Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Eylül '12

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
575
 

Sessiz Saatler

Sessiz Saatler
 

 

En keyifli anlarımdan biridir, eve dönerken  kitapçıların tezgahlarında bakınmak, yeni çıkan kitaplara göz atmak,  okumayı çok istediğim bir kitabı satın alıp hemen o gece okumaya koyulmak. Oysa evde de bir kasaba kütüphanesini dolduracak kadar kitap da beklemektedir sırada. 
 
Bugece, kitapçıda tezgaha bakınırken, SESSİZ SAATLER adlı kitap ilişti gözüme. Yazarı Gaelle JOSSE 'yi daha önce duymamıştım hiç. Fakat  çevirmeni usta çevirmenlerimizden Yaşar AVUNÇ olunca hiç düşünmeden aldım.  Dumanı tütüyordu  kitabın. Eylül 2012 baskısı ( Sel Yayıncılık) ama bir önemli nokta da kitabın Fransızca  ilk yayımlanma tarihinin 2011 olması. Bu nedenle çevirmenlerimizin zarif  şövalyelerinden Yaşar Avunç Bey'e buradan teşekkür  ediyoruz. Bizim gibi meraklı okurları için böyle dumanı üstünde tüten  nice nice kitapları çevirmelerini diliyoruz. 
 
Sessiz Saatler, bir tablo üzerine kurgulanmış bir roman. Genelde tabloyu yapan ressam ya da satın alan kişilerin ya da tablonun dolaşımını  anlatan  romanları okumuşumdur, Balzac'dan ve Enis Batur 'dan ama tablodaki kahramanın kendisini anlattığı bir roman okumuş muydum? 
 
Holandalı ressam Emmanuel de Witte (1609- 1692),  " Interior with a Woman at the Virginals" adlı yapıtında( 1665) , oturma odasında, klavsen çalan bir kadın sırtı dönük olarak resmetmiştir.
 
 İşte 12 Kasım 1667'de Delf 'de başlayıp, 16 Aralık'ta sona eren günlüklerin yazarı bu sırtı dönük olan kadındır. Yanı Gaelle Josse tablodaki kadını ete kemiğe büründürmüştür. 
 
 
Kitabın başlangıcında, yazılan isimlerin yanı sıra " ve elbette Müziğe" diye  ithaf olunca, ve adı da Sessiz Saatler olunca, ister istemez aklıma "sessizliğin sesi" geliyor. Her ne kadar oradaki Müziğe sözcüğünün Frans  Shubert 'in an die Musik( Müziğe) adlı solo ses ve piyano için bestelediği lied'e gönderme olduğu notu olsa  da.  
 
Sessizliğin Sesi , insanın iç sesi. Gölgelerin karanlığı  inip,   diğer aile  bireylerinin uykuya çekildiği anda, içimizde çalan engellenemez melodinin sözcükler olarak defterlere düşen izidir. Belleğimizden çağlayarak akan anıların, duyguların, düşüncelerin, yaşadıklarımızın felsefi ve psikolojik çözümlemelerinin birbiri içinden geçerek karıştığı köpürdüğü bir  kutsal buhurdanlığa benzer. 
 
 " Onun  (kadının) geceleyin özgür sesi Evelyne Morin," 
 
alıntısından  da yukardaki tanımlamamazı destekleyen anlamlar çıkmaz mı? Zaten kahramanımız kendisi de söylüyor, diğer kadınlara açılmaktan hoşlanmadığını. O zaman tek seçenek, kendi iç sesinin tınısında dertleşme  oluyor kuşkusuz. 
 
 
17. yüzyılda Hollanda'nın Delf kentinde yaşayan Magdelena Van  Beyeren'in, yüzeysel bir okuyuşla o devri anlatan anıları  gibi görünse de  ince göndermelere dikkat edildiğinde yaşamın, ilişkilerin sorgulandığı ve var olma adına , statüyü koruma adına Magdelana'nın yüreğine gömdüğü katlanmak zorunda olduğu sırları, korkuları görürüz. Magdelena adı da bu bağlamda acıyla özdeşleşmesi bakımından özellikle seçilmiş gibi görünüyor. 
 
Ressamlar ve Tüccarlar  başlıklı  yazımı hazırlarken 17. ve 18. yüzyılda Hollanda ile ilgili epeyce bilgi edindiğimden, romanın  titiz  bir araştırmanın sonucunda yazılmış olduğunu görebildim. Karakter ve birinci tekil anlatıcı, tablodaki sırtı dönük kadın olsa da, 17. yüzyılda arka planda gelişen tarihi, özellikle ekonomi tarihini ve toplumun  sosyolojisini  incelikli olarak veriyor roman.
 
Bu sadece kitabı okuduğumu, beğendiğimi ve önerdiğimi söylemek için yazdığım bir  duyuru yazısıdır. İşin doğrusu büyük emekler harcanarak yazılan ve çevirisi yapılan romanların  tanıtım yazısında özetlenmesini de ne bir  okur olarak ne de yazar olarak hoş bulurum.  
 
 
İlk romanıymış Gaelle Josse'nin.  Deneyimli bir yazarın , bir araştırmacının elinden çıktığı hemen görülüyor. 
 
Emel Dinseven 
14 Ağustos 2012 
 
 
 
    
 
    
 
   
 
    
 
   
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Kitap fransizca yazili, ben onu ispanyolcaya cevirdim. Yazarin haberi var. Tesekkurler ilgilendiginiz icin

ferah badan 
 27.10.2012 10:17
Cevap :
Ne güzel bir haber ve bilgilendirme bu.Umarım bizim de romanlarımızı bir gün çevirisiniz ve bizi de mutlu edersiniz.Örneğin ŞEn YUNUS VE Küçük HUSO diye bir gençlik romanım var ama romana ad seçimim romanımın şanssızlığı oldu. Herkes Huso'yu Hüseyin'in kısaltılmışı sandı. Oysa Latince bilimsel ad Husohuso'nun kısaltılmışı ve çocukları düşündüren oldukça felsefi bir roman. Türkiye dışında yayın hakları da bende. :))) Ben teşekkür ederim...Mutlu bayramlar   27.10.2012 21:09
 

Merhaba, bende bu kitabi önceden okudum vede çok begendim. Hatta bu yazarin ikinci kitabini ispanyolcaya çevirdim (masterimi bitirmek için)

ferah badan 
 10.10.2012 23:50
Cevap :
Ne güzel, İngilizceden mi çevirdiniz yoksa Fransızcadan mı bilmiyorum ama çok hoş. Acaba Türkçesi de var mı? Esenlikle...   18.10.2012 11:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 566
Toplam yorum
: 1972
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 1303
Kayıt tarihi
: 11.07.06
 
 

Edebiyatla ilgileniyorum. Ayrıca amatörce belgesel film çalışmaları yapıyorum ve kültürel etkinlikle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster