Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '06

 
Kategori
Sivil Toplum
Okunma Sayısı
501
 

Sağlı-sollu ittifak arayışları ve Türkiye'de siyaset

Sağlı-sollu ittifak arayışları ve Türkiye'de siyaset
 

Rahşan Hanım'ın sağlı-sollu ittifak arayışları devam ediyor. En son ATO (Ankara Ticaret Odası) başkanı Sn.Sinan Aygün'ü ziyaret eden Rahşan Ecevit buradan da umduğunu bulamadan ayrıldı. Sinan Aygün'ün bu arayışa yaklaşımı da hayli ilginçti: "Türkiye'de bu tür ittifak hayaldir". Bayan Ecevit eşi Bülent Ecevit'in hastalanmadan önce bu yönde açıklamaları olduğunu ve bu görevi eşi adına yürüttüğünü söyledi.

Rahşan hanımın kamuoyunda kendi adı ile anılan ve tam bir fiyaskoyla sonuçlanan "kader mahkumlarına af" projesini hepimiz biliyoruz. Temelde çok insani bir yaklaşım olmasına karşın "Rahşan affı" kamuoyunda fazla tartışılmadan yasalaşması ve kapsamının bir hayli genişletilmesinden dolayı vicdanlarda çok yaralar açtı. Mağdur ve mağdur yakınlarının adalet sistemine güveni bir hayli sarsıldı.

DSP'nin büyük koalisyon ortağı olarak hükümet ettiği dönemde parti kurultayı toplandığında kamuoyunda büyük beklenti Bülen Ecevit'in kendi yerine birini gösterip göstermeyeceği yönündeydi. İsmail Cem en büyük aday, Hüsamettin Özkan plase adaydı. Ama beklenenin aksine birisi işaret edilmediği gibi aday olan sn.Sema Pişkinsüt konuşturulmadan kurultay kapandı. Devamında "kitap fırlatma" bahanesi ile patlak veren ekonomik kriz ve arkasına ABD rüzgarını alan İsmail Cem ve ekibinin partiden ayrılmasını ve Türkiye'nin yeni bir seçim atmosferine nasıl sokulduğunu gördük. Bu dönem insanımızın gözünün içine baka baka siyaset üzerine nasıl oyunlar oynandığını gösteren ve tarihi önem taşıyan bir belge niteliğindedir.

Siyaset sahnemize buram buram arabesk ve döner kokuları ile renk katan Cem Uzan, Genç Parti ile hatırı sayılır oranda oy aldı (%7.4). Bu oran DYP, MHP ve ANAP'ı meclis dışına itiverdi. Seçim öncesinde büyük televizyonlar, gazeteler anketlere göre sadece iki partinin barajı geçeceği fikrini kafalara şırınga etti. Anketlere inanan halkımız tercihini yaptı. Böylece bir iktidar ve bir de anamuhalefet partisinden oluşan meclisimiz görevine başladı. Ancak iktidar partisi genel başkanı milletvekili değildi. Cezaevinden çıktığı için seçim sürecinde yasa değişmediğinden seçilemedi. Meclise Siirt bölgesinden bağımsız aday olarak giren "Jet Fadıl" lakaplı Fadıl Akgündüz'ün vekilliği düşürüldü. Yasa değiştirilerek Tayyip Erdoğan'a milletvekilliği ve başbakanlık yolu açıldı. Bütün bunlar halkın gözünün içine baka baka yapıldı ve çabucak unutuldu. Bu kadar tesadüfler zincirini film senaryolarında bulsak "hadi canım" deyip geçebiliriz. Türkiye'de siyaset böyle bir şeydi işte.

Bu seçim eskimiş politikaların ve politikacıların da ders almasını gerektiren sonuçlar ortaya çıkardı. Vizyonunu yenilemeyen, 1950'lerden bu yana aynı söylemlere dayanan, toplumun ufkunu açamayan liderler devrinin kapanması gerektiği görüldü. Avrupa ve dünyadaki gelişmiş ülkelere baktığımızda yaşlı lider göremiyorsunuz. Ülkemiz gibi gelişmekte olan bölgelerde ise koltuk aşkı herşeyden önce geliyor. Bülent Ecevit örneğinde olduğu gibi... Halbuki kendisi CHP genel sekreteri iken İsmet İnönü'den kurultayla genel başkanlığı almıştı. Kendisi aynı şansı bir başkasına tanımadı.

ABD'ye baktığımızda iki partili bir sistem var: Demokratlar ve Cumhuriyetçiler. Avrupa'da ise İngiltere'de İşçi Partisi, Muhafazakarlar ve Liberaller olmak üzere 3 ana parti mevcut. İşçi Partisi 3 dönemdir iktidarda. Fransa'da Sosyalist'ler iktidarda. Almanya'da Sosyal Demokratlar koalisyon ortağı, İtalya'da sol ittifakın adayı Prodi kılpayı seçilerek iktidara geldi. Ülkemize döndüğümüzde 50 küsuru aşkın parti ve adaletsiz seçim sistemi ile tam bir çıkmazın içindeyiz. Kıbrıs Savaşı'nın gazı ile % 45 oy alan Ecevit'in CHP'si dışında halk sola oy vermemiş. Dolayısı ile de sağın alternatifi yine sağ politika olmuş. Halka yeni bir alternatif sunulamadığından değişen bir şey olmamış. Bu nedenledir ki yeni sıçrama noktaları bulamadığınızda kendini tekrarlayan iktidarlar ülkesi olmaya devam edeceğiz.

Başbakanımız R.T.Erdoğan 52 yaşındadır. Sn.Deniz Baykal ise 69 (diğerlerini tahmin edebilirsiniz). Kendilerinden başka birisinin genel başkanlığa adaylığını koymasının imkanı yok gibi birşey. Bu Avrupa'nın en kalabalık genç nüfusuna sahip bir ülkede yaşanan tezatlara bir örnektir. AKP'nin genel merkez odaklı, tek adaylı il kongreleri ve CHP'nin benzer özellikteki delege seçim sistemi ile yeni bir adayın çıkması zor görünüyor. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül gibi magazinsel çıkışlar da toplumun beklentilerini karşılamıyor.

Peki lider nasıl olmalı, seçmenin önüne neler getirmeli? Önce bu soruların cevabını arayalım: Dürüstlük, güvenilirlik gibi kriterlerin yanında AB ile ilişkiler, Kıbrıs, ABD ve Irak politikaları nasıl olacak? Tarım ve sanayi ile eğitim ve hukuk sisteminde neler yapılabilecek? Terörle mücadelede nasıl bir yöntem uygulanacak? Din istismarı ile gerilen Türkiye'nin kucaklanması nasıl gerçekleşecek? Milliyetçilik, dincilik ve Kürt odaklı bir siyasi zemine kayan seçmen ile nasıl iletişim kurulacak?Bu ve bunun gibi sorunların çözümünü netlikle sunabilecek, dinamik, vizyon sahibi bir lider olmalı. Koltuğunu devretmek için ölümünün gelmesini beklememeli. Kışla ve cami parfümlü kostümle siyaset yapmamalı. Genç Atatürk Türkiye'sine yakışan bir yönetim anlayışı içinde olmalı.

Çoktan siyasetten elini, ayağını çekmiş ve anılarını yazmakla meşgul olması gereken insanların "rejim tehlikede" iddiasıyla ortalıkta dolaşarak kendilerini (haklı da olsalar) komik düşürüyor. Hala demokraside "istifa" müessesinin varlığını bile öğrenememiş vekillerimizin, idarecilerimizin bu iddialara koltuk kaygısı ile olumlu cevap vermeyeceğini herkes biliyor. Sağlam bir seçim sistemi, partiler yasası ve katılımcı demokrasinin olmazsa olmazı sivil toplum kuruluşları aktif olmadıkça daha çok sağlı-sollu ittifak aranır. Aranırda ortada sağ mı kalır, selamet mi? İşte o belli olmayabilir....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 242
Toplam yorum
: 879
Toplam mesaj
: 196
Ort. okunma sayısı
: 1750
Kayıt tarihi
: 24.06.06
 
 

1970 doğumluyum.Karadenizin bir sahil şehrinden, hayatın güler yüzlü tarafına tutunmak için İstan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster