Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Şubat '09

 
Kategori
Sevgililer Günü
Okunma Sayısı
707
 

Sevgisizler günü

1934 yılında soyadı kanunu çıktı, her Türk kendine bir soyadı alacaktı, herkes kendisine soyadını kendisi seçtiği için insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı. Dünyanın en cimrileri 'eli açık' dünyanın en korkakları 'yürekli', dünyanın en tembelleri 'çalışkan' gibi soyadları aldılar. Bir mektup yazabilecek zamanda ancak imzasını atabilen bir öğretmenimiz kendisine 'çevikel' soyadını almıştı. Irkçılığın yayıldığı günler olduğundan, özellikle Türklüğü karışık olanlar ırkçılığı anlatan soyadlarını kapışıyorlardı. Her türlü yağmada hep sona kaldığım için güzel soyadı yağmasında da sona kaldım. Bana, ortada böbürlenebileceğim bir soyadı kalmadığından, kendime 'nesin' soyadını aldım. Herkes Nesin’diye çağırdıkça ne olduğumu düşünüp kendime geleyim istedim.
Aziz NESİN

Aziz Nesin’in en sevdiğim yazılarından birisidir.

İnsan en fazla eksik olduğunu hissettiği konuda konuşur denilir. Aziz Nesin in bu yazısı da bunu çok güzel anlattığı için buraya koydum.

Bu düşünceyle etrafımıza baktığımız zaman bakış açımız biraz daha farklı olacaktır. Ben bu düşünceyi öğrendikten sonra insanlara bakışım ve söylediklerini yorumlayışım tamamen değişti. Mesela bir insan iyi veya kötü anlamda hangi konudan çok bahsediyorsa o konuda bir yarası olduğunu düşünmeye başladım.

Eğer şiddetle karşı çıkıyorsa en kısa sürede karşı çıktığı şeyi kendisi yapacaktır. Bu sürenin kısalığı gösterdiği tepkinin şiddetine bağlı.

Eğer bir kişi sürekli dinden bahsediyorsa muhtemelen dini duyguları zayıftır, eğer bir kişi sürekli dürüstlükten bahsediyorsa yine muhtemelen kendisi yalan söylemeye meyillidir. Aldatan insanların çoğunun, konuşmalarında aldatmaya en fazla karşı çıkan kişiler olduğunu görmek artık şaşırtıcı gelmiyor.

Bunun için kendimce bir yöntem belirledim; yeni tanıştığım kişilere bir takım olaylar anlatıyorum ve kişilerin o olaydaki kötü kişiye tepkisine göre karar veriyorum..Kendi çapımda bir araştırma diyelim..

Araştırmanın sonuçlarında; sözüm ona kötü davranışı yapan kişiyi en şiddetle kınayanlar 6 ay geçmeden aynı olayı kendisi de yapmıştır.

Yazmak istediğim konu sevgililer günü ile ilgiliydi aslında ama konu nereden nereye geldi.

Son yıllarda sevgililer gününün, sevgi ve aşk konularının bu kadar çok dile düşmesinin sebebi; bu konularda gittikçe artan eksikliğimiz olabilir mi? Aslında sevgiye, aşka, sevgiliye, dürüstlüğe, saygıya duyulan eksiklik arttıkça ya da insanlar bu konularda eksildikçe, dışavurumları artıyor diye düşünüyorum.

Bu mantıkla baktığımız zaman; sevgililer günü abartıldıkça, sevgisiz insanların ne kadar çok artmış olduğu anlamını çıkarabilir miyiz acaba? Ve bu günün adını "sevgisizler günü" olarak değiştirebilir miyiz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 35
Ort. okunma sayısı
: 2278
Kayıt tarihi
: 07.02.09
 
 

1970 Tokat doğumluyum. İstanbul Tıp Fakültesi Sağlık Meslek Yüksekokulu Tıbbi Laboratuvar bölümü mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster