Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Nisan '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
1669
 

Sahi neden yazıyoruz?

Sahi neden yazıyoruz?
 

Ona "neden yazıyorsun?" diye sorduğumda beni çok şaşırtan bir cevap verdi: "Kimse beni dinlemediği için..." Bu kadar samimi bu kadar dürüst bir cevap mı beklemiyordum yoksa uzun uzun kendini açıklayacağını mı umuyordum ya da bir Sait Faik klasiğiyle cevap verip: "Yazmasam deli olacaktım." diyeceğini mi sanıyordum bilmem ama beni hem şaşırttı hem de gülümsetti cevabı.

Yazan bir insan için ne çok sebep vardı oysa. Ve işin ilginç yanı hiç kimsenin sebebi birbirine benzemiyordu. Kimi bu soruyu pek aptalca buluyor alaycı cevaplar veriyordu kimi ise uzun uzun açıklamalara girişiyordu. Bazıları bir kuşa neden ötüyorsun diye sorulmazsa bir yazara ya da yazana neden yazıyorsun diye sorulmayacağını savunuyordu. Bazıları ise sırf eğlenmek için yazdığını söylüyor, soruyu soranı başından atıp kağıt ve kalemden oluşan oyuncaklarına dönüyor, soruyu unutup kelimelerden dünyalar kuruyordu.

Kimi bu soruyu gereksiz ve aptalca bulsa da verilen cevapları okumak keyifliydi. Örneğin Marquez "arkadaşlarım beni daha çok sevsin diye" cevaplıyordu soruyu. Ve muhtemelen soruyu soranın arkasından bıyık altından gülüyordu. O kocaman ailelerin karmaşasını kağıt üzerinde bir düzene sokmaya çalışırken ve sanki hayatı değil de bir masalı anlatırken büyük ihtimalle arkadaşlarının onu sevmesinden çok daha fazlasını amaçlıyordu.

Bazıları ise dünyadaki bu karmaşadan, bu düzensizlikten ve bütün bunlar karşısında eli kolu bağlı kalmak çaresizliğinden kendini kurtarmak için yazıyordu. Vonnegut bunlardan biriydi. "Yazıyorum çünkü bir kaos kırıntısını bir kağıt parçası üzerinde düzene sokmaktan (en azından böyle olduğunu umarım) belli bir tatmin duyuyorum. Marangozlarda aynı şeyi keresteyle yapıyorlar." Elbette onun işi kerestelerle değildi, ama o da bazı insani olmayan, hayatın doğasına ters düşen, günden güne dünyayı yok oluşa sürükleyen birşeyleri kelimelerin rendesiyle törpülemeye çalışıyordu. Başarıyor muydu? Elbette başarıyordu. Onu okuyan 100 kişiden birinin bile hayatında, bakış açısında değişiklik yapmak bir başarı değilse nedir? O 100 kişiden birinin savaşa hayır demesini sağlıyorsa elbette bu bir başarıdır.

Bazıları ise yapabileceği yegane işin bu olduğuna inanmıştı. Samuel Becket soruyu "başka bir halta yaramadığım için" diye yanıtlıyordu. Bu cümleyi gerçekten inanarak mı söylemişti bilmem ama sanki içten içe yaparken mutlu olduğu yegane işin bu olduğunu söyler gibiydi.

Ve tüm yazarların farklı yazma sebepleri farklı yazma hikayeleri vardı.

*****
Peki bizlerin yani blog yazanların yazma sebebi neydi? Sahi neden yazıyorduk? Yazma sıklığımız neye göre değişiyordu? Ya da yazma saatlerimizi belirleyen neydi? Neden bazılarımız haftalarca uzak kalıp yeniden yazmaya başlıyordu? Ve neden bazılarımız bir günde en az beş yazı yazıyordu?

Tıpkı yazarlar gibi blog yazanların da elbette kendine göre yazma sebepleri vardı. Bazıları belki duyduklarına çok kızdığı için yazıyordu, bazıları içinde yaşadığı dünyadan sıkılıyor başka bir dünya yaratmaya çabalıyordu... Kimi onaylanmak için kimi saldırmak için kimi ise kendini yalnız hissetmemek için yazıyordu. Ya da bilmediğim binlerce sebepten...

Tüm sahip olduğumuz boş bir sayfa ve harflerdi. O harflerden kelimeler, kelimelerden cümleler ve o cümlelerden bazen şaşırtıcı bazen bildik bazen gülümseten bazen hüzünlendiren metinler kuruyorduk. Kimi metinler aklımızda yeni pencereler açıyordu kimi metinler ise hiç bir anlam ifade etmiyor bir kaç saniye sonra buhar olup havaya karışıyordu.

Kimimiz tartışmalara yol açıyorduk yazdıklarımızla, kimimiz unutulmuş bir şeyleri anımsatıyor, kimimiz hiç açılmamış pencereleri açıyor, kimimiz ise sadece ve sadece yazan kişinin ilgisini çeken şeyler yazıyorduk. Kimi metinlerine çocuğu gibi davranıyor en hassas düzeyde özen gösteriyor kimi ise dikkatsiz ve özensiz cümlelerden oluşan metinleri kuruyordu. Ve her gün yüzlerce değişik insanın kaleminden yüzlerce dünya akıyordu bu sayfalara. Ve okuyan olarak bizler o metinler içinden kendi kriterlerimize uygun olanları seçip okuyor kimine hayran oluyor, kimine kızıyor, kimini eleştiriyor, kimini istesek de bir türlü anlayamıyorduk.

Ve bütün bunlar içinde aklımızın kıyısındaki karanlık ormanlar içinde yüzünde muzip bir gülümsemeyle bir soru saklanıyordu: "Neden yazıyorlar acaba?"

Fotoğraf: http://www.deviantart.com/print/2788764/

"Kimse beni dinlemiyor" diyene not: Yakında seni çok daha fazla insan dinleyecek. Biliyorum...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben burada yeniyim.Yazmaya sizi okuyarak başladım.Yıllardır kağıtlara kustum-yazdım.Sizi okumaya başladıktan sonra bende bu ortamda olmak istedim nacizane tabi kii. Yazılarınız muhteşem.Yeni yazılarınızı bekliyorum sabırsızlıkla.Saygılar Yorgun Yengeç

Yorgun Yengeç 
 23.06.2008 18:10
Cevap :
Merhaba, Öncelikle güzel ve nazik sözleriniz için çok teşekkür ederim. Yeni yazılar olur mu bilemiyorum. Tekrar teşekkür ediyorum. Saygılarımla...  24.06.2008 23:09
 

kendime, hatta oturup bunun için bir blog bile yazdım. Bazen içimdeki bir çığlık yazdıklarım, bazen kanatlanıp uçan bir kuş, bazen merdivensiz karanlık kuyular, bazen de düpedüz hayat, işte bu sanırım... Çok güzeldi Fulya'cığım. Sevgiler.

nilgun 
 15.04.2008 0:46
Cevap :
Her yazan elin kendi cevabı var galiba ne dersin Nilgün?  18.04.2008 15:48
 

Ben de bu soruyu bir çok kez sorup cevaplarımı aradım kendi içimde.. Bir çok cevap var... Yazınızın içinde de aşina olduklarımı gördüm şimdi... Bu günlerde ise açıp açıp eski yazılarımı okuyorum ve şu cevabı veriyorum kendime; 'Sanırım kendimi okumak için yazıyorum ben':) Sevgilerimle...

Serdar Özdemir 
 09.04.2008 18:02
Cevap :
Muhteşem bir cevap Sevgili Serdar Bey... "Kendini okumak için yazmak." İnsan bir çemberin, kendi çemberinin içinde gibi. O yüzden tüm çemberi, bütünü göremiyor. Yazmak ise çemberin dışına çıkıp oradan kendimize bakmak gibi. Belki de bu yüzden kendimizi okuyoruz. Bütünümüzü görebilmek için. Çok çok saygımla size...  09.04.2008 18:15
 

Yazdıkça çoğalıyorum sanki. Aslında o kadar çok nedeni var ki. Gönlüne sağlık canım Fulya'cığım. Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 09.04.2008 10:25
Cevap :
Yazdıkça çoğalmak... İşte bu bütün nedenleri kalbinde barındırıyor. Sevgimle...  09.04.2008 11:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1064
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster