Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
429
 

Sevmek… Her yönüyle Sevmek!

Sevmek… Her yönüyle Sevmek!
 

Uzun süredir bu karlar ülkesinde mutlu mesut yaşıyordum.

Görünüşte her şey çok güzeldi…

Hala da güzel!

Uzaktan salebin dumanları arasından süzülen tarçın kokusu burnumun dibine kadar gelmekte…

Öyle ki gerçek de olmamasına rağmen salebin sıcak kıvamlı akışını hissedip ısınmaktayım.

Penceremden bir sis bulutu içinde kaybolmuş dağların buğulu görüntüleri ve

uzakta yolun her iki tarafına sıralanmış çınar ağaçlarının heybetiyle kendimden geçmekteyim.

Hepsi sanki bir sanatçının elinden çıkmış tablo gibiler…

Sıcacık bir mekânda

Uzaktan

Üşümeden

Romantik dalıp gitmelerle

Bu keyfi son demine kadar yaşamak istiyorum.

Yağsın, yağsın, daha çok yağsın…

Zannedersiniz hiç kar görmemiş bir memleketin çocuğuyum!

Soğuk kış görünümlerini izlemelerim bitti.

Kurumun geniş bahçesindeki diğer binaya gitmek zorundaydım.

Sıkıca giyindim. Beremi taktım.

Ters istikamette olduğumdan rüzgârın etkisini önce fark etmemiş,

Karşıdan gelen arkadaşların nerdeyse 

Uçacak gibi olmalarını anlamamıştım.

Ta ki çok kısa olan işimi çabucak bitirip gerisin geri dönene kadar.

Beremi önümü göremeyecek kadar gözümün üzerine çekmek zorunda kaldım

Nefes alıyordum ama nerdeyse veremiyordum.

Rüzgâr nefesimi kesecek kadar sertleşmişti.

Çöllerde kum fırtınasında kalmışım sandım kendimi biran.

Birazdan benim üzerimi bir kum bulutu örtecek ve ben çıkamayacaktım.

Kendimi Harrison Ford’un başrolünü oynadığı “İndiana Jones” filmlerinden bir macerada hissettim.

Filmin başrol oyuncusu kadındım.

Bir yerlerden kahramanım gelecek, beni kurtaracak ve birlikte hazinenin peşine düşeceğiz,

Kötü adamları alt edeceğiz.!

Evet,

Ara ara gerçekler beni yorduğunda hayal dünyama sığınırım.

Zorluklarla orada başa çıkmak daha kolaydır çünkü.

Kapıdan girmeme çok az bir mesafe kalmıştı.

Biraz daha gayretle,  tamamdı bu iş.

Yere düşmemek için kendimi zor tuttum,

Tutunacak bir yer bile yoktu ki

Zar zor kendimi içeriye attım.

Bir daha kar falan istemiyorum diye söyleniyordum ki

Şimdilerde Türkiye’ de olan ama Sen Petersburg’ ta yaşayan ve köken itibarıyla Ural Dağları’ dan olan arkadaşım imdadıma yetişti Allah’ tan.

“Sen buna soğuk mu diyorsun!

Bizim Rusya’ da kışın dışarı çıktığımızda mümkün değil konuşamıyoruz, çenemiz hareket edemiyor, donmuş oluyor.

Telefonda mesaj yazamıyoruz, çünkü parmaklarımız soğuktan hareket edemiyor.”                    

Biraz düşündüm bu durumu.

Onun geldiği  yerler yanında burası soğuk muydu?

“Buranın bize göre çok daha yumuşak havası var..”

Aynen bunu söylemişti kendisi de…

Ama biz,

Her ne seversek sevelim 

biraz sertliğini gösterdi diye sevmekten vazgeçip isyan mı edeceğiz..!

Yoksa getirdiği güzelliklerle birlikte bütünüyle mi değerlendireceğiz.

Bütün mesele bu! 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

güzel bir yazı. Resimde karın beyazlığı yansımış yazınızaa.

İbrahim ARSLAN 
 03.09.2012 21:20
Cevap :
Teşekkürler yorumuna İbrahim... Bazen sevdiklerimize bile istemeden kırabiliyoruz ya da kırılıyoruz...Önemli olan vazgeçmemek..!  05.09.2012 9:07
 

Sıradan gibi duran, sevgili Başkentimde yaşanan bir kış gününün -ki iş günü de olduğu anlaşılmakta- anlatımı iç konuşmalarla ilerleye ilerleye gelip felsefi ve psikolojik bir sorgulamaya dayanmakta... Yazının başlığında çözümü de kodlanmış bir sorgulamaya... Evet, bazen küçük ve güvenli bir liman, fırtınalardan yorgun düşmüş gemiler için ne derece güvenliyse "... hayalin ve fantastiğin büyülü dünyasına sığınmak..." da aynı öyledir bazen değil mi? Hatta bazen de dizelere ve mısralara tutunarak. Ama yine de gemiler sürekli limanda durmak için inşa edilmezler. Tez zamanda açılmakta gerek yeniden o engin okyanuslara... Filolar halinde... Tüm dürüst, duyarlı, özverili ve paylaşmayı bilen iyi insanlar el ele... Azimle ve hiç tükenmeyen umutlarımızla..

Ersin Kabaoglu 
 24.02.2012 1:39
Cevap :
Teşekkür ediyorum yorumunuza. Fantastiğin ve hayalin en önemli özelliği bence yorgun düşmüş ruhların dinlenmesi ve daha büyük yolculuklara çıkmasına olanak tanıması Umut her daim var   24.02.2012 9:52
 

Kıdemli bir Ankara'lı olarak,zamanında kışların en kralını yaşamıştım.İzmirden bakıyorum yıllardır,memleketimin kar manzaralarına imreniyorum.Her kışın bir baharı olacak...Ve bu yaz çok renkli olacak...Ben de böyle hayaller kurarım :)) Elif Hanım,çok güzeldi...Selam ve sevgilerimle...

Mesut Selek 
 17.02.2012 21:41
Cevap :
Eski hemşehrimize Ankara' dan selamlar ve sevgiler Yorumunuza teşekkür ederim  20.02.2012 10:07
 

Gelene hoş geldin deyip güzel yönlerini görmeye devam diyorsunuz yani.Okurken yaşattı yazınız bana.Sevgilerimle. :))

Şennur Köseli 
 17.02.2012 19:00
Cevap :
Detaylara takarsak bütünün güzelliğini görmekten uzaklaşabiliriz. Ama buna rağmen bazen komplikeler denizinde kaybolmuyor da değiliz hani:) Teşekkür ediyorum yorumunuza Sevgili Sennur  20.02.2012 10:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 57
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 465
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Kendinin farkında olmakla başlar herşey.  Akar giderken birşeyler insan tutunmak ister hayata. Bu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster