Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
594
 

Safını Seçmek...

Safını Seçmek...
 

Bu ülkede bir gün gerçek demokrasi egemen olacak...


İstanbul'dan uzaklaşmak bir şans. Her zamankinden fazla okuma, tartışma, düşünme fırsatı buluyor insan. Ama "Düşünen kafalara zararlı fikirler üşüşür, büyüklerimiz herşeyi bizden iyi düşünür" dermiş eskiler. Bu kez de öyle oldu...

Yukarılarda bir yerlerde atlar tepişiyor, ortalık toz duman. Biz zavallı ölümlüler ise satır aralarını okumaya, bize "gösterilenlerden" yola çıkarak olup bitenleri anlamaya, yorumlamaya çalışıyoruz. "Mertlik zamanlarında" iş kolaydı. Gelişmeleri şöyle bir değerlendirip safınızı kolayca seçer, bu "zihin berraklığının" insanda yarattığı özgüvenle söyleyebilirdiniz sözünüzü... Şimdi de benzer berraklıkta lafını esirgemeyenlere gıpta etmekle birlikte, doğrusu bu ya, her bir olayı evirip çeviriyor, kendi adıma yönümü bulmakta güçlük çekiyorum...

Bir "rejim kavgası"dır gidiyor. Bakıyorum, neresinde durmalıyım bu kavganın sorusuna yanıt ararken, kimlerin kavgasıdır bu diye...

Bir yanda AKP... Öbür yanda Genelkurmay, CHP, Anayasa Mahkemesi, Laiklik hassasiyeti olduğunu vurgulayan kesimler...

Kolay gibi görünüyor "safını seçmek"...

AKP'den ilk günden bu yana haz etmedim. Bir kere ömrüm boyunca siyasi yelpazenin solunda yer aldım, AKP ise sağ orijinli bir hareket. Sağ orijinli olması yetmiyormuş gibi, bir de İslami referanslara sahip bir hareket... Sağcı, üstelik bir de İslamcı bir parti ile ideolojik olarak aynı zeminde buluşmam mümkün değil... Ve galiba aramızda kalın bir çizgi çekebildiğim tek "taraf" AKP bu kavgada...

Ama durun hele...

Militarizmden de hayatım boyunca nefret ettim. Darbelerden, ceberrut devlet anlayışından, otoriterizmden... İnsanlara neyi, ne zaman, nasıl düşünmesi gerektiğini empoze eden "ebeveyn" zihniyetinin de savunulacak bir yanı yok kendi adıma. Bütün bunları temsil eden kurumlar ise kavganın "laik cephesinde" konuşlanmış görünüyor... Durum zor...

İşi biraz daha berraklaştırmayı deneyeyim bakalım ne olacak?

Ne istiyorum ben? Demokratik, laik bir hukuk devletinde yaşamak istiyorum...

Cumhuriyet Türkiye'si demokratik mi? Hayır... Hiç bir zaman da olmadı... 1923'ten 1946'ya kadar "kuruluş dönemi" dendi, demokrasinin d'si anılmadı... 1946'dan 1960'a sandıktan çıkan bir tek parti diktatörlüğü, 1960'ta bir askeri diktatörlük, 1971'te yine bir askeri diktatörlük, 1980'de yine bir askeri diktatörlük... Olağanüstü haller ve darbeler rejimi ile demokrasi nasıl bağdaşabilirdi ki?

Cumhuriyet Türkiye'si laik mi? Tabii ki hayır! Kuruluşundan itibaren dini "Diyanet İşleri" aracılığıyla devletleştiren, üstelik sadece bir dinsel inanışa, Sünni İslam'a sahip çıkan, bunun dışındaki tüm inanç ve inançsızlıklara karşı otoriter tutum takınan bir devlet nası laik olabilir ki? Laiklik, en düz anlamı ile "din ve devlet işlerinin birbirinden bağımsız" yürümesi ise, Türkiye'de din ve devletin bağımsızlığından söz etmek mümkün mü?

Cumhuriyet Türkiye'si bir hukuk devleti mi? Tabii ki hayır! Yargının "işine geldiği zaman" bağımsız, işine geldiği zaman devlet-i Ali'nin hizmetinde olduğu bir ülkede hukuk devletinden söz etmek mümkün mü?

Peki ne yapacağım ben? "Laik, Demokratik bir Hukuk Devleti" istiyorum, Cumhuriyet Türkiye'si böyle bir ülke değil... Kesinlikle paylaşmadığım bir sözde laik demokrasinin bayraktarlığını yapanlar ile İslami referanslarla hareket eden AKP arasında bir saf seçebilmem mümkün mü?

İsa'ya da Musa'ya da ters düşmek pahasına, bu iki "taraf"tan herhangi birini seçmem mümkün değil... Ehven-i şer? Bazıların yaptığı gibi, "canım efendim, hele bir AKP belasını savuşturalım, rejimi demokratikleştirmek kolay" mı demeliyim?

Mümkün mü bu? Yaşı yaşıma denk olanlar hatırlar... Bu ülkede 1974'te CHP ile MSP, 1975'ten itibaren 1., 2. MC Koalisyonları (AP, MHP, MSP), 80'li yılların sonlarına doğru DYP-RP koalisyonları yaşanmadı mı? Yani sosyal demokratından liberaline, milliyetçisinden demokratına, Cumhuriyet Türkiye'sinin sözde laik-demokratik-hukuk devleti yanlısı parti ve liderleri siyasal İslam ile kol kola girip, canı istedikçe uzlaşmadı mı?

Sözde Laik bütün partiler, CHP, AP, MHP, ANAP, DYP, DSP... "%99'u Müslüman" (Bunu siz Sünni Müslüman diye okuyunuz) Türkiye'de misler gibi İslam'la kol kola girmediler mi? Güneydoğu'daki adı konulmamış iç savaşın pan zehiri olarak İslam'ın birleştiriciliği (!) devreye sokulmadı mı?

Bütün bunlar olurken... CHP'sinden AP'sine, MHP'sinden ANAP'ına, DYP'sine, DSP'sine, "demokratik-laik Türkiye'mde" iktidarlar al gülüm ver gülüm değişirken, her seferinde sopayı yiyen, her seferinde hak ve özgürlükleri budanan, ekmeği küçülen yine bu halk olmadı mı?

İmam Hatipleri "laik Cumhuriyet'in" sözde laik-demokratik partilerinin liderleri ve hatta anlı şanlı apoletli darbeciler açmadı mı? Zorunlu din derslerini yine bunlar koymadı mı? Her mahallede 1 milyoner ile her mahalleye bir camii dikenler aynı liderler değil mi?

Acaba işin kolayına kaçıp, "Canım efendim her ne olduysa 1938'den sonra oldu, mahvettiler güzelim Cumhuriyetimizi" geyiği mi yapsam?

E peki Takrir-i Sükûn kanınu ile memleketteki demokratik çoğulculuğu Osmanlı'da bile görülmeyen ölçüde tek tipleştiren zihniyeti mi savunacağım? Sadece Nutuk'u okuduğunuzda bile, fonda sezilen, Mustafa Kemal'in de beslendiği ve fikri olgunluğa eriştiği Osmanlı'nın son dönemindeki çok sesliliği, fikri zenginliği görmek mümkünken, Osmanlı "istibdatından" daha beter bir "otoriterizmi" mi savunacağım? Sivas'ta, Amasya'da, Erzurum'da, Ankara'da "Kürt Şeyhleri" ile fotoğraf çektirip masaya oturan ama Cumhuriyet'in ilanıyla birlikte unutulan sözler hatırlatıldığında şak diye Takrir-i Sükun'u ilan ediveren, "Tek millet, tek bayrak, tek devlet" sloganıyla Kürtlerden Komünistlere, liberallerden dindarlara tüm "öteki"leri dümdüz ediveren zihniyeti mi savunacağım?

Ne yapmalıyım ben?

"Hayır" dediğim darbe anayasasına sımsıkı sarılarak, laik olmayan, demokratik olmayan, hukukla ilişkisi olmayan bir "rejimi" sırf İslami ideolojiye duyduğum allerji nedeniyle savunacak mıyım?

Yoksa bu rejimle bir türlü kimyam uyuşmadığı için, rejimin temellerini dinamitlediği söylenen AKP'yi mi savunacağım?

Kırk katırdan ya da kırk satırdan birini mi seçmek zorundayım yani?

Ama biliyor musunuz, o kadar da umutsuz değilim...

Ben hala bu ülkede sağcı-İslamcı AKP'ye karşı gerçekten demokratik, gerçekten laik, gerçekten hukuka saygılı bir sol seçeneğin bu halkın bağrından çıkacağına inanıyorum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ilk kez okudum bir yazınızı..tarafsız değilsiniz. demokrasiden yana tarafsınız. Sorularınız çok yerinde elinize sağlık haberiniz olmuştur.. http://www.taraf.com.tr/Yazar.asp?id=33 uzun gün 21 haziran 2008 saat 17:00 tünelden taksime yürüyecek demokrasi ve hukuk talebini yükselteceklerdensiniz.. sevgi ve saygılarımla..

Salih ERDAGI 
 18.06.2008 9:07
 

Blogunuz ilk okuyan ben olunca yorumsuz geçmeyeyim. Endişelerinize, huzursuzluklarınıza katılmamak mümkün değil ama bence asıl sorunu atlıyoruz. Dini referanslara karşı olmak, onlardan haz almamak ile onlara karşı olmak arasında kalın bir çizgi var. Laiklik anlayışının bu çizginin neresinde olduğu son derece belirsiz bir durumdur. Benim kişisel olarak safım son derece net ve belirgindir. Ben dine karşıyım, laikliğe karşıyım ve dindarın dinini, dinsizin de dinsizliğini özgürce yaşayabileceği bir hukuk devletinden yanayım. Laik bir hukuk devleti bir belirsizlik ve anlamsızlık halidir. Zaten yaşadığımız tüm kavgalar da bu belirsizliği ayan beyan ortaya koyuyor. Dünyada var oluşumuzla ilgili olarak birbirine zıt iki ayrı dünya anlayışı vardır ve bunlardan biri dini dünya anlayışı diğeri de bilimsel dünya anlayışıdır. Laiklik ise ne bir dünya anlayışıdır ne de her hangi bir hukuk metninde tanımı yapılmış bir ilkedir. Saygılar ve sevgiler

Matilla 
 17.06.2008 19:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 664
Kayıt tarihi
: 19.07.06
 
 

İÜ İletişim Fakültesi'nde lisans ve yüksek lisansımı tamamladım. Milliyet Gazetesi'nde "Varoşlar", "..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster