Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Temmuz '15

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
233
 

Sahiller, gün geçtikçe yeşilliğini, güzelliğini, sakinliğini, temizliğini yitiriyor.

Sahiller, gün geçtikçe yeşilliğini, güzelliğini, sakinliğini, temizliğini yitiriyor.
 

Kuşadası sahilinde güneşin batışı.


Sahiller, gün geçtikçe yeşilliğini, güzelliğini,  sakinliğini, temizliğini yitiriyor; dinlenme yeri olmaktan çıkıyor.

1983’den beri yazları, Kuşadası/Davutlar sahilindeki yazlığımıza geliriz. Yazlık, dedimse öyle iki katlı, üç katlı villa sanmayın. Emekli öğretmene göre dört katlı bir apartmanda bir daire; ama 1980’dan önce yapıldığı için % 80’ı yeşil alan olan bir sitenin içinde.1980’lı yıllarda fidan olan fıstık çamlarından biri balkonumuza değin uzanır. Kimi komşular, balkonlarına uzamasını istemediler; dallarını budaklarını kestirdiler. Bu nedenle ve sivrisinek ilaçlamalarıyla güvercinler gelmez oldu. Kumrular, kırlangıçlar, ağaçkakanlar, serçeler, baharda bülbül gibi öten karatavuklar azaldı. Begonviller, sardunyalar, güller, zakkumlar… Eski canlılığını yitirdi.

Her yıl geldiğimizde, betonlaşmayı görünce şaşırıyoruz. Kuşadası’nda dağ taş ev oldu. Belli bir mimarî özelliği olmayan villaların yanında, kimi yerlerde bir de çok katlı apartmanlar yükselmeye başladı. Şeftali, narinciye, sebze bahçeleri azaldı. Burada da sebze, meyve gereksinmelerimizi AVM ’lerden ya da yöresel marketlerden (bakkal diyeceğim de bakkal kalmadı) alıyoruz. Yıllarca önce kendi elimizle meyve bahçelerinden kopardığımız şeftalinin, eriğin, armudun, mandalinanın… Sebze bahçelerinden kopardığımız salatalığın, domatesin, fasulyenin, patlıcanın… Kokusunu, tadını alamıyoruz.

Gürültü, derseniz; olmaz olur mu? Yaz boyunca eksik olmaz. Araba, motor gürültüleri yetmez gibi bir de sahil gazinolarından yükselen sanat değeri olmayan sözde müzik sesleri çevreyi kaplar. Sonuna kadar açılan ezan sesine ne dersiniz? Canım %99’u Müslüman olan bir ülkede ezan sesi olmasın mı? Olsun da artık yazlıklarda da adım başı bir cami, daha alçak dinlendirici, herkesi namaz kılmaya özendirecek bir ses olabilir. Ne gezer, her gün biraz daha yükseliyor ezan sesi. Hasta var mı? Çocuk uyuyor mu? Turist rahatsız olur mu, diyen yok. Birileri, başka bir şey bulamadın da ezan sesine mi söz ediyorsun, diyebilir. Söz ettiğim yok, okunsun da daha yumuşak bir sesle, hoparlör sonuna dek açılmadan.

Bunlar da sorun mu diyeceksiniz. Bitmedi. Yaz boyunca inşaatlar bitmez. Ayol, Gülay Hanım’ın evi çok güzel olmuş. Biz de yaptıralım. Mutfak, banyo, salon, odalar, pencereler sökülür, atılır. Bu işin gürültüsü günlerce sürer. Komşu hatırı denir; ama yaptıran komşu, hatır, gönül dinlemez. Hem kimi, kime şikâyet edeceksin. Geçmiş yıllarda bir yönetici, aynı işi temmuzda yaptırdı. Bahçe çimlerini biçen makinelerin sesleri de hiç eksik olmaz.

Bu gürültülerden kaçıp sahile gidip denize girmek istersiniz? Çevreniz çöp yığınlarından geçilmez. Sahil gazinoları çöpleri, deniz yosunlarını kumsala yığmışlardır. Kola, su şişeleri, mısır koçanlarından temiz bir yer bulmada zorlanırsınız. Oysa hemen kumsalın bitiminde “Sevgi Yolu” boyunca çöp kutuları vardır. Kimileyin ben toplar, çöp kutularına atarım; ama kimsenin umurunda değildir. Bugün de yanımda oturanlar, mısırı yediler; koçanlarını attılar. Ben, çöpe atmak için alınca biz de atacaktık; ama kalıntılarını serçeler yesin, diye atmadık, demezler mi? Sanki orası serçe yemleme yeri.

Denizin tümünü kirleten de Kuşadası’ dan Sisam’a doğru yol alan gemiler. Bunlar, çoğu kez Davutlar Siteleri açıklarında sabahlıyor. Pisliklerini de denize boşaltıyorlar. Sahil Koruma ’ya durumu bildirdiğimizde görürseniz bizimle iletişim kurun diyorlar. Bizim helikopterimiz ya da uçağımız mı var ki görelim. Helikopterler ve uçaklar kendilerinde. Biz,biril (mikro) düzeyde elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Genil (makro) düzeyde kirlenmeyi önlemek, güvenliği sağlamak da Sahil Güvenliğin görevidir.

 En önemlisi de geçmişte Levent Kırca’nın programlarında sözünü ettiği Jet sikiler yok mu? Denizin altını üstüne getiren, rastladığı insanları biçen, ezip geçen jet sikiler.

 “Jet ski” lerden denizde rahat yüzemiyoruz. Dubalara kadar sokulan jet sikiler, dubalara yakın yüzen yüzücüleri tedirgin ediyor, korkutuyor. Sahil Koruma ’ya durum bildirildiğinde, dubaları geçmediyse bir işlem yapamayız, diyorlar.Ülkemizde, her konuda önceden önlem alınmaz. İnsanlar yaralandıktan ya da öldükten sonra haklarında yasal işlem yapılır. Jet ski çarpması yaralananlar, ölenler bir gün sözlü ve yazılı basında yer alır. İlgililer, adliyeye gönderilir. Olay unutulur. İşte,örnekleri:

Bodrum'un Torba koyunda gezintiye çıkan ve Fas uyruklu olduğu belirtilen A.Banin kullandığı jet ski, bota çarptı. Çarpma nedeniyle botta bulunan 34 yaşındaki Sıdıka Can hayatını kaybetti. Ağır yaralanan 8 yaşındaki Ecem Tabak ise Sahil Güvenlik ekiplerinin yardımı ile kıyıya çıkartıldı.( NTV Haber23Eylül 2011,)

İzmir'in Çeşme İlçesi'nde tatil yapan, Çok Güzel Hareketler Bunlar oyuncusu 22 yaşındaki Gizem Tuğral, denizde jet ski ile gezerken, bir kişiye çarpıp yaraladı.(,Milliyet com.tr. 11 Temmuz 2015)

Amerikalı bir turist tarafından kayda alınan görüntülerde, bir jet skinin üzerinde poz veren kadına başka bir jet ski çarpıyor. İnanılmaz kaza cep telefonu kamerasına yansırken, diğer jet skideki genç kadının yaralandığı görülüyor.(Cumhuriyet,11 Temmuz 2015)Bu olaylar sonunda jet ski kullananlar hakkında nasıl bir işlem yapıldı, bilmiyoruz.

Jet ski ile dalgaların arasında hızla yol almak, dünyanın en zevkli şeylerinden biridir. Ama bazı basit güvenlik önlemlerini almak kaydıyla…

Sadece kendi güvenliğimizi değil, çevremizin güvenliğini de aynı derecede önemsemeliyiz.  

Emniyet kordonu ve ilgili mekanizması çalışır durumda olmalı.

Jet sistemi zarar görmemiş.

Dümen mekanizması sağlam.

Motor düzenli olarak servis görmüş ve güvenilir.

Yakıt sistemi sağlam, sızdırmıyor.

Gövde su yapmıyor.

Gövdede çarpma izi/hasar yok.

Elektrik sistemi iyi ve çalışır durumda.

Jet ski kullanırken şunlara dikkat edilmeli:

Denizde, her teknenin uyması gereken güvenlik kuralları vardır. Bunları bilmemenin mazeret olmayacağını biliyor, gerekenleri öğreniyoruz.

Yüzmeyi biliyor, bilmiyorsak öğreniyoruz. Ama her durumda can yeleğimizi takıyoruz.

Çevrede yüzen, kürek çeken ya da demirde yatan teknelerin arasından sıyrılıp açıklığa çıkıncaya kadar hızlanmıyor, 3 knot ’tan fazla olmayan süratle seyrediyoruz.

Her zaman görünür olmaya dikkat ediyor, kimsenin bizi göremeyeceği yerlerde, kör noktalarda dolaşmıyoruz.

Mümkünse yanımızda, seyrettiğimiz bölgenin güncel bir haritasını bulunduruyoruz.

Liman/marina/koy içlerinde kesinlikle 3 knot’tan fazla süratle seyretmiyoruz. Yaratacağımız dalganın çevredekilere rahatsızlık, içinde kimse bulunmasa bile teknelere zarar vereceğini biliyoruz.

Motorumuzun gürültülü olduğunu unutmuyor, dinlenen, tatil yapan insanlara saygı duymalıyız.

Hobimizin, başkaları için bir eziyet olmayacağını bilincinde olmalıyız.

Dönmeden önce arkamızdan gelen tekne, jet ski, rüzgâr sörfü, gemi vs. olmadığından emin oluyoruz.

Yüzen insanlarla ya da sudaki diğer teknelerle aramızda belirli bir mesafe koruyor, yüzen insanların arasına jet skimizle dalmıyor, bu konudaki uyarıları dikkate almalıyız

Sürekli çevremizi gözlüyoruz.

Başkalarına göstereceğimiz saygının, yaptığımız spora saygı olarak bize geri döneceğini biliyoruz.

Yorucu bir seyrin ardından karaya çıkacağımız noktaya dönerken dikkatimizin dağılmış olabileceğini, yorgunluk ve dikkatsizliğin etkin olduğu böylesi durumlarda deniz kazalarının olabileceğini biliyoruz.

Yüzenlerin arasında kesinlikle hızlı seyretmemeliyiz.

Siste ve sert hava/deniz şartlarında hızlı seyretmemeliyiz.

Başka teknelere/deniz araçlarına ve insanlara fazla yaklaşmamalıyız

Jet ski’nin de profesyonelleri olduğunu, TV’de, sinemada gördüğümüz çeşitli atraksiyonların, bu profesyoneller tarafından yapıldığını biliyor, gördüklerimizi, kendi sağlığımızı ve çevremizi düşündüğümüz için denememeliyiz.

Jet ski kullananlar ya da kiraya verenler, bu kuralları biliyorlar mı dersiniz. Hiç sanmıyorum. Denizleri, sahilleri kirletenler, insanlara, çevreye ne derece duyarlı olurlar. Jet ski kullananların, onlara rehberlik edenlerin ehliyetleri var mıdır? Sahil Koruma, deniz araçlarını ne derece kontrol ediyor? Bu sorular yanıtsız kalıyor.

Genel temizlik de belediyenin görevidir. Duşlar akıyor, soyunma kabinleri, çöp kutuları takıldı, yollar asfaltlandı, site çöpleri düzenli alınıyor; ama sahil kumsalındaki çöpler yığın yığın. Kuşadası sahiline yakışmıyor.

Hüseyin Başdoğan,11.07.2015

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne çok haklısınız.Şikayetler toplumun ortak malı oldu artık.Deniz ve tatil kültürü olmayanların ve hatta bu kültürü zedeleyip yok olmasını isteyenlerin düşünce yapılarından kaynaklanıyor bu olumsuzluklar.Düzensiz,olumsuz ve kaba yaşam biçimleri ortalığı sarmış.Her şeyde kirlilik had safhada. Nerde o gelen baharla beyazı,turuncuyu,pembe ve kırmızıyı giyinen o güzelim güllerin yüzlerimize gülümsemesi.Yoksul ve yetim,eksilen bir hayatın hüznü içindeyiz hep...Bilgilendirdiğiniz için sağolun Hüseyin bey dostum.Uyarılar da insanları eğitir az çok.Selam ve saygılarımla iyi tatiller diliyorum sizlere.

Abbas Oğuz 
 13.07.2015 17:18
Cevap :
Abbas Bey,toplumun çok azı çevre ve çevre konusunda duyarlı.Dediğiniz gibi kaba yaşam tarzını benimseyenler çoğunlukta.Bir yanda ümmet kültürünün,diğer yandan popüler kültürün etkisinde bir yaşam tarzı.Deniz kültürü de yok.Katkıların için teşekkür eder; selam ve sevgilerimi iletrim.  14.07.2015 17:08
 

Herkes kendi evinin, barkinin, is=gücünün, çoluk çocuğunun derdinde, onların peşinde! Ortak alanlarin, ortak varliklarin ve değerlerin gozetilip korunması anlayışı yok denecek kadar zayıf maalesef. Bu gelir ve eğitimle de alakalı değil bizde ve bir azgelişmişlik gostergesi... Toplumsal duyarlılığınıza saygım be dostca selamlarimla...

Ersin Kabaoglu 
 13.07.2015 15:07
Cevap :
Ersin Bey,insanların öncelikle kişisel sorunlarıyla ilgilenmeleri doğal.Ancak,çevreye karşı duyarlı olunmazsa sahillerde,yaylalarda dinlenme olanağını bulmakta zorlanacaklar.İlgine ve katkına teşekkür eder; selam ve sevgilerimi iletirim.   14.07.2015 17:43
 

Sayın Başdoğan!Gerçekten sahiller gün geçtikçe yaşanmaz hale geliyor. Plajlarda, sokaklarda köpek dışkıları, izmaritler, poşetler, şişeler, kuru yemiş kabukları.Orman kısımları kesildi taş yığınları dikildi yeşil ve denizler katledildi, balık türleri azaldı.Selam ve saygılar.NAHİDE ÇELEBİ

NAHİDE ÇELEBİ 
 12.07.2015 19:23
Cevap :
Nahide Hanım,insanlarımız işbirliğiyle ülkemizin tüm güzelliklerini tüketmek,yok etmek için sanki anlaşmışlar.İlginize teşekkür ederim.Selam ve saygılarımla.  12.07.2015 20:38
 

Ne demezsiniz...

Şahin ÖZŞAHİN 
 11.07.2015 23:23
Cevap :
Şahin Bey,ilgine teşekkür eder,selamlarımı iletirim.  13.07.2015 14:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 344
Toplam yorum
: 1226
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 2242
Kayıt tarihi
: 04.12.12
 
 

Hüseyin BAŞDOĞAN, 1942'de Malatya- Arapgir'de doğdu.Arapgir Ortaokulunu, Diyarbakır Öğretmen Okul..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster