Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ağustos '19

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
109
 

Şimdi Ben Neredeyim?

 

Elim eline değsin,

Isıtayım üşüdüyse,

Boşa gitmesin son sıcaklığım!

Rıfat Ilgaz

Uğraştaşım; eğitimci, okuyan, gezen, yazan ve araştıran bir beyin Nusret Karaca… Kendisinden bana aşağıdaki not ulaştı.

“0n yıllık incelemeden seçkiler... Bir bütün olarak okununca analiz yapmak gerekir. Anne, baba, eğitimci, öğrenci... Herkesin bu sistemde doğru ve yanlışını ayırması beklenir… Aslında Milli Eğitime armağan bir proje…(Böyle düşünüyorum.) Saygılar.

Sn Hocam, bu kitabımı internetten edinebilirisiniz. 115. ve 116. sayfalarda siz de varsınız... “Durucanca Duygular…”

***

Post Yayınları arasında kitaplaşan “Şimdi Ben Neredeyim?” yazar ve yayıncı Hayri Ataş’ın göndermesiyle elimde oldu. Dönüş Gerçekleşti.

Kuşe renkli kapak içindeki 2. hamur kâğıda basılmış, 128 sayfa içerikli yapıt ilgimi çekti! Arka kapak yazısını okuduktan sonra sayfalarında gezinmeye başladım. İşte mercek altına alınacak söz konusu yazı:

Bedenim sınıfta denize karşı dönük sırada oturmakta. Önümde bir bardak çay ve tarih ders notları... Arkadan sessiz ama ihtişamlı gelen bir ses Nusret Karaca'dan. Aklım buralardan çok uzaklarda. Sımsıcak bir oda, karşımda soba, üstünde kestane, dışarıda kar, yanımda sevdiğim insanlar. Pencere kenarına serilmiş döşekli yatak, yer sofrasında çay, sıcacık ortam. Soğuktan üst üste giyilmiş kıyafetler, bir yanda sobaya karşı uzatılmış ayaklar. Dışarısı sessizliğe bürünürken içeride bitmek bilmeyen sohbet.. Televizyon, telefon, okul, iş yok, yarını düşünmek yok. Sevdiklerin var, samimiyet var. Derken Nusret Karaca'nın birkaç dakikalık suskunluğuyla sınıfa geri döndüm. "Neredesiniz?" diye soruyordu. Meğer tek ben değilmişim uzaklarda olan.

Kafamdaki puslu dağların bağrından yükselen çello ezgileri çınlıyordu durmaksızın ve ben nereye gidersem gideyim bu ezgiler, hem de bağrımı çentikleyerek, delerek sürecekti. Ta ki, bir gün ben tükeninceye kadar… Baş edemeyeceğim şekilde, gecenin insanı çeken büyüleyici mavi derinliğinden daha derinlere uzanıyor, serpiliyor, harelenip dağılıyordu imge olmayı çoktan aşan fizikötesi düşüncelerim. Dumanlı dağ başlarını andıran yalnızlığımla binlerce kederin biçimlendirdiği doğa olaylarını bertaraf etmem, onlarla baş etmem olanaksızdı, biliyordum. Bu gizil doğa olaylarının enikonu yaşandığı evrenimde sınırsızdım ve hiç olmazsa kendimle baş başaydım! Ama ya somut dünyam? Ah o yaşamın büyük uğultusu!

Sahi, insan neden kaçmak isterdi? İnsan kendinden öte en çok hangi uzaklığa kadar kaçabilirdi? Ötesi var mıydı? Sahi, ötesi olabilir miydi?

***

Yapıta değgin düşüncelerim

Her kitap, kolay yazılmaz, En azından el emeği ve göz nuru vardır. Bir ülke ne çekerse kitapsızlardan çeker!

Saptadığım kadarı ile Karaca’nın yayımlanmış sekiz yapıtı var. Kimi yayın organlarıyla haşır neşir olmuştur.

Kaliteli öğretmen az konuşur. Öğrencilerini konuşturur. O, hep onları konuşturmaya özen göstermiştir. Gizem’i, Arda’yı, Sibel’i, Ali’yi ve Serkan’ı konuşturmuş bu yöntemle yapıtının oluşmasını gerçekleştirmiştir. Nasıl mı? Onların düşünce demetlerini sayfalarına aktararak… Öğrencilerinin yazma gücünü nadaslayarak ortaya çıkarmayı başarmıştır. Bir bakıma ürün hasadı yapmış, diyebiliriz. Hüseyin Erkan’ın  ‘Öğrenci kompozisyonları’ adını verdiği özgün yapıtıyla özdeşik buldum. Ayrıca Karaca, kendi düşünceleriyle sayfaları da bezemiştir. Dahası anlatılmaz yaşanır. Ya da okunur.

                            Nusret Karaca’yı kutluyorum ve yapıtın okunmasını salık veriyorum.

***

             Yazımı noktalarken uygun bulduğum aşağıdaki şiiri okurlarımla paylaşmak istiyorum.

 

Telgrafhane

 

Uyumayacaksın

Memleketinin hali

Seni seslerle uyandıracak

Oturup yazacaksın

 

Çünkü sen artık o sen değilsin

Sen şimdi ıssız bir telgrafhane gibisin

Durmadan sesler alacak

Sesler vereceksin

Uyuyamayacaksın

Düzelmeden memleketin hali

Düzelmeden dünyanın hali

Gözüne uyku giremez ki.

 

Uyumayacaksın

Bir sis çanı gibi gecenin içinde

Ta gün ışıyıncaya kadar

Vakur, metin, sade

Çalacaksın.

Melih Cevdet Anday, 1952

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 631
Toplam yorum
: 465
Toplam mesaj
: 45
Ort. okunma sayısı
: 1377
Kayıt tarihi
: 18.08.08
 
 

Kırşehir Erkek İlköğretmen Okulu'nu, İzmir Buca Eğitim Enstitüsü Türkçe Bölümünü, İstanbul Çapa M..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster