Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
526
 

Seyircilik!

Seyircilik!
 

milliyet.com.tr


Milliyet'teki haber, toplum halinede yaşamanın gerektirdiği en yalın reflekslerden yoksunluğun anlatımıydı. Uluslararası gençlik buluşması dolayısiyle Kozlu plajlarına gelen yabancı gençler, sembolik bir çevre temizliği yapıyorlar. Plajda bulunan bazı tatilcilerin kıllarını kıprdatmadan onları seyretmeleri çok ironik.

Toplum halinde yaşamak kimi planlı ve spontan reflekslerin sergilenmesini de gerektirir. Yaşanılan (kalıcı) ve bulunulan (geçici) çevre hem ortak alanlardır hem de bir sonrasında bulmak istediğimiz gibi bırakmak sorumluluğunu getiren yerler.

Ne ki ortak yaşamının gerektirdiği asgari ilişkilerin tesisindeki güçlükler bir yana toplumumuz ortak alanların paylaşımında gösterdiği duyarlığı o alanların korunmasına taşıyamıyor; herkes, çevrenin temizliğini ve düzenliğini bir diğerinden bekliyor.

Sahilde bir şezlongun, bir şemsiye altının paylaşımındaki titizlik, çöplerin bu amaçla tahsis edilmiş kutulara atılmasında ya da atıkların gelişigüzel bırakılmamasında aynı şekilde gösterilemiyebiliyor. Çağdaş bir ülkede yollar ve denizlere herhangi bir şey attığınızda herkes birbirini uyarır. Bizde bu "sana ne?" ve "bana ne?" konusudur.

Haberde gençler gayet mütevazi şekilde bir kaç saat için konuk oldukları bir alana ve o alanı paylaştıkları insanlara saygının gereği, çevreyi de temizlemekten kendilerini sorumlu sayıyorlar. Belki oradan çok daha fazla yararlanan kimileri ise sadece "izleyici".

Bu fotograf toplum olarak da getirildiğimiz tablonun bir yansıması. Çevremize, değerlerimize, birbirimize bu denli yabancı ve duyarsız hale gelişimizin kuşkusuz bir dolu nedeni var. Bu konu, derinlemesine sosyal, psikolojik ve eğitimsel analizleri gerektirir.

Ancak şu kadarını söylemek belki uygun olabilir: Bizler son yıllarda, bireyci değil bencilliğin, toplum olmanın değil cemaat mensubu olmanın öğütlendiği ve "gemisini kurtaran kaptan" anlayışının övüldüğü süreçlerden geçerek ve toplumsal yanayı olan eğitim sistemizi pejmurde edip, gençlerimizin özgüvenlerini yitirerek geldik.

O plajda az sayıdaki duyarlı yurttaşların yanı sıra genel ataletin nedeni, plaja varana kadar hayatın hemen hiç bir alanında inisiyatif kullanamayan bireylerin toplumunun görünümüdür. kalabalıklar içinde yalnızlığın, yazılı kültürü ıskalayıp görsel kültüre tutsaklanmışlığın ve ekrandan erkana yozlaşmış anaforun yansımasıdır.

Oysa, biz böyle değildik. Hem komşusundan kendimizi sorumlu sayar, hem de doğanın yıkımından ötürü hicap duyar ve bu olumsuzluklar aşılsın diye dayanışırdık.

Eminim ki bu cevher yine bir yerlerde, içimizde ta derinlerde yaşıyor.

Boşuna değildi, yerli malını yeğleyin diyen haftalarımız, yok yere değildi eğitimi, yaparak, yaşayarak öğrenme diye tanımlayan kurumlarımız, okullarımızda el becerilerini, bir ayak bağı bağlamasını öğreten, marangozluk ve hayat bilgisi derslerini veren programlarımız.

Ne yazık tüketim toplumunun edilgen bireyleri haline getirildik. Yaşam bizi ağırlığı altında tüketti.

Seyirci olmamız biraz ondan. Hayatın biletsiz, kendi haytalarımızın bedelsiz izleyicileriz. Bu tablo, biz değiliz!

Haber kaynağı: http://www.milliyet.com.tr/yabanci-gencler-plajda-cop-topladi/turkiye/sondakika/07.08.2010/1273682/default.htm

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 480
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster