Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
178
 

Sıra Sende

Sıra Sende
 

Beni Bana Sorun


Sordum neden böyle küskün  kırgın, öfkeli hüzünlü yazıyorsun? Diye, hiç mi umut yok? Güzelliklerden.
Cevap verdi kadın derin bir iç çekişle o kadar kolay mı ki sorunun cevabı bir koca hayat bu sıkılırsın bence hiç sorma.
Yok dedim anlat sen dinlerim ben.
İyi öyleyse işte sana yine hayatın içinden bir şeyler anlatayım, madem istedin. Sende  yazıyorsun ya  bu kez de ben anlatayım sen dinle o zaman dedi.
 
Gözlerini dikti boşluğa başladı anlatmaya.  Bende çok isterim kuşlardan ağaçlardan böceklerden bahsetmeyi hep mutluluk şiirleri yazmayı, neşeli türküler çalmayı, hayat çok güzel diye avaz avaz bağırmayı, ama yapamam ki bilmiyorum ki! Neden dedim senin de bir ruhun yok mu?
 
İnsan ruhunda taşıdığını dışarıya aksettirirmiş ya, ben de bildiğimi bana öğretileni, yaşadığımı, yaşatılanı gördüğümü, unutamadıklarımı, özlemlerimi yazıyorum. Kırılan kalbimi acıtan sancılarımı belki de hiç bir kalemin anlatmaya, yazmaya gücü yetmeyeceği ağır duyguları, hiç bilmediğim yaşayamadığım bir hayatın güzelliklerini nasıl anlatabilirim ki? Ancak kendimi kandırırım o zaman yürek heybemde olanlarla senin bahsettiklerin birbirinden o kadar uzak ki. Yıllarca görmezden gelinen ruhumu, heba edilen ayaklar altında çiğnenen çok basit görülen emeklerimi, beni bana unutturan benliğimi, yerlere çalınan onurumu,  göz dikilen mutluluğumu şimdi ne gördüysem ne öğrendiysem onu yazıyorum.
 
Tüm bildiklerimi belki senin de duygularındır bu, belki onun yaşadıklarıdır ya da şunun, bunun çoktur bu vefasızlık herkesin hayatında, bende bunları yazıyor bunlara tercüman oluyorum. Artık görevim bu benim şiir şiir haykırıyorum. Susmak iyi bir şey değil susarsan kendi kendini kendi içinde yer tüketirsin. Bağır hadi bağır, sende susma avazın çıktığı kadar, unutma o bağıranlardan çok korkmuştun bir zamanlar.
 
Hadi şimdi sıra sende, sende bağır sende korkut ama tek silahın kalemin olsun kalkanın beyaz kâğıt yalnızca haksızlığa olsun nefretin ahın. Bu dünya nasılsa kalmıyor kimseye öyleyse neden sen çekiyorsun bütün dertleri olumsuzlukları, neden kendini kendi içine kapatıyorsun, sonrada sana dert hastalık sıkıntı olarak geri dönecek unutma bunu sakın. Onun için haykır âleme, at bütün acılarını ancak böyle kurtulabilirsin. O acıları içinden söküp atmanın tek çaresi çekip atmak sökmek yerinden  dedim ve bende bıkmadan usanmadan haykırdım aleme. İşte bu yüzden silmek için kötülükleri, içimden atmak için sancıları bu yüzden yazdım bütün bunları.
 
Belki bir gün kim bilir hayat bana yeter artık, bitti bunlar geçti derse,  işte o vakit yazarım sevdayı, işte o vakit yazarım, çiçekleri, kuşları işte o vakit kanat takıp göklere uçmayı, mutluluk şarkılarında kendimi bulmayı, bırakırım her yerde köşe bucak aramayı.
 
Ne aradığımı bilmeden, beni boğan, sıkan düşünceleri dipsiz kuyulara ne kadar derine gömebilirsem o zaman farklı şeyler yazarım. Ama daha gömemedim. çok vakit var daha. Gökyüzüne kadar ulaşmalıyım önce uçmayı öğrenmem gerek. Gömmek için açtığım çukurlar en karanlık dipsiz olmalı, denizlerin en derinine indirmeliyim bunun içinde yüzmeyi öğrenmem gerek, ilk önce kırılan kanatlarımı onarmam gerek, çünkü harap durumdalar. Umut yok mu dedim,  şimdi sardım sarmaladım iyileşeceklerdir elbet dedi. Unutmam gereken yere kadar gömmeliyim ki o vakit ben yüze çıkabileyim elimle bulutlara dokunmalı tüy kadar hafif olmalı tonlarca yükü ağırlığı yüreğimden atmalıyım...
 
Eğer başarabilirsem o zaman, neler neler yazardım. özgürce üzerlerinde kalemimle raks ederdim. Ayağım yerden kesik bulutların üstünde uçardım. Bambaşka güzel dünyaları, vefalı yürekleri, gerçek dostları, candan sevgiyi, kıymet bilinen emekleri yazardım, Güzel merhametli yürekleri, insan gibi insanları, iç güzellikleri dışına yansıyanları yazardım. Dualar eder şükürler yapardım. Güllerle bezerdim, kâğıdımın etrafına gülücükler kanatlar çizerdim. En güzel şekillerle tıpkı kurtuluşa eren ruhum gibi bir de hayallerimle bezerdim...
 
Sonra da büyük bir mutlulukla kötülükleri kalemimle ezerdim. Önceki sitemlerimi, ahımı en güzel pembe mavi  silgilerimle durmadan siler siler silerdim. Hiç bir izi hiç bir tozu kalmayana dek..  
 
İçimdeki
Mevsimler
 
Yine içimde bir sonbahar fırtınası
Kuşatmış beni her yanım Eylül sarısı
Başlıyor işte hüznün acı hatırası
Umutlarım kaybolmuş tutuyor yası.
 
Güç kalmadı bende direnecek zamana
Zavallı ömrüm dönmüş tekrar işte hazana
Bak inadına rüzgârında girmiş kanına
Tozu dumana katmış bakmıyor ardına.
 
Atmışlar beni de yerimde yok aralarında
Hazan gülüm sonbahar ne yaptım ben sana
Güvenmiştim hüzün var diye avucunda
Artık istemiyorum bende seni yanımda.
 
Güvendiğim dallar kurumaya hazırmış
Rüzgâr bütün heybetiyle silah kuşanmış
Sanki amansız bir mücadele başlamış.
Biliyorum onlar çoktan savaşı kazanmış.
 
Ah içimdeki mevsimler durun artık durun
Dinecekse öfkeniz hadi durmadan vurun.
Yalvarırım bir kez de beni bana sorun
Ya da siz bana en güzel mevsimler bulun.
 
Tutuştunuz yine kavgaya kininiz neden
Kalır hep ortada yazık kendine eden
Bahar kokusunu bekler mevsimlerden
Haberde gelmez elden kayıp gidenlerden.

Gülderen Çetin
 

 

ETEM SEVİK, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 178
Kayıt tarihi
: 09.03.18
 
 

Ben 53 yaşında evli, iki çocuk, üç torun sahibi bir ev hanımıyım. Ortaokul mezunuyum. Ailevi sebe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster