Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Ekim '19

 
Kategori
Evcil Hayvanlar
Okunma Sayısı
291
 

Şazimentleri Rahat Bırakın.

Hikâye der ki;

Sadece üç günlük ömrü olan kelebek bir gün bir papatyaya gönlünü vermiş. Bir gün, iki gün derken kelebek ancak papatyaya üçüncü günü sevdiğini söyleyebilmiş. Papatya ise tam ben de diyecekken kelebeğin ömrü bitivermiş.

Papatya da “Ona sevdiğimi neden daha önce söylemedim ki” diye çok üzülmüş ve üzüntüsünden yapraklarını dökmeye başlamış, Nesimi’nin “Didelerim nemli kan ağlar gözüm” nidaları eşliğinde...

Ve her yaprak döktüğünde “seni seviyorum” diye mırıldanabilmiş ancak. Bir gün nihai son gelip papatyanın da kapısını çalmış.

Sonrasında ne mi olmuş?

Papatyanın pişmanlığından bihaber, o gün bugündür her sevip de söyleyemeyen, cesaret bulabilmek adına papatyaya sorar olmuş “Seviyor mu? Sevmiyor mu?” diye. Üstelik papatyanın yapraklarını da kopararak…

Dünya kurulalı beri papatya nesline böyle bir zulmü reva görmekte ancak biz insanoğlu nesline yakışmış olsa gerek!

Tıpkı günümüzde sırf çocukları istedi diye henüz yeni doğmuş iken alınıp, birkaç ay bakıldıktan sonra sokağa bırakılan kedi köpek yavrularına yapıldığı gibi…

Üstelik o yavrular gözlerini açtıkları o ev ortamında fıtratlarıyla oynanıyor. Sokak ortamında karınlarını doyurma, kendileri koruma vb. alışkanlıkları gelişmedikleri için sokağa bırakıldıkları zaman tâbiri yerindeyse sudan çıkmış balığa dönüyorlar.

Üstelik tüm bunlar sırf bir çocuğun egosunu tatmin etmek adına yapılıyor. Neymiş efendim çocuk hayvan sevgisiyle büyüyecekmiş. Anne baba olarak siz o çocuğa yeteri kadar sorumluluk bilinci ve sevgi verdiniz mi ki? O çocuk sorumluluğuna bıraktığınız o yavruya hakkıyla bakabilsin ve de  sevebilsin?

Yakın geçmişte böyle bir yavru gördüm. Yaşları yaşları on üç on beş aralığında üç çocuk, oyun oynadıkları zannıyla hayvana resmen işkence yapıyorlardı. Tabii müdahale ettim. Neler yaşandı, neler konuşuldu kısmına hiç girmeyeceğim. Yavruyu alıp bir hayvan sever esnaf arkadaşıma götürmüştüm.

Geçenlerde arkadaşıma yine uğradığımda gördüm ve çok mutlu oldum. Boynuna isimliği takılmış, aşıları tamamlanmış, koltuğa kıvrılmış. Keyfine diyecek yoktu Şaziment hanımın…

İyi de sokağa bırakılan her kedi, köpek yavrusu Şaziment’le aynı şansa sahip olamıyor ki! Bak(a)mayacağınız hayvanı sahiplenmeyin ya da sahipleniyorsanız birkaç ay sonra sokağa terk etmeyin…

Oluru da budur zaten…

 

Bütün hüzünleri notalara dizmişler adına da "Vals" demişler.

Evgeny Grinko’dan bir tık ötenizde Valse :))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bebeğini cami avlusuna bırakanla, hayvanını bırakanlar, ağaç kesenler, rengiyle kokusuyla sayısız kişiye ruhsal şölen yaşatabilecek çiçekleri koparan benciller, balık avlayacağım diye dip taraması yapıp balık neslini tüketenler arasında bir fark yok, tek ortak nokta var, hepsi CAN, Canı da ancak vakti geldiğinde veren alabilir.Elinize sağlık değerli yazarım sevgiler

Cemile Torun 
 27.11.2019 1:11
Cevap :
O kadar güzel yorumlamışsınız ki Cemile hanım, bana sadece teşekkür etmek kalmış. Teşekkür ederim efendim. Sağlıcakla Kalın...  27.11.2019 5:01
 

Aileler, anne-babalar...Evlatlarla ve hatta diğer canlılarla her şey anne-babalarda başlayıp onlarda bitiyor. Sevgi, korumacılık, vicdan, mantık ve diğer benzerleri anne baba öğretmişse çocuğuna sorun yoktur. Ben daha derinine inmek istiyorum, anne babada bu hasletler varsa, öncelikle o evlat şanslıdır. Bu kazanımlar doğuşten gelmez, yakındaki sağlam kaynaktan sonradan öğrenilir kardeşim, bu konuyu işleyen ve çok okunan bir bloğum vardı hatırlarsın 28 Eylül 2009 tarihli, http://blog.milliyet.com.tr/halk-okullari--egitim-seferberligi--hep-birlikte--el-ele/Blog/?BlogNo=205475 Halk okulları, eğitim seferberliği, hep birlikte el ele...Her şeyi devletten, her türlü eğitimi okullardan beklemek yanlış, böyle konulardaki olumsuz sonuçlardan önce anne-babalar sorumludur, Şaziment hanım istisna, o şanslı...Selamlar ablandan sağlık ve mutluluk dilekleri ile birlikte...

Yurdagül Alkan 
 23.11.2019 17:53
Cevap :
Selamlar Ablacığım. O bloğunuzu tabii ki hatırlıyorum zira benim için çok önemliydi. Çok doğru ve de yerinde bir tespit “Kuzu ahılda ne görürse dışarıda onu işliyor” Bu minvalde sizin de benim de geçmişte yazdığımız birçok bloğumuz olmuştu… Sağlıcakla Kalın Ablacığım, hürmetler…  23.11.2019 21:04
 

Bir kez yaptım bunu. Kızımın ısrarına dayanamayıp aldığım bir kediyi bırakmak zorunda kaldım. Bir sokak kedisiydi zaten, sokağa alışıktı. Ama ne zaman bir kedinin yanından geçsem acaba o mu diye bakıyorum :(( yanımda mama taşıyorum. Bazen döküp onu bitirene kadar bir kedicik sessizce izliyorum.. Berbat bir duygu.. Birini birşeyi öyle ansızın bırakmak.. Telafisi yok, bunun yakıcı etkisini hep yaşayacağım. Tanıyorum kendimi..

SAYHAN 
 23.11.2019 14:31
Cevap :
Tabii siz bir sokak kedisinin bakımına talip olmuşsunuz. Zaten uyumda sağlayamamış. Anladığım kadarıyla bu yüzden tekrar bırakmak zorunda kalmışsınız ama doğrusu da bu bence her şey yerinde ağırdır. Yaşadığınız his, sizin insan olmanızla alakalı, ne mutlu size… Sağlıcakla Kalın…  23.11.2019 20:51
 

Ev ortamına alışan hayvanların sokağa terk edilmesi çok üzücü ve bencilce. İşte tam da bu nedenle diyorum ki insanlar bakabileceği kadar çocuk yapsın, bakamayacağı hayvanı da eve almasın. Sonucunda her ikisi de sokakta buluyor kendini...:( Selamlar, mutlu kalın.

Ayşegül HAYVAR 
 23.11.2019 12:27
Cevap :
Selamlar Ayşegül Hanım. Evet, “Bu çok bencilce” ve bende buna çok kızıyorum. Eskiler “Bencil insan, kendi esaretine zincirlenmiş bir kölelerdir” derlerdi. Ne yazık ki günümüzde köleler çoğalıyor. Kölelerin azalması temennisiyle… Sağlıcakla Kalın efendim…  23.11.2019 20:39
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 108
Toplam yorum
: 398
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2251
Kayıt tarihi
: 05.04.08
 
 

1972 Haziranında  Eskişehir'de doğdum. Edirne'de ikamet ediyorum. Duygu ve düşüncelerimi yazıya d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster