Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '12

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
46699
 

Serbest kıyafet mi? Okul forması mı?

Serbest kıyafet mi? Okul forması mı?
 

SERBEST KIYAFET Mİ ? OKUL FORMASI MI ?


Milli Eğitim Bakanlığı – öğrencilere kıyafet de özgürlük vermek amacıyla - belirli koşullarda ( yine sınırlandırma ile ) - okullarda serbest kıyafet uygulaması için yönetmelik değişikliği yaptı. Uygulamanın 2013 - 2014 eğitim - öğretim yılında başlayacağı bildirildi.  

MİLLΠEĞİTİM BAKANLIĞINA BAĞLI OKUL ÖĞRENCİLERİNİN KILIK VE KIYAFETLERİNE DAİR YÖNETMELİK”  27 Kasım 2012 tarih 28480 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmişti.  

Bu konudaki – okul formalarının teminindeki emrivakiler dahil - düşüncelerimi ve yönetmelikteki temel ilkeler ve sınırlamaları sizlerle paylaşmak için daha önce de yazmıştım.   

Bu kez, Milli Eğitimde çözümlenmesi gereken onca sorun dururken, ilk sıraya alınan okullarda öğrenci kıyafetlerinin serbest bırakılmasının –eğitimci gözüyle -  eğitime ve öğrencilerin psikolojisine nasıl etki yapacağı konusundaki kaygılarımı sizlerle paylaşmak istiyorum. İşin siyasi yönünü ve amacını ele alan çok sayıda köşe yazarı var. Ben uygulamanın özellikle öğrencilerin ruhsal yapısı üzerindeki etkisini ele almak istiyorum.

Psikolojik Danışman Sayın Serhat Yabancı konuyla ilgili yazısının bir bölümünde, “Kıyafetlerin tek tip olması, farklılık ve bireyselliği engellemektedir. Eğitim hayatında sırf ekonomik farklılığı ortadan kaldırmak için herkese aynı şeyi giydirmek, zulümden başka bir şey değildir.” diyor.  

Sayın Yabancı’nın  bu görüşüne saygı duyuyorum ancak, 21 yıl öğretmenlik ve 15 yıl Bakanlık müfettişliği yapmış bir eğitimci olarak katılmıyorum. Okul dışında öğrenciler zaten tek tip giymemektedir. Okulda geçen süre farklılık ve bireyselliği engellemez. Aksine  - disipline ederek – toplumdaki kurallara uyumu sağlar.

Okullar eğitim açısından öğrencilerin belli kriterlerle disipline edilerek topluma uyum sağladıkları yerlerdir. Bugünün yetişkinleri olarak bir düşününüz.  İlkokulda önlük, ortaokul ve lise de forma giymeniz (eğer giydiyseniz) bireyselliklerinizi,  olumsuz mu etkiledi? Kıyafetlerinizin tek tip olması farklılıklarınızı engelledi mi?     

Okullarımız öğrencilere zulüm edilen yerler değildir. Önlük ya da okul forması “öğrencilere zulüm olsun” diye giydirilmemiştir. Okul forması “uyumluluk ve ait olma duygusunu” geliştirir. Formanın varlığı öğrenciye eğitimde resmi bir kimlik kazandırır. Ona toplumda öğrenci olmanın ayrıcalığını  verir.

Okulda öğrenci kıyafetleri serbest olacak deniyor. Ama yine de belli sınırlandırmalar var. Bu aslında açıklanan “özgürlük” değildir. Bu sınırlı değişiklikler, öğrencilerin yetişkin olduğunda toplum kurallarına aldırış etmemesine neden olabilecektir.  

Yaşam alanlarımızda ve her yerde uyulması gereken kurallar vardır. Yollardaki trafik kuralları, hastanelerdeki kurallar,  toplu yaşanılan yerlerde uymamız gereken kurallar gibi. Okullarda da öğrencilerin belirli kurallar içinde yaşaması gerekmektedir. Kılık kıyafet kuralı da bunlardan biridir. Öyle olmasaydı, yıllar öncesinden çıkarılıp kullanıla gelen  ilgili yönetmelik olmazdı.  

Okul sadece bilgi kazanılan bir yer değildir. Önce eğitim gelir. Bunun için de öğrencilerin arkadaşlarıyla uyumlu geçinmeleri, çevresindekilere nasıl davranılacağını öğrenmesi, kendisinin diğer arkadaşlarıyla eşit olduğu bilincinin verilmesi, ev dışında da kurallara uymayı öğrenmesi ve sorumluluk duygusunu yüklenmesi gerekir. Bunları kazanırken, önlük ya da forma giymesi onlarda eşitlik duygusu içinde birlik ve beraberliği sağlar.

Okul dışı zamanlarında canının istediğini giyen öğrencinin, okula giderken önlük ya da okul formasını giymesi onda “öğrencilik bilinci”ni geliştirir. Okula gitmeyenlere göre,  kendini  değerli ve farklı görür.  

2013 - 2014  eğitim - öğretim yılında yürürlüğe girecek yönetmelik değişikliği ile öğrenciler için “okullarda kıyafet serbestliği” bazı sorunları da beraberinde getireceğini sanıyorum.

Okula – yönetmelikte belirtilen hususlar dahilinde de olsa - istediği kıyafetle gidebilecek öğrenci, orada kendini çok daha serbest hissedecek, kuralsızlığı benimseyerek, okulu önemsemez hale gelecektir. Sınıfta kalmanın zorlaştığı bir ortamda,  başarıya ulaşmak için hiç de gayret etmeyecektir. Bu öğretmenler üzerinde de olumsuz etkiler bırakacaktır.  Rehberlik servislerinin işleri çoğalacaktır.

Kıyafet serbestliği sayesinde varlıklı ailelerin çocuklarının – her gün ayrı, markalı kıyafetleri giymesi,  diğerlerine “hava atmalar”ına neden olacak. Bu öğrenciler kendilerini daha üstün, ayrıcalıklı ve daha farklı hissedecekler.

Varlıklı öğrencilerin giyinme tarzı ve kültürü karşısında, her gün aynı kıyafeti giymek zorunda kalacak olan, dar gelirli ailelerin çocuklarının psikolojilerinin ne olacağını düşünüyor musunuz?  Eğitimde eşitlik ilkesi bu mu?

Birileri kendisini iyi hissederken,  diğerleri eziklik içinde olacaklar. Uygulama başladığında, okullarımız da “moda defilesi” gibi, kıyafet yarışması başlayacaktır. Öğrenciler her ne kadar arkadaşını tanısa da, giyimine bakarak, ekonomik yönden ön yargılı davranabilecektir. İyi giyinemeyen ergen öğrenci kendini, çevresinin beğenisi ile değerlendirdiğinde, mutsuzluğa ve başarısızlığa düşecektir. Bunda en çok etkilenecek olan “yetiştirme yurtlarında kalankimsesiz öğrenciler olacaktır. Okul formalarında bu sıkıntı yaşanmamaktadır.  

Okullarda aynı sıralarda farklı gelir gruplarından öğrenciler bulunmaktadır. Okul üniformaları onların “zengin-fakir” durumunu gizlemektedir. Öğrenciler arkadaşlarının zenginliğini bilir ama serbest kıyafet ile bu durum alenen “deşifre” olacaktır.  Eşitlik kavramına ters düşmektedir.

Örnek gösterilen diğer ülke okullarındaki giysi serbestliğinin sorun olmadığı açıklamasına da katılmıyorum.   Oradakilerin çoğunluğunun gelir düzeyi üç aşağı -beş yukarı aynıdır.  Oysa bizdeki gelir dağılımını adaletsizliğini söylememe gerek yok.    

Okullarımızın yapısı, üniversite ve dershanelerdeki kıyafet serbestliğine de uygun değildir.  Serbest kıyafet uygulamasında okulların korunmaya çalışılan ciddi düzeninin bozulup laçka olacağını ve  “karnaval yeri”ne döneceğini göreceğiz. İsteyen öğrencilerin saçlarını da uzatabileceğini Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer açıkladı. Bu da ayrı bir sorun. Ne kadar uzun olacak?  Herkesin ayrı telden çalması, birlik ve beraberliği nasıl sağlayacaktır? İngilizlerin bir atasözü var. “Aşçı çok olunca, yemek yanar”.

Okulda içinde veya kapısında istenmeyen bir olay olduğunda, nöbetçi öğretmen veya görevli kişiler kimin öğrenci olduğunu, kimin olmadığını nasıl ayırt edebilecek? Yönetim olası kargaşayı nasıl kontrol altına alacak? Öğrencilerin tanınması zor olacaktır. Okul formasıyla bu iş  daha kolaydır.

Özetleyecek olursak; İlkokul, ortaokul ve liselerde okuyan öğrencilerin ailelerinin gelir düzeyleri aynı değildir. Dar gelirli ailelerin çocukları okulda mahcup olmamak uğruna daha iyi, daha pahalı ve markalı giysileri aldırtmak için ailelerine baskı yapacaklar. Gücü yeten almaya çalışacak. Yetmeyenler ise, evladına karşı mahcup olmamak için borca girerek almaya çalışacaktır. Alamazsa, sıkıntılar yaşanacaktır. Belki de öğrenciler ailelerinden habersiz kendileri bulma yoluna da  gidebilecekler. Okul formasında bu sıkıntılar yoktu.

Gelişme çağında, duygusallığı ön plana çıkaran, kendini kanıtlamaya çalışan bir dönemde olan öğrencilere, kıyafet farklılığının üstünlük olmadığını anlatmak kolay değildir. Olmayınca da bir tatminsizlik içine düşecekler. Arkadaşları ve çevresiyle en ufak bir olayda  çatışacaklardır.  Bu öğrenciler kendilerini mağdur hissedecekler. Bu da onların okuldaki başarılarını olumsuz etkiler. 

Daha önce de yazmıştım.

Öğrencilere “kıyafet serbestliği” verelim derken, onların ve velilerin psikolojilerini bozmaya ve onları mutsuzluğa itmeye başlamadan önce, yapılan değişikliğin zararı ve yararı üzerinde iyice düşünülmeli, düzeltilmesi zor yanlışlıklara meydan verilmemelidir.   

 

Sevgi  ve saygılarımla.   03. 12. 2012 

 

Ali İhsan ÖZÇAKIR

MEB. Bakanlık Başmüfettişi (E)

e-mail: aliihsanozcakir@hotmail.com

 

Necati D bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 3758
Kayıt tarihi
: 07.04.09
 
 

47 yıllık eğitimciyim. İngilizce öğretmenliği ve Bakanlık müfettişliği yaptım. Bunca yıllık eğiti..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster