Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ağustos '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
3592
 

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım...
 

"Selam" - Semra Özümerzifon


Ahmet Ümit’in “Bab-ı Esrar”ını okurken şöyle bir bölümle karşılaşıyorum :

<ı>..... En çok sevdiğim şiiri ise, annemle babamın üzerinde saatlerce tartıştıkları şu dizelerdi.

<ı>

<ı>Her gün yeni bir yere göçmek ne iyi
Her gün bir yere konmak ne güzel
Bulanmadan donmadan akmak ne hoş
Dünle beraber gitti cancağızım
Ne kadar söz varsa düne ait
Şimdi yeni şeyler söylemek lâzım.

<ı>

<ı>Annem de çok severdi bu şiiri ama "bulanmadan, donmadan akmak" kısmına katılmazdı. "Yeryüzünün bütün akan suları bulanır, geçtiği yerlerin kiri, pası, çamuru suyun saydamlığını bozar. Kış güçlüyse donar. Önemli olan bulanmamak, donmamak değil, akmaktır. Su akabildiği sürece, yeniden temizlenmek, soğuğun donduruculuğundan kurtulmak umudu vardır. Kimse saf, kimse masum değildir. Yaşayan kirlenir, önemli olan safiyeti, masumiyeti yaşamın amacı haline getirmektir. Aslolan yaşamdır. Yaşam olduğu sürece saf olmak, masum olmak umudu da vardır." Babam bu düşünceye karşı çıkmıştı. "Suyun özü temizdir" demişti, "insanın özü de. Önemli olan, bunca kötülüğe, bunca zalimliğe, açgözlülüğe karşı özümüzü koruyabilmek. Dünyanın en zor işi bu. Gündelik hayat acımasızlık çarkı üzerine dönüyor. Bizi o masum özümüzden uzaklaştırmak için hayat birbirinden parıltılı ilişkiler sunuyor. Yalanla, sahtekarlıklarla, bencillikle cilalanmış ilişkiler. İşte buna karsı uyarıyor bizi Mevlana Hazretleri. Ve kirlenmemiş olana, bulanmayana, donmayana övgü düzüyor.".…

Durdum, kitabı bıraktım düşünmeye başladım. Anneyle babanın bu “Herakleitos ve Mevlana” yaklaşımları kafamı karıştırdı birden. “Dünya kötü, insan iyi ve ne olursa olsun özündeki iyiyi korumaya çalışmalı” ile “önemli olanın kirleniliyor olunsa da yaşam içinde her koşulda akmak ve saflığı, masumiyeti amaç haline getirmek olması” arasındaki hassas çizgi…

Sonra bu dizeleri diğerlerinden ayırmadan algılamam gerektiğini anladım. “Her gün yeni bir şey öğren, düne ait ne varsa bırak gitsin, şimdi yenilenme zamanı”…

Evet, hayat akıyor. Mutlaka akışın içinde olmak gerekiyor. Ama akmak öylesine soluk alıp günlerini doldurmak değil elbette. Öğrenmek, öğretmek, anlamak, deneyimlemek, paylaşmak, onarmak, en çok da sevmek ve dinlemek.

“Dinle” diye başlamış Mevlana Mesnevi’ye. Dinlemeden bunların hiçbiri mümkün değil çünkü.

Yeni şeyler söyleyebilmek için dinliyor, öğreniyor, uyguluyor olmak gerek. Düne göre ilerleyebilmiş olmak gerek. Yoksa yenilikten söz edemeyiz. Değişimle gelişimin arasındaki fark da bu. Dizelerde anlatılmak istenen bu önemli ayırım.

“Donmadan bulanmadan akmak” kafamı karıştırmıştı ya başta… Sonuçta her şey akıyor ve değişiyor. Ama önemli olan, dündekileri orada bırakıp yeni şeyler söyleyebilmek. Anneyle babanın düşüncelerini şöyle birleştirdim sonunda : Zaman zaman donmak ve bulanmak mümkün olsa da, önemli olan bunları dünde bırakıp bugünü olumsuz etkilemelerine izin vermeden ilerleyebilmek.

Ve dinlemek. Önce kendimizi, sonra da diğerlerini. Yeni şeyler söyleyebilmek ancak bu şekilde mümkün olacak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 32
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1199
Kayıt tarihi
: 25.10.08
 
 

Galatasaray Lisesi, ardından Paris Nouvelle Sorbonne Censier Üniversitesi’nde iletişim okumuştur...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster