Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ekim '16

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
148
 

Schopenhauer'in tezi edebiyata sökmez

Schopenhauer'in tezi edebiyata sökmez
 

18. yüzyıl Alman filozofu Schopenhauer'in şöyle bir tezi var:

“Her boş vakitte okumak insanı ahmaklaştırır, zihni felç eder" diye.

Schopenhauer'in tezinde haklılık payı var ama, bence bu, edebiyat türü için geçerli değildir. Daha çok felsefi kitaplar için, bilimsel kitaplar için, bilgi bombardımanına tutan kitaplar için geçerlidir. Bu tür kitaplar zihni gerçekten yorar. Aklı esir alır, düşünme yetisini yavaş yavaş kaybettirir. Fazla yemek nasıl mide için zararlıysa, bağırsaklar hızlıca çalışıp nasıl vücuttan atıyorsa; bu tür kitaplar da hâkeza aynıdır. Sürekli zihne depolamak, zihnin yetilerine zarar verir.

Halk arasında felsefeclere 'tahtası kırık' derler genelde. Schopenhauer'in tezinin bir çeşit avam hali... Gerçekten de öyledir, düşünce kitaplarıyla zihni fazla meşgul etmek, zihni felç eder.

Ama, Schopenhauer'in tezi edebiyat türü için geçerli değildir. Misal, edebiyatın en gözde türü olan romanı istediğiniz kadar okuyabilirsiniz, zihniniz zarar görmez, bilâkis yarar görür. Çünkü roman, salt düşünce veya bilgi kitabı değildir.

Roman; hem bilgiden, hem düşünceden, hem yaşamdan, hem de insana dair duygulardan oluşan bir sentezdir. Gerçeklerle hayalin birbirine girmiş halidir. Roman, insan olma duygularını sivriltir, ruha estetik bir cila çeker, insanı düşünmeye sevk eder, zihnin hep uyanık kalmasını sağlar, vicdani duyarlılığı artırır. İnsanın yaşamaya fırsat bulamadığı pek çok hazzı ruha yaşatır roman, hissettirir.

*

Üç yıl önceydi, 'Gitmediğimiz birçok yeri, kitaplar sayesinde gezip gördük' diyen bir paylaşıma şu yorumu yapmıştım:

"Öyle değil midir?

Ben mesela New York'a hiç gitmedim ama, Manhattan da çok dolaştım.
Londra'ya hiç gitmedim ama, Buckhimgan sarayının izbeliklerinde dolaştım.
Paris'e hiç gitmedim ama, Louvre'nin havasını koklamış, Notre-Dame'nin soğuklukğunu hissetmiş, Eifel'in altında sevgiliye sarılmış gibiyim.
Yunanistan'a hiç gitmedim ama, Yunan adalarında tatil yapmış gibiyim.
Mısır'a hiç gitmedim ama, piramitlerin içerisinde dolaşmış gibiyim.
Tokyo'ya hiç gitmedim ama, trafiğine, kalabalıklığına, mutfağına alışmış gibiyim.

Kitaplar iyi ki varsınız."

Hep romanlar sayesinde...

*

10 yıldır düzenli okuyorum, 950 civarında kitap okudum; rahatlıkla söyleyebilirim ki, bunun 600'e yakını romandır. 350'si de diğer... Felsefe 50 çıkarsa ne âlâ... Bilimsel kitaplar 15 çıkarsa ne âlâ...

Tam tersi olsaydı, bugüne kadar yazdığım yazıları yazmam bence mümkün değildi. Edebiyat, yüreğime bir ilham perisi bahşetti.

*

Roman, edebiyatın en mucize türüdür.

Edebiyat; ruhun oksijeni, suyu ve ekmeğidir.

-Mustafa Yıldırım - 31.10.2016

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mustafa kardeş sen ve Schopenhauer konuyu biraz kendinize yontmuşsunuz gibi geldi bana :)

Nizamettin BİBER 
 31.10.2016 23:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 252
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 633
Kayıt tarihi
: 03.11.12
 
 

Konyalıyım. Edebiyat okudum. Amatör yazar ve şairim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster