Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '08

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
8824
 

Şirince, Bizim Ev ve meyve şarapları

Şirince, Bizim Ev ve meyve şarapları
 

Son yılların en gözde turistik mekanlarından biri Şirince. Eski bir Rum yerleşimi. İzmir’in burnunun dibinde. Selçuk ilçesine bağlı ve adıyla müsemma şirin mi şirin bir köy.

Şirince’ye defalarca gittim yıllar içerisinde. Ve her gidişimde daha bir kalabalıklaşmış, daha bir ticarileşmiş ve maalesef ki daha bir özgünlüğünden sıyrılmış, koparılmış görmekteyim bu cennet köşeyi. Bu durum ne yazık ki ülkemizde turizm anlayışının, çok rastlanır makus bir neticesi.

Son Şirince ziyaretimde, farklı ayrıntılar düştü not defterime. Mesela bunlardan biri, daha önceleri defalarca önünden geçtiğim ama bir kez olsun girip denemediğim, “Bizim Ev” adlı kır restoranıydı.

Kalabalık bir aile grubu olarak gittik, Şirince yolu üzerindeki mekana. Yanımızda altı yaşlarında, afacan mı afacan üç tane çocuk olduğundan mıdır, yoksa genel müşteri hizmeti anlayışları mı böyledir bilemiyorum, bir miktar soğuk karşılandık. Özellikle birkaç personel vardı ki tabiri caizse “niye geldiniz” der gibiydiler.

Mutfağın sorumluluğunun kendisinde olduğunu anlayabildiğimiz orta yaşın biraz üzerindeki güleç yüzlü hanımefendi ise servis personeli ile tam bir tezat oluşturacak şekilde cana yakın ve pozitifti. Bu artı elektriği, yaptığı yemeklere de geçmiş olacak ki masaya gelen her şey cidden harikaydı.

Yaprak sarma, şakşuka, taze fasulye, soğan kavurma, çöp şiş ve köfteler; her biri yek diğerinden nefisti. Isıtılarak servis edilen köy ekmekleri, değme pastanelerin meşhur pasta ya da keklerine taş çıkartacak cinstendi. Ekmek sepetlerinin biri doldu biri boşaldı yemek boyunca.

Bizden sonra gelen turist grubuna yapılan servis özeni, klasik yurdum turizmcisinin tüm niteliklerini gözler önüne serer gibiydi. Yazık ve çok yazık ki o mutfak başarısına, bu servis ve sunum hiç ama hiç yakışmadı.

Oldukça sıkı yenen yemeğin üzerine, Şirince’nin dar ve dik, tarih kokan sokaklarında yürümek farz oldu. Anneler Günü de olması hasebiyle o küçük köy tıka basa doluydu. Araçları park edebilecek yer bulmak dahi problem olmaktaydı.

Şirince denince akla gelen en önemli iki şey şarap ve zeytinyağı. Özellikle meyveli şaraplar, neredeyse köyle özdeşleşmiş durumda. Aklınıza gelebilecek pek çok meyvenin kullanıldığı şaraplar satılmakta. Özellikle Anneler Günü’ne özel yapılmış, meyve şarabı promosyonları dikkatimi çekti.

Bazı satıcı ve üreticilerle sohbet ettim. Her meyve şarabının aslında meyvenin kendisinden yapılmadığından, bildiğimiz beyaz şaraba esans katılmak suretiyle elde edildiğinden bahsettiler. Özellikle çok tutulan ve satılan ahududu-böğürtlen şarabı gibi şarapların aslında esanslı şaraplar olduğunu ifade ettiler.

Meyve şarapları ile ilgili bir diğer konu da saklama şartlarına yönelik. Bu şaraplar yıllandırılmaya müsait şaraplar değil. Oda sıcaklığında bir sene, buzdolabında ise üç yıla yakın saklanabiliyor. Ve bir diğer önemli husus da klasik üzüm şarapları gibi yatık olarak değil dik muhafaza edilmesi gerekiyor.

Bazı dost tavsiyelerine uyarak gittiğimiz birkaç şarap satış noktasında, satış ve sunum yapan kişilerin; şaraplar konusundaki müşteri yönlendirmeleri, verdikleri teknik bilgi ve detaylar çok ama çok amatörce idi. Bu konuda, bence şarap esnafı kendisini geliştirmeli. Çünkü bölge, geçimini neredeyse bu işten sağlamakta.

Benzer mekanlara, Bozcaada’da da gittim. Oradaki şarap ve şarapçılık kültürü çok daha gelişmiş idi. Şarap satıcıları, tadımcılar nerede ise bir somelier seviyesinde müşterilerini bilgilendirebiliyor, yönlendirebiliyorlardı. Şirince de bu anlamda bir mesafe kat etmek istiyorsa, konuya çok daha profesyonel bakmalı diye düşünüyorum.

Siz yine de Şirince’ye giderseniz, envai çeşit gözlemelerden ve illa ki kabak çiçeği dolmasından yemeden gelmeyiniz efendim.



@Şirince yazılarımdan "Şirince-Mustafapaşa: Uzak İkizler": http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=3002

@Şirince yazılarımdan "Şirince, Varan İki...": http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=37814



Not: Yazı fotoğrafı http://sezcancamurdan.deviantart.com/art/meyler-42548899 linkinden alıntıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şirince ile ilgili pek çok yazı okudum pek çok şarabını içtim ama bir türlü gidemedim. Çok isterdim...

Önder Ilgar 
 16.05.2008 16:22
Cevap :
Umarım bir gün gider ve o küçük ama şirin köyü görürsünüz Önder Bey. Pişman olmayacağınıza eminim. Sağlıcakla kalınız.  16.05.2008 23:52
 

Şirince ye iki kez gittim...Nişanyanların restore ettikleri evleri gezdim...tam tepedeki pansiyonda akşam sefasını sürdüm....yinede gitmek isterim oraya...

Gülden Işık 
 15.05.2008 22:04
Cevap :
Ne güzel Gülden Hanım. Ne iyi yapmışsınız. Çok teşekkürler ederim efendim, paylaşımınız için.  16.05.2008 23:51
 

Sabahattin Ali'nin Sırça Köşk kitabında Çirkince adlı öyküsünde geçiyor Şirince. Çocukluğunda çok güzel hatırladığı Çirkince adlı köye gider at sırtında, Çirkince mübadeleden sonra mahfolmuştur, rezil-i rüsva olmuştur ama ismi değişmiştir:Şirince. Bi yerde rastlarsanız okumanızı öneririm nacizane. sevgiyle kalın...

seringel 
 15.05.2008 12:28
Cevap :
Bahsettiğiniz kitabı, yıllar önce okudum. Ve bu esere atıfta bulunmanızı çok ama çok iyi anlayabiliyorum. İlgi ve katkınız için çok teşekkürler ederim.  16.05.2008 23:50
 

Aydın bey,şirinceye gittim hemde 2 kez,her gidişimde daha da güzel olduğunu gördüm,umarım bir gün tüm MB liler olarak oraya gider ve keyfini çıkarırız oranın,,,,sevgiler size,,,,

Alyoşa-Sevmek Güzeldir. 
 14.05.2008 0:16
Cevap :
Kimbilir, belki olabilir. Sevgi ve selamlarımla.  14.05.2008 22:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 928
Toplam yorum
: 2451
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3580
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

İzmir'de yaşıyorum.    Çok uzun yıllar öncesinden başlayıp, hiç ara vermeden bugünlere kada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster