Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
890
 

Sınav psikolojisi

Sınav psikolojisi
 

Aslında hayatın kendisinin bir sınav olduğunu bize unutturan nice sınavlarla geçiyor ömrümüz, kariyer peşinde koşarken...

İşte kendimle dertleştiğim bir anda, sınav psikolojisinin ruhumda bıraktığı izler.. Vakti zamanında bir kağıda karalanmış ve şimdi burada kaleme alınan...

**************************************************************

"Hep ne olmalıyım? Nasıl olmalıyım diye kendime sorduğum sorularda "en iyi özlem"e ulaşma vardı... Aslında hala var. Var! Var da bu çaba özündeki özlemlerin çoğunu bıraktı... Vazgeçti istek ve hayallerinden... Şimdi onlardan uzak onlardan güç almadan nereye gidebilirse?...

Sadece "olması gereken" ve prosedürleri aşma çabası şimdi içimdeki... Sınavları birer birer geçmek, polinomları çözmek ve bir üçgenin iç açıları toplamını hesaba katmak zorundayım.

Kareköklerin ruhumu sardığı hatta dallanıp budaklandığı bitkisel bir yaşam gibi hayatım...

Kendimi çözmeye, hayata sorduğum soruların cevaplarını hayatın ta kendisinden almaya çalışırken neyin nesi bu ruhumun kenarından bile geçmeyen ve cevabını hiç de merak etmediğim sorular?

Hem cevabını bilsem bile bunlar benim hayatımın hangi safhasını doğrular?

Testlerin cevap anahtarı hangi kapısını açar işlemini çoktan bitirip de sonuç itibariyle kapısını çoktan kapattığım önyargılarımın?

Hangi sorunun cevabıdır kalbimin pay ve paydasına düşen sevgi ve aşkın miktarı?

Dile kolay? Binlerce sorunun cevabını aramakla geçiyor çocukluktan gençliğe, hatta geçliğine kadar hayatımız..

Hepsini çözüyoruz belki, her sorunun cevabını biliyoruz ama gözden kaçırdığımız noktalar zinciri var aslında ruhumuzun elini kolunu bağlayan..

Kendimizi de bize unutturan! Ne istediğimizi hayattan ve ne verdiğimizi hayata, ondan ne alabileceğimizi de...

Çok kaptırıyoruz kendimizi aşmamız gereken prosedürlere! Oysa önce insanın kendi içinde başlıyor tüm soru ve sorunlarla savaş! Onları aşmadan, kendi içimizle barışmadan , cevapları orda bulmadan olmuyor... Ve hayat sadece mantığa dayalı olarak şekillenmiyor .. Öyle bir yer geliyor ki formüller soru şekline uymuyor. 2+2=4 etmiyor... Sonuç ya bir eksik çıkıyor ya da biraz fazla...

Verdiğin yanıtlar hiçbir cevap anahtarına uymuyor. İşte orda tıkanıyor hayat!

Kendi içindeki sınavı vermeden, hiçbir imtihanı geçmiş olmuyorsun işte! Bir yerden patlak veriyor doğru sandığın yanlışlıklardaki kendini unutmuşluğun...

Ve en acıtan da bu oluyor o zaman, barajı geçememenden çok!

Sınava değil, kendine yenilmiş ve belki de sınavı değil de hayatı kaçırmış oluyorsun...

Vel hasıl kelam;

Dengeyi kurmak lazım hayat ve kendin arasında! Aşılması gereken prosedürleri gözde büyütmeden, gözleri dört açmak lazım hayata...

Soruları kaçırmaktan korkarken, ondan daha çok yaşamanın keyifli anlarını kaçırmamaya bakılmalı... -ki sonra prosedürler daha kolay aşılsın ve onları aşmaktan çok daha fazla keyif alınsın.."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 2065
Kayıt tarihi
: 27.06.06
 
 

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Tarih bölümü mezunuyum ve aynı bölümün yakınçağ anabilim dalında yük..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster