Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Şubat '18

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
41
 

Sıla'nın Cevabı

Sıla'nın Cevabı
 

Mitoloji kitaplarından okumuştu. Dünya yaratıldı ve ona ruh giydirildi. Kim onun peşinden giderse o ondan kaçacak. Kim onu terk ederse o peşine düşecek. Sıla “Acaba söylenenler doğru mu. Eğer öyle ise dünyayı bir insan gibi karşıma alıp konuşabilir miyim?” diyordu. Başarması gereken sadece bu değildi. Üzerini çiğnediği dünyadan özür dilemek istiyordu. Ama nasıl.

Okulda tarih dersi görüyorlardı. Ve paydos zili az sonra çalıp öğrenciler evlerine gidecekti. Sıla gizliden gizliye sırasının gözünde okuduğu bilim kurgu çizgi romanına dalmış gitmişti. Dünyaya olan takıntısı buradan başlıyordu.

Evrenin karanlık lordu dünyanın yerini keşfedince harekete geçmiş, dünyayı içten fethetmek için planlar kuruyordu. Bu gezegenin ruhunun ele geçirilmesi ile olacaktı. Karanlık lord bunun için dünya büyüklüğünde uzay gemisi ile gittikçe dünyaya yaklaşıyordu.

Birinin kulağını sıkıştırdığını fark etti. Eli ile ani bir hareketle “Defol be.” Diye yabancı eli kaktırdı. O an sınıfta bir kahkaha tufanı koptu. Sıla kıpkırmızı oldu. Yapmaması gerekeni yapmış hem kulağı çekilmişti hem sınıfın alay konusu olmuştu.

Öğretmen “Kızım her şeyin bir sırası var. Kitabını evinde de okuyabilirsin. Ama bunun ne yeri ne zamanı.” Dedi ekledi. “Kalk tahtaya bakalım. Büyük İskender’in  savaş stratejisinin şemasını çiz bakalım.”

Sıla ayağa kalktı. Tahtaya doğru giderken ürkek gözlerle sınıfı gözden geçirdi. Eline tebeşiri aldı. Öğrendiği kadar şemanın bütün detaylarını çizdi.

Öğretmen “Aferin Sıla. Yerine oturabilirsin.” Dedi ekledi. “Görüyor musunuz arkadaşınızı. Ama o kitap biri. Zihni her zaman açık. Az önce arkadaşınızın kulağını çektim. Bu doğru bir şeydi. Şimdi ona aferin diyorum. Eğer soruyu cevaplayamasaydı yine kulağını çekecektim. Bundan sonra benim sözümü dinleyin. Beni hasta etmeyin.”

O an paydos zili çaldı. Sınıftan ilk çıkan öğretmen oldu. Sıla’nın meraklı arkadaşları ise onun başına üşüştüler. Hepsi şu öğretmenin kulağını çekmeye sebep olan  kitabı görmek istiyordu. Ama Sıla “Size kırgınım arkadaşlar. Sınıfın içinde bana güldünüz. O yüzden maalesef dükkanımız kapalıdır.” Dedi arkadaşlarının isteğini ret etti.

Sıla elinde kitap ile başı, dik bir şekilde sınıfı terk ederken geride kalanlar “Buna ne oldu böyle.  Hiç kızmazdı bize. Ama bizim bu yaptığımız da ayıp bir şey.” Diye söylenir oldular.

Sıla evde erkek kardeşi ile karşılaşır karşılaşmaz “Her şey senin yüzünden oldu. Al kitabını da başına çal.” Diye kitabı ona fırlattı.

Kardeşi “Ne oldu abla. Bir şey anlamadım.” Dedi.

Sıla “Bana bir daha abla deme. Ben senin ablan değilim artık. Çık odamdan çık diyorum.”

Kardeşi sessiz sedasız odadan çıktı. Sıla yatağına oturunca ellerini yüzüne kapayıp hüngür hüngür ağlamaya başladı. Ama kendisini toparlaması zor olmadı. Ayağa kalktı. Odasından çıkıp kardeşinin odasına girdi.

“Kusura bakma Mesut. Seni kırdım üzgünüm.” Dedi. Okulda yaşadıklarını bir bir kardeşine anlattı.

Mesut “Abla kitabı baştan sona bitirmediğini biliyorum. Bu çizgi romanda öyle bir bölüm var ki. Aklın hayalin durur. Karanlık lord dünya ile konuşuyor ve dünyayı kandırıp kendine köle yapıyor. Hem de bir meyveyle.”

Sıla meraklanmıştı. “Ver bakalım şu kitabı.” Diye komodinin üzerindeki kitabı kardeşi verdi. “Az sonra annemle babam gelince onlara bir şey söylemek yok tamam mı?” diye sordu Sıla.

Mesut “Tamam söylemem. Yalnız kitabı çabuk bitir. Hem zevki kaçmaz. Hem de ödünç aldığım geri iadesi günü geldi.”

Sıla mutfaktaydı. Bu gün yaşadığı dertlerden kurtulmak için yemek masasını o donatacaktı. İçinden böyle gelmişti. Sulu göz olmak istemiyordu. Aslında çoktan dertlerini unutmuştu. Kapı zile ile daldığı yemek hazırlığından kendini alıp kapıya yöneldi.

Anne ve babası ile merhabalaştılar. Evde yemek kokusu alan anne her şeyin hazır olduğunu görünce kızının yanaklarından öptü. Bu Sıla’ya çok iyi geldi.

Yemek faslı bitmiş ders çalışma faslı başlamıştı. Sıla dersine geçtiğinde yastığın altından ucu çıkan çizgi romanı iyice yastığın altına tıkıştırdı. Tekrar dersine döndü. Geç saatlere kadar odasına hiç kimse girmedi. Sıla tam dersini bitirip yerinden kalkmıştı ki odaya Mesut ile babası girdi.

Babası “Kızım gelin ikinize hayal edemeyeceğiniz birer hediye aldım. Az önce annen arabadan hediyenizi almaya gitti.”

Mesut’ta bilmiyordu hediyenin mahiyetini. Apartmanın giriş kapısının kapandığını duydular. Baba “İşte anneniz geliyor. Neyse sürprize kutsallık kazandırmak için söylüyorum. İkinize de birer gitar aldım.

Sıla “Yaşşaaa” diye çığlık attı. Mesut ise sakindi. Ablasının sevincini bölmek istemiyordu.

Baba “Kızım bunları okulunuz mecburi yapmıyor. Ama yine de kültürünüz gelişsin diye aldım.”

Sıla “Ne kadar tuttu. Pahalıya almadınız umarım.”

Anne aynı boyuttaki biri sarı diğeri kırmızı gitarlar ile ellerinde içeriye girdi. Sıla “Anne gitar almak kimin fikriydi?”

Anne “O babanızın işi. Biliyorsun babanın hiç gitarı olmadı. O artık sizin besteleriniz ile avunacak. Bu yaştan sonra öğrenemez gitar.”

Kırmızı gitarı Sıla sahiplendi. Hemen odasına geçti. Gitar çalmayı biliyordu. Okulda öğrenmişti. Şimdi ise kendini istediği gibi geliştirebilirdi. Ama aklında çizgi roman okumak vardı. İmrenerek gitarına yeniden baktı. Sonra yastığının altındaki çıkarıp okumaya başladı.

Sıla en çok karanlık lordun meyve ile dünyayı nasıl kandırdığını merak ediyordu. O bölüm az sonra karşısına çıktı. Karanlık lord, yer yüzüne kısa zamanda yayılan elma ağacı ile Adem denen ilk insana  elma yedirmişti. Ve dünya bundan sonra ayaklar ile çiğnenir oldu ve insan tarafından hep pisletildi. Dünya mahkum olduğu bu süreç için karanlık lorda yalvardı.

Lord “Seni bir tek şey için insanlardan kurtarırım. O da insanları yok etmek için birlikte çalışmamız. Ve benim krallığımı tanıyacaksın.”

Dünyanın cevabı ise Sıla’dan geldi. Sıla eline aldığı gitarı ile söylemeye başladı. “Yalan dünya her şey bomboş. Hancı sarhoş yolcu sarhoş.”

Ablasının çaldığı parçayı Mesut duymuştu. Hemen onun odasına geldi. “Dünyanın ruhunu mu çalıyorsun?” dedi şaka yollu.

Sıla “Dünyanın değil gezegenin ruhu. Dünya deyince başka anlamlara geliyor.” Diye karşılık verdi.

Tuna M. Yaşar

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Düşündüren güzel bir öykü, dili de çok güzel elinize sağlık.

Kerim Korkut 
 13.03.2018 16:54
Cevap :
Teşekkürler efendim. Bir öykü kendini bize yazdırdığı zaman hayat orada başlıyor demektir.  13.03.2018 20:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 232
Toplam yorum
: 20
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 330
Kayıt tarihi
: 14.09.10
 
 

Orman mühendisiyim. Arkeoloji ilgi alanım. Gezmeyi, kitap okumayı ve müzik dinlemeyi severim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster