Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '08

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
5679
 

Şiir üzerine bir deneme…

Şiir üzerine bir deneme…
 

Blog yazarı Mehmet Sağlam’ın “Şiirin dışında Üşürsünüz” adlı 2.Uluslararası İzmir Şiir Buluşmasını konu edindiği yazısını okuduktan sonra gecenin sessizliğine ve kimsesizliğine sığınıp bir şeyler yazma isteği duydum.

Oldukça değerli şair ve yazarların şiir üzerine görüşlerini güzel bir şekilde anlatan Mehmet Sağlam, Türkiye’de her üç kişiden beşi şairdir diyen Aziz Nesin ustanın sözleriyle başlıyor yazıya.

Gerçekten de çoğumuz gençlik yıllarımızda bir defter köşesine şiir denemeleri veya şiir öykünmeleri(nasıl adlandırırsanız) yazmışızdır. Doğu insanının birazda duygu dünyasıyla ilintili olsa gerek bizim toplumumuzda en yaygın yazın türüdür şiir. İnsanımız çok eski dönemden beri duygu ve düşüncelerini hep şiir aracılığıyla dile getirmiştir. Bu yüzden okuduğum üniversiteye geçmişte konferans vermeye gelen bir yazarımızın "evlenene kadar her Türk Genci gibi ben de şiir yazdım, gerçek şair evlendikten sonra da şiir yazabilendir" sözü aradan yıllarda geçse bile hala belleğimde yer almaya devam ediyor. Bu tespit hakkındaki yorumu sizlere bırakıp şiir hakkında bir çift söz söylemek istiyorum.

Her alt alta yazılan metin şiir olmayacağına göre, hangi metinlere şiir diyebiliriz?

Bu konuda sözü şairlere bırakıp aradan çekiliyorum, bakalım onlar nasıl tanımlıyorlar şiiri: Yahya Kemal Beyatlı, şiiri "bildiğimiz musikiden farklı bir musiki" olarak tanımlarken, Cahit Sıtkı Tarancı'ya göre şiir "Kelimelerle güzel şekiller kurma sanatıdır" Ahmet Haşim şiiri "Söz ile musiki arasında olan fakat sözden ziyade musikiye yakın olan bir lisan" olarak tanımlar. Necip Fazıl Kısakürek ise şiir için "Mutlak hakikati arama işidir" şeklinde tarif eder.

Bu tanımlardan yola çıkarsak birinci olarak demek ki şiirin bir müzikalitesi olacak, ikincisi kelimelerle oynayarak güzel bir metin ortaya çıkaracağız ve son olarak da bu metin insanın duygu dünyasına seslenecek. Burada ele aldığımız çıkarımlara sizlerde dilediğiniz kadar madde ekleyebilirsiniz.

Yıllar önce Adıyaman’da dinlediğim bir söyleşide şair Yılmaz Odabaşı, şiirin dilde ki en büyük tasarruf olduğunu söylüyordu. Bu konuda da güneşin doğuşunu örnek vererek güneşin doğuşunu herkesin ifade ettiği şekilde değil de farklı bir şekilde ve bunu yaparken mümkün olduğunca az kelime kullanarak yazdığımızda şiire ulaşabileceğimizi ifade etmişti. Bu örneği daha da somut kılmak istersek Cocteau’nun sözlerine kulak verebiliriz: Ne masayı anlatacağım diye masa sözcüğünü kullanacaksınız, ne kuşu anlatacağım diye kuş sözcüğünü; ne de aşkı anlatacağım diye aşk sözcüğünü…

Gerçekten de dildeki en büyük tasarruftur şiir. “Daha nen olayım isterdin/ Onursuzunum senin!” diyen şair belki de sevgilisi uğrunda yaptıklarını sayfalar dolusu anlatsa bu iki dizede anlattığını ifade edemez. İşte şiirin vuruculuğu ve az sözle çok şeyi ifade etme gücü buradan geliyor. Artık siz bu dizeler sonrası sevgili uğruna neler yapılacağını sayfalar dolusu anlatsanız da boş!

Cemal Süreyya’nın ölümle dalgasını geçen “üstü kalsın” şiirindeki mizahi yaklaşım da takdire şayandır. Çoğu şairin ürperdiği ve ölüm korkusunu iliklerine kadar hissettiği bir konuda “verdiğin hayat hiç de fena değildi/üstü kalsın” demek oldukça şaşırtıcı değil mi?

Şiirin ve şairin aynı zamanda toplumsal bir rolü de vardır. Bu konuda “Unutma ki şairleri haykırmayan bir millet/Sevenleri toprak olmuş, öksüz çocuk gibidir.”diyen M.Emin Yurdakul, şaire ve şiire büyük bir görev vermiştir. O halkın gözü, kulağı olacak; halkına yol gösterecek, ezenin karşısında ezilenin yanında duracaktır. Yani şair, bir aydın olarak halkın yanında olacak ve ona göre tavır gösterecek. Onun tavrı da topluma bir bakış açısı kazandıracaktır.

Şiir üzerine sayfalar dolusu yazı yazsak bile yine de şiir üzerine hiçbir şey söylememiş oluruz. Bu bilinçle ve Mevlana’nın “Söz az ve öz gerektir vesselâm” tavsiyesine uyarak bu yazımı burada noktalıyorum.

Yaşamınızda şiirsiz kalmamanız dileğiyle, hoşça kalın….

M.YÜCEL ÖZMEN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

edebiyat özelliklede şiir gerçekten de olağanüstü bir yetenek gerektiriyor, dokunamadığınız koklayamadığınız müzikten başka tek sanat dalı, yazınızı keyf alarak okudum, teşekkür ederim... sevgilerimle...

duygusel 
 07.05.2008 22:02
Cevap :
İlginiz için teşekkürler, duygusel....Mallerme,Şiir sözcükler dinidir diyor ne güzel bir tanımlama değil mi?Ancak insanı insana şiir,edebiyat sevdirir...sevgiyle kalın....  09.05.2008 1:21
 

* Yeri gelmişken ben de kendi şiir tanımımı yapayım sayenizde: * Nasıl ki bir ressamın malzemesi boya, fırça, tuval ve ilham ise; sairin malzemesi de kelime, imge, duygu ve ilhamdır. * Yani şiir: şairin kendi hayalgücü ürünü olan imgeleri sözcük tuvaline çizmesidir. * Esin verdiniz. * Saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 12.04.2008 21:32
Cevap :
Sayın Sağlam tanımınız ve yorumunuz için teşekkürler.Her ne kadar şiir atmosferini İzmir'de tadamasak da sizin yazınızla bilgilendik ve şiir hakkında naçizane bir yazı yazdık.İlginiz için teşekkürler yeni yazılarınızda görüşmek dileğiyle...Hoşçakalın...  14.04.2008 0:30
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 66
Toplam mesaj
: 37
Ort. okunma sayısı
: 2043
Kayıt tarihi
: 01.07.07
 
 

Edebiyat ilgi alanım... Şiir, kitaplar, denemeler ve lezzet durakları hakkında benim de bir çift ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster