Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
463
 

Sevgisizliğin Kökeni

Sevgisizliğin Kökeni
 

İnsanın haklarının çiğnenmesi, aşağılık duygusu ve bunun kamçıladığı öfkeyle beraber insanı gizlenmiş tepkileriyle yeni davranışlar edinmesine sebep olur.

Başkalarınca önemsiz olan, benimsenip önemsenmeyen kendi fikrini önemleştirmek ve benimsetmek için kendi iç hazırlıklarına yönelerek, kendisinin de istekleri olabileceğini dikkate alarak mücaddeleye girişebileceğine kendini inandırır. Ve ilk iş olarak da suskunluk olan tacını kaldırıp atar.

Efendi ve efendilerinin dediklerinden kesinlikle dışarı çıkamayan, bir köle gibi bağlılığını sürdüren, ancak kendi gerçeğinin farkına vararak, önceki değerlerin karşısına dikilerek, yeni edinilmiş bilinciyle kendisi olması gerekenle özleştirir. Önceleri herşeye boyun büken ve hiç sesini çıkarmayan, iç itirazlarını saklı tutan, mecburi sabırda kalan insan başı dik duruşunu vazgeçilmez diye kabüllenip çoğu emir ve buyruklara karşı çıkmaya başlar.

Emir kulu, efendisinin rencide edici davranışlarına başkaldırmasıyla, köleci hizmetkârlığını da reddederek yaratılışın veya varoluşun hakkaniyetini de hesaba katarak, eşitliği denkleştirmeğe hazırlanır. Başlarda sabırlı bir itaat şimdilerde inatçı bir kişilikle, kendisindeki eksiklilkleri de azaltarak, kendi dağınık parçalarını da toplayarak yeni sağlam ve güçlü, kararlı bir bütünlük oluşturur. Sevgi ve saygının içinde kendine de yer açarak, hak edilmiş yaşam içinde kendine de bir değer biçer. Ancak kendisine hükmeden baskı kurucusuyla başını derde sokup kötü bir kayıpla karşılaşabileceğini de kabüllenir. Ancak o kutsal özgürlüğü için gerekirse canını vermeyi de göze alır. Yıkılmaktansa ayakta gezer bir ölü olmayı yeğler.

Kendi kendisinin yükseltisine sığınıp ya varsın ya da yoksun çelişkisinden çıkıp kendi öz karanlığından da sıyrılarak, kendi bencilliğinin ötesinde yeni nesillerin de sevgi-saygıda, hak ve adalette, özgürlükte ve her türlü insan ilişkilerinde kendilerine yer edinmesinin yolunu açar.

Ancak haksızlığa uğramışlığıyla insan özlemini çektiği tüm değerleri kendinde toplayamadı. Yine de tek başına kalmayarak arka çıkanları ve destek verenleriyle çoğalıp evrensel iyiliğin şemsiyesi altında toplanabilmeyi gerçekleştirdi.

Sonuç olarak: Başkaldırı zayıf kaldığı için değerleri koruyup yaygınlaştıramadı. Güçsüzlüğü güce, itilmişliği ve yalnızlığı topluma taşıyamadı ve kendini kabül ettiremedi. İnsan, çokluğuyla az olana yenildi.

Tüm ezilmişlerin, yokluğa düşmüşlerin, geleceği ellerinden alınmışların, hayatı karartılmışların, baskı altında yaşayanların, özgürlüğü yaşayamayanların ve haksızlıklar içinde kıvrananların bu kötülük dolu çağdan sevginin karşı gelinmez gücüyle çıkmalarını diliyorum.
     

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Son yılların en büyük palavralarından bir hiç şüphesiz ki "sevgi" kavramıdır. Sevgi, öfke, nefret, korku, iğrenmek gibi insanın çeşitli duygusallık hallerinden biridir. Postmodern kültür sevginin bütün kapıları açabilen bir sihirli bir maymuncuk olduğu iddiasını yaymış ve çok da taraftar toplamıştır. Ancak ne var sadece insanlar değil hayvanların da sevdikleri ve sevmedikleri şeyler vardır. Şimdi hal böyleyken sevgiye methiyeler düzmek onu bir öğreti haline getirmek bence bilinçsizlikten başka bir şey değildir. Önemli olan insanın neyin sevilesi neyin de sevilmemesi gerektiğini bilmesidir. Buda insanın farkındalığıdır. Her şeyi seven, sonuçta kendi celladını da sevecektir. Emeğinize sağlık, epey uğraşmışınız ama bana göre içi boş bir yazı. Saygı ve selamlarımla

Matilla 
 26.05.2013 20:51
Cevap :
Ne bu şiddet,bu celâl anlayamadım.Sevginin bir duygusallık kavramı olduğu doğrudur,hayır demedim ki.O postmodern kültürde yer alan o maymunlarla uğraşsanız,derslerini verseniz daha sevindirici olmaz mı?Sanki o kadar taraftarı ben toplamışım.İnsanların veya hayvanların sevdikleri veya sevmedikleriyle sevgiye methiyeler düzmenin ne ilgisi var?Yanlız birşeyi öğreti haline getirmek bir bilinçle olur.Bilinçsizlikten hiçlik çıkar,bu da bir öğreti geliştirme cesaretini yüklenemez,ki benim öyle bir gücüm,niyetim ve teşbbüsüm de yok.Burası bir bilim akedemisi değil ki yayınlanan bir denemenin veya mekalenin bilimsel verilere dayanarak yanlış veya doğru oldu açığa çıkarılsın...Neyin sevilip neyin sevilmeyeceğini herkes de bilir ayrıca.Bahsettiğiniz o FARKINDALIK kavramı bu palavra diye nitelendirdiğiniz o sihirli maymuncuğu yayan OSHO öğretisine mi ait acaba?..Bir yaşam biçimine düşman diye belleyelim bundan sonra sevgiyi,öyle mi? İncelik ve nezaketinize,hoşgörünüze teşekkürler!   26.05.2013 23:57
 

İlginç olan şudur ki insanların büyük çoğunluğu her kapıyı açan "tek" anahtarın sevgi olduğunu savunuyorlarsa da aslında "sevgisizliğin" temelinde yatan "yegane şey" tam da bilinçsizlik olduğu içindir ki, o tek anahtar yada asıl anahtar "bilinç" olmaz mı? Demekki bilinç sevgiden çok daha önceliklidir ve insana sevgi değil ya da sevgiden ziyade asıl ve önce bilinç gerekmektedir ki gerçek sevgiyle sevedebilsin, sevmeyi,sevgiyi öğrenebilsin, sevginin anlamını da değerini de bilebilsin, gerçek sevgiyi gerçekten hissedebilsin. Zaten sizin de belirttiğiniz gibi, başkaldırının zayıf kalıp yaygınlaşamaması ve çoğunluğun azınlığa yenik düşmesinin de yegane ve asıl nedeni yine "bilinçsizlik", yani sevginin değil de, asıl,"bilincin eksikliği" değil midir? Değerleri korumakta "birlikte hareket edememeleri", bunu başaramamaları, birbirlerini sevmedikleri için değil de, bunun ve topluca hareket etmenin yeterince öneminin ve gerekliliğinin bilincinde olmadıkları içindir keza. Selam ve saygılarımla...

Filiz Alev 
 26.05.2013 4:04
Cevap :
Size tamamen katılıyorum,sayın Alev.Herşeyin temeli bilgi anbarı bilinçle kurulur.Başarılı olabilmenin yollarına öylesine tehlikeli dar geçitler yapmışlar ki,burdan geçebilseniz dahi,düzlüklere dahi kurulmuş engebelerden geçişte sıkıntıyı yaşıyorsunuz.Yaşamın kapısından yeni girmeğe çelışan genç dimağlara musallat olabilecek yeni yeni kalıplar devreye giriyor sonra da.Bilinç olmayınca bu kötü ve zarar verici değerlerle pençeleşmek zorunda olanlar oyunu kaybediyor ve kendi kabuğuna çekiliyor,Genelde bu böyledir;ama bilincin elde edilmesi için okullarımızdaki yetişme ve öğrenme yolundaki hassasiyet gösterilmeyince sevgi değerinin yüceliği ve gerekliliği kavranılıp öğrenilmeden sevgisizliği tetikleyen ve çoğaltan höşgörüsüzlük,kabalık ve samimiyetsizlikler devreye girerek sevginin üzerine kalın bir örtü gibi geriliyor.Özbenliğin de kapısına kilit vuruluyor...Bilinci çok az da olsa anne çocuğunu hep sever.Değerleri beraberce koruma mecburi bir gelenek olmalı...Örgütlülük!?. Sağolunuz.   26.05.2013 19:27
 

Abbas Bey, bütün bu anlattıklarınız sevgiyi elde etme çabalarıdır. Sevginin kökeni ise çocukluk yıllarındaki anne-baba ve diğer aile üyeleridir. Tabi sevgi karşılıklı olarak bir ömür boyu sürmeldir. Sevgisizlik insanı yer bitirir. Bunun panzehri de önce sevmek, sonra da karşılık alınca o sevgiye sahip çıkmaktır... Sevgileriniz bol olsun efendim...

Dr Atanur Yıldız 
 18.05.2013 8:07
Cevap :
Çok haklısınız Atanur bey.sağlıklı,eğitimli dolayısıyla bilinçli anne-babaların çocukları da sevgiyle büyürler ve onu yaygınlaştırmanın yoluna girerler;sizin de bildiğiniz gibi anne-baba çocukların aynasıdır,aile ve okuldaki eğitimle başlar herşey...Herşeyin varlık nedeni sevgidir.Dilekleriniz benim de dileğimdir...Sağlıcakla kalınız,daimi sevgilerde kalınız,Değerli Dr.Atanur bey.  19.05.2013 12:31
 

Merhaba Abbas Bey, iki defa okudum yazıyı, gerçekten düşündürttü konunun üzerinde. Sevgisizliğin kökeni herkese göre değişir belki. Başkaldıran ya da emre itaat eden. Güveni olmayan ya da çok fazla özgüvenli olan, zayıf ya da güçlü vb. Ama güzel bir çalışma idi. Selamlarımla...

Şükran Okyay 
 17.05.2013 12:51
Cevap :
Merhaba,Şükran hanım.Biraz eksiklerim olduğunu sonradan farkettim,yine de ilginiz ve değerlendirmeniz beni çok sevindirdi.Sağolunuz.Nedense sevgi deyince Avusturalya yerlileri aborjinler ve Mayalar,Aztekler gelir hep aklıma.Aradan yüzyıllar geçmesine rağmen sevgi değerleri evrimini tamamlaması bir yana durmadan hep zedeli haliyle ağır aksak yürüyüşünü sürdürdü.Bunun nedenlerini siz de gayet iyi biliyorsunuz.Sevgisizlik, insanlığın yolunda güzel yaşamları dahi solduran,örseleyen kara,sert rüzgârlardan başka birşey değildir.sevginin devamlı beraberinizde kalmayı sürdürmesi dileklerimle sağlıcakla kalınız.  17.05.2013 14:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 73
Toplam yorum
: 1211
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 493
Kayıt tarihi
: 21.08.12
 
 

1979 Yabancı diller yüksek okulu almanca bölümü mezunuyum. 2 Yıl tercümanlık yaptım. 28 yıl da öğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster