Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '06

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
3602
 

Sessiz kabullenme

Sessiz kabullenme
 

Diyelim ki çocuğunuz sizin istemediğiniz bir şeyi gözünüzün önünde yaptı ve siz hiçbir şey demediniz. Ya da işyerinde çalışanlarınızdan birisi ciddi bir hata yaptı, farkettiniz ancak bir şey demediniz.

İşte bu sessiz kabullenmedir.

Bir şeyleri sessiz kabullendiğinizde ortaya çıkan negatif sonuçlarıda körüklemiş olursunuz. Ya sizin sessizliğiniz aynı şeyin tekrar yapılma cesaretini verir yada yapılanın yanlış olmadığını düşündürtebilir.

Hayatınızda, çevrenizde ve/veya haberleri izlerken neleri kabulleniyor, neleri kabullenmiyor, neleri kabullenmiyor üstelik onunla mücadele ediyorsunuz hiç düşündünüz mü?

Pasif kaldığınız noktalarda belkide enerjiniz yeteriz kalıyor, spor yapmıyorsunuz, iyi beslenmiyorsunuz. Yada bulunduğunuz pozisyon etki yaratabileceğiniz bir güç vermiyor size. Belkide yorgunsunuz geçmiş mücadelelerden. Belki başından beri korkup kaçtınız mücadele etmekten. Hangisi?

Peki bu durumda kendinizi sessizce kabulleniyor musunuz? Kendi performansınızı kabul eidlebilir düzeyde görüyor musunuz? Ailenize yeterince vakit ayırdığınızı, sağlığınıza gereken özeni gösterdiğinizi, yardıma muhtaçlara yardım ettiğinizi, çevreyi koruduğunuzu düşünüyor musunuz?

Şimdi yaşadığınız iyi-kötü olayların ve aldığınız sonuçların sizi şaşırtıp şaşırtmadığını söyleyin.

“Şanssızım” “Nazar değdi” “Hayret yahu kısmet değilmiş” gibi teslimci klişeleri bırakın. Eğer hayatınızda bir şeyler ideğiştirmek istiyorsanız sessiz kabullenme ile yapamazsınız. Kendinize yeni standartlar getirin.

Yeri geldiğinde karşı çıkın, fikirlerinizi söylemekten çekinmeyin, iyiye doğru haraketten sarfı nazar etmeyin.

Sessiz onaylama yakın arkadaşların, eşlerin, dostların en büyük korkularından biridir çünükü samimiyeti yok eder, gerçeklerin saklanması anlamına gelir. Bazen gerçeklerle yüzleşmek ağır olsada dostluk, arkadaşlık bunu gerektirir.

Sessiz onaylama problemlerinizi çözümsüzlüğe sürükler. Çünük problemleri çözmenin birinci adımı problemi dile getirmek ve tanımlamaktır. Sesizlik problemi gizler ve gizlendiği yerde büyümesini sağlar.

Bugüne kadar sessizliği, ketumluğu erdem edindik ama yerine göre. Konuşmanında erdem olduğu yerleri bilmek gerek. Hemde sessizlik sağır etmeden insanı.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu bir zihniyet halini aldı. Meşrulaştı ve kendine bir de kimlik buldu. Oysa çok yanlış. Haklısınız. Sessiz kalmak konuşmamak değildir. Sessiz kalmak sessiz konuşmaktır. Her seferinde de içeriği onaydır. Haklısınız, onaylayacaksak bile bunu konuşarak yapalım.

A y s a n c a 
 11.10.2006 0:23
 

sessiz kalmak ve fikrimizi söylemekten sarfı nazar etmek sonra aynı problemin dallanıp budaklanarak geri dönmesine neden oluyor. yazınızda da vurguladığınız gibi bizler sorun olarak gördüğümüz konuları pekala "uygun ve karşımızdakini savunmaya geçirmeyecek ama düşünmeye sevkedecek" şekillerde söylemenin yollarını bulsak daha iyi olur. sevgiler.

Başak ALTIN 
 10.10.2006 20:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 578
Toplam yorum
: 604
Toplam mesaj
: 105
Ort. okunma sayısı
: 5354
Kayıt tarihi
: 23.06.06
 
 

Superonline danışmanlık, İktisat Bankası' nda ilk palm bankacılığı uygulaması, 5 yıl Garanti E-Ticar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster