktı! Her Müslüman ülkenin ve insanının suçlu ilan edildiği dönemdi! Afganistan haybiyeden bombalanmıştı! Ama olağanüstü haldi, hak ve hukuk ortadan kaldırılmıştı! Ardından ülkemde sinegoglar, metro çıkışları, İngiltere Konsolosluğu bombalandığında bile bu kadar polis yoktu nedense etrafta!

Nedense son bir senedir hayatımıza girdi polis arkadaşlar! Onlar da yıllar-yılıdır bir ordu insan biriktirmişler içlerine!

Hayattan zevk alan çoğunluk bir kesim dışında %20’leri geçmeyen hassas bir kesim, hop oturup, hop kalkıyor! Amaçsız gençlik 68’lerin Taksim ruhunu keşfetmiş, memeler dahil, dışarı fırlıyor! O olay, bu olay, şu olay, maden patlaması, deprem, Okmeydanı derken, yüreği yerden çıkacak heyecanlar ve bazılarımız heyelanlar yaşıyor, yaşıyoruz!

Bir Sosyolog, Prof. Dr. Nilüfer Göle, kimsenin bilmediği bir Özal görüşünü aktarıyor:

“Bu toplum birbirini sevmiyor. Bu insanlara Allah’ın ipine nasıl sarılacağını mı öğretsek?”

Yani Özal yeni Tarzanlar mı yaratsak diyor?!!

Bazen yürürken kafamda bütün bu düşüncelerle kendi kendime şarkı söylüyorum. Güneşe bakamadığım için güneş gözlüğüme geçiriyorum hayatımı… Perde koyuyorum gördüğüm her şeye! Ve bazen kendimi kaybedecek yüksek seslerde şarkılar söyleyip dizimde elimle ritim tutuyorum!

Ya da öğrencilere her şeyi, bildiğim her şeyi, anlatmak istiyorum tüm çıplaklığıyla! Yani demek istiyorum ki öğreteceğim her şey hayatta yaşanacak idealler dışında hiçbir şey değil! Hiçbir şey gerçek değil! Ve ben bile sade bir YALANım; o kadar!

Yarın yeni kariyerli gençlere “Hayatın Var olmadığı Gerçekliği” üzerine bir konferans vereceğim! Konuyu tabi ki de ben belirledim. Peki ,varolmayan ben kimim?

Hiçbir kimse!

“Çul desen, altın desen, Yok desen, Tamam desen, BEYHUDEDİR, BEYHUDE!”: Pilli Bebek.

Evet, hepimizin yaşamı beyhude bir uğraş!

Geçenlerde ünlü orkestra şefi İbrahim Yazıcı ile olan konuşmamızda ona dedim ki, şu 3 saattir birbirimize zikrettiğimiz tüm entelektüel fikirler, bir futbol sohbetinden öteye gidemez. Neden?

Çünkü beyhudedir, beyhude!

Nefes almak dışında hepsi beyhudedir!

Çocuklarımıza sarıldığımız an dışındaki her şey, beyhudedir!

Kalbimin derinliklerine karanlıklar çöktü nicedir. Hayattaki tüm özgürlüğüme rağmen kendi içimdeki tutsaklığım, beni herkesten öte BEYHUDE yapıyor! Evet, çelişkilidir hayatım, ne yapmalıyım?

Hangimiz o kadar net ki? Öyle söylesek de ne kadar sade, yalın ve netiz ki?

Aslında içimde ciddi terörist düşünceler barındırıyorum son günlerdeki ülkemdeki sosyal hayata dair fakat bunları bir, bir izah etsem ve belki de sizleri de kandırsam, neleri değiştirebilirim ki?!!

Evet, yarın mesela, çok hoş ve zayıf, zarif bir blog yazacağım amma yine de yazan kişi, gerçekte, ben olmayacağım! Güzel bir kıyafetle karşınıza geçip şair misali tek, tek, akıcı bir Türkçeyle bir kutlamaya binaen harika şeyler yazarken, size riyakârların topyekûnu olacağım!

Çünkü biliyorum ki, ben sadece sade bir vatandaşım, o kadar! 

gülsen tunçkal, Erdal Ceyhan, Nil ALAZ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızın aklımda uyandırdıkları: Selim Işık, Julien Sorel, "Mal sahibi mülk sahibi/ Hani bunun ilk sahibi/Mal da yalan mülk de yalan/Gel biraz da sen oyalan", "Çıplak geldik, çıplak gideceğiz", "Halka hizmet, Hakka hizmettir", "Adaaam sen deee..." İşte yazınızın benim aklımda dolandırdığı cümleler ki, zaten onlar hep oradaydılar bir itici güç lazımmış, bu yazı da o görevi yerine getirdi demek ki. Selamlar, saygılar...

Retor 
 03.06.2014 8:38
Cevap :
Bu itici güç size bir şey ifade ettiyse memnun oldum. Ben ne yazık ki, her şeyi direkt veren bir yazan değilim. Böyle bir huyum yok! Daha çok okuyucumdan bekliyorum çabalamayı. Ve görüyorum ki bunu başarmışsınız. Çok teşekkür ederim... Kendinize iyi bakın!  04.06.2014 8:46
 

Anlıyoruz ki Paşabahçe bardakları “sade ve abartısız” olurmuş! Diyarbakırlı olmanıza sevindim çünkü hayatımda önemli yer tutan bir şehir, hediye link kazandınız:) TDK önerinizin destekçisiyim. Pirmete ve Mehmet Sağlam’dan sonra dilbilimci de kalmadı aramızda yoksa onlar taşırdı TDK’ya! 11 Eylül sonrasında yaptığım seyahatlerde havaalanlarında teröristlerin resimleri vardı. Hepsi esmer vatandaşlardı ve içlerinden birinin ismi de “Atta” idi:) Öcalan İtalya’dayken de ilişkiler bozuldu ve Milano’ya koca uçakta 6 kişi gittik:)) Tabii ki pass polisi güllerle karşılamamıştı. Ülkemizdeki polis şiddetini ben de üzüntüyle izliyorum! Copu vurduğu insanı tanımıyor; ama ölesiye nefret ediyor sanki. Tanıdığım tek “Sade Vatandaş” var, o da NewYorker:) Selam ve sevgiyle.

Ata Kemal Şahin 
 03.06.2014 7:29
Cevap :
Diyarbakır'da olanlarından; evet, gerçekten sade bardaklar! Ben de o genç sade vatandaşı tanımaya başladım. Bazen Ozan misali atışıp duruyoruz o Nevyorklu Ağabey ile! Türkiyem ile olan bitenle, galiba, empati yapmaktan vazgeçtim tavsiyenize uyarak ve açıkçası acı vermiyor. Öte yandan ufkumu genişletip geleceğe baktığımda, aslında, aklım kararıyor. Ne yapmalı, ne etmeli? Sevgiler  04.06.2014 9:04
 

Bir yıl kadar önce, adını anımsamadığım bir gazetenin yine adını unuttuğum bir yazarı köşesinde şöyle demişti: "Dünya üzerinde milletinden bu denli nefret eden başka bir halk yoktur!". Belki yabancı özenti ve özleminin ardında bu gizli nefret vardır, neden olmasın? Yaşam bir süreç, hiçbir şey boşa değil Anıl. Çünkü sonrası için kendimize ve başkalarına değerler katıyor, başkalarından da bir şeyler alıyoruz. Sevgiler.

Güz Özlemi 
 28.05.2014 16:31
Cevap :
Kesinlikle sosyologların işi! Niye olmadım diyesim geliyor. Ancak çözümleme yapmadan düzgün sonuçlara varmak zor gözüküyor. Kendime bir sosyolog arkadaş yapasım var! Teşekkür ederim... ANIL  29.05.2014 11:20
 

Anıl Bey,mesele şu. Varolmanıza anlam veremiyorsunuz... Ama verebilirsiniz. Yöntemleri bulacak olan da sizsiniz. Yeteri kadar akıllısınız ama hala delikanlısınız! Saygılar ve selamlar.

Erdal Ceyhan 
 26.05.2014 18:19
Cevap :
Hocam, derdim kendimle değil ülkemle ilgili; bir şey yapamamakla ilgili. Bireysel olarak yaptıklarım bana yetmiyor ve bir an evvel filmi ileri sarmak istiyorum. Sevgiler, Saygılar  27.05.2014 8:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1639
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 276
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster