Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Kasım '12

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
1012
 

Şirince'nin Canı Can da, bizimkinin Canı, Patlıcan mı?

Şirince'nin Canı Can da, bizimkinin Canı, Patlıcan mı?
 

Tanbiat ana turfaanda 10 günlük bahar havası lütfetti de, millet sokaklara döküldü, Bundan Foça da nasiplendi. Foça'nın gecesi ayrı, gündüzü ayrı bir havada.


Ayağını sürüye sürüye gelen bahardan sonra, ne olduğunu anlayamadan geçen yaz, rüzgar gibi gelip geçti. İnsanoğlu, deriyi delip geçen sıcak günlerin ardından kışa merdiven dayamışken, şimdi işler değişti.

Ne diyor raporlar? “ Pastırma yazına hazırlanın” Eee, halkımız., Sucuklusu da olsa, kaşarlısı da olsa zaten hazır. Yalancı yaz, 15 gün sürecekmiş.

Bu 2012 yılından hiç bi şey anlamadık. Şimdi Sonbaharlara dayandık . Bu coşku  hiç bitmesin dedik. Gecelerden  Gece beğendik. Oh ne ala ne ala. Bütün aşıklar burada. Bir o yana bir bu yana. Çalkala yavrum çalkala.

Lafın kısası, Geçen Pazar, Foça fıkır fıkırdı. Ilgıt ılgıt esen rüzgarın dilinde Foça vardı. Sizleri mazinin kıvrımları arasına sürükler, sürükler. Getirip bırakıverir sizi. Siz hayran hayran, biraz da şaşkın, ilk sevgilinizin kokusunu içinize çektiğiniz o kokudur işte . Bir daha eşi  yoktur olmamıştır. En çok da aşıkların başı neden döner bu mevsim? Mevsimidir. Göz bebeklerinize bile değmiştir o ilk aşkınızın kokusu. Zambak olup, sümbül olup, ıhlamur olup karşınıza yeniden dikilmiştir. Tabi ya, “Sonbaharda bile aşk” vardır.

Foçalıların, zaman zaman başlarına tebelleş  olan  fok’ları vardır. Şimdi oncağızlara da rest çekildi. İster yüzlerini göstersinler,  ya da göstermesinler. Unuttular onları. Folk, karın doyurmuyor. Var işte Siren Kayalıklarında 5-10 adet. Kimselere görünmeden sinsi sinsi yaşasın dursunlar bakalım şimdilik.

Burada ekmek elden, su gölden misali en mesut yaşayanlar kediler. Ağ ören balıkçıların karşısına diziyorlar. Sabit gözlerle bakınıp, tükürüğü kuruyuncaya kadar yutkunuyorlar. Her biri, “balık üzerine” roman yazıyor, kıç üstü durduğu yerden.

Fakat akşam perde perde indiğinde, eniden aşık olmak isteyenler,  kaybettiği sevgilisini arayanlar, yeniden  aşık olmak isteyenler, kendilerini şaraba vuruyorlar. Rakıya vuruyorlar. Bir Latin Müziği sevenler var ki bu Foça Karasında, coşkusu yetiyor. Verdiği ilham yetiyor. Gönüller uçmaklı oluyor. Gözümüze çarpanlar arasında  Sandal Restoran sahibi Dilek Hanım, dostgları Gülaay Sesigür, Korhan İfakat ikilisi, eski basın mensubu Şükrü Evcamat  (her zamanki yanlız ama, gölü dopdolu) vardılar.

Duyan geldi, duyan geldi. Sanırsınız ki burada bir Latin Mahallesi halkı peydahlandı. Los’lardan Paraguayoslar dinlendi. Sonra da  Los Machucambos’lardan  Pepito’lar, Perfid’yalar, Grenada’lar…

Bir Latin gecesi ki, Foça’nın tarihinde görülmemiş. O gece,  sabahın ilk ışıklarına kadar müzikli gece devam etti. “Foçakarası” ile kafayı bulanlar, yine Foçakarası ile ayıldı. Ayıldıkça müziğin coşkusu arttı.

Los’ların gecesindeki o muhteşem nostalji, ilikleri ısıtı.  Que bonito tienes. / Debajo de esas dos sejas (Ne güzel gözlerin var/  O iki kaşın altında)

Bunlardan has Foçalı olanlar, “işi eğlenceye vurduk” diyorlar. Yazın yorulmuşlar, her gün sabahın ilk ışıklarına kadar eğlencenin de adını koymuşlar: “ Foça Karası”

Bu konuda Latin müziğine hasta olan İbrahim Gürsu’nun  Latin koleksiyonu var ki, değme müzikçilerde eşi benzeri yoktur. İzmir ve Foça’dan Dilek ve Gülay’ların gitar eşliğinde  “flamingo dansları” görülecek şeydi. O gece her, eline ne geçirdiyse çaldı. Süs kabaklardan “marakaz” larf yapıp tempo tuttular.

Efendim neymiş? / Aralık 21’e gelince / Turistik Şirince / Olaylara gebeymiş / Yer yüzü ters yüz gelecek / Ama Şirince / Etkilenmeyecekmiş / Alan da gaçan mı ? / Bizlerin canı patlıcan mı  / Dünya batasıymış / Orhan Baba / Yıllarca / bas bas bağırmadı mıydı? / Batsın bu dünya  diye / Hani ya battı mı? / Elemtere şiş / Kem gözlere şiş / Yok öyle şey / Hatırım kalır batmazsa / Foça’ya gelin Foça’ya / Oy dingala dingala / Kömür de koydum mangala / Ko  rahvan gitsin, bu kıçıkırık dünya / Foça’ya gelin Foça’ya / Uçalım raspa’larla, tangolarla / Yerli yabancı kol kola /  Foçasıyla /  Karasıyla / heyamola, heyamola..

 .

 

  

  

  

 

  

 

 

 

 

 

 

 

 

  

 

  

 Karşı  taraftaki "İNCİR ADASI"  restoranına gitmek için,  dağın başındaki bu levhanın yanına geleceksiniz. Durup  "el salladınız mı" mesele yok. Sizi karşıdan  görecekler hemen. Sizi değil canım, "elinizi görecekler" Şıp diye kayıkla gelip, sizi alacaklar. yurdum insanı nelerle uğraşıyor

  

 

 

 

 

 Baramerikanda bir güzel. Dayanamadı uzun müddet. Ateşli danxlara iştirak etti. Pistler ısındı.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tabii ki salt -kuru kuruya- bir "övgü" değil...bir gerçekliğin tezahürü diyeyim en iyisi...Yazılarını sektirmediğim kişilerdensiniz illaki..Ve de MBurada edithor'lar dahil şu güzelim dili hor hor kullananların hepsinin de okuması gerektiğini de söylüyorum aslında...satırların aralığında...icabında...eyvallah...saygıyla...

nedim üstün 
 27.11.2012 15:06
Cevap :
Övgüler kuru kuru olunca anlaşılır sahiden. Teşekkür ederim ilgine. Sağol, varol.  28.11.2012 13:58
 

Günaydın...Sizin yazdıklarınızı okumak -konu,içerik pek farketmiyor benim için- ayrı bir "estetik haz"...öyle güzel bi "dil yağmuru" ki hayranlık ve alışkanlık oluşturuyor...Türkçe bir gökkuşağı gibi seeriliyor gözler önüne...saygıyla izliyorum...eyvallah..."çoktandır aklımdaydı sööliiim dedim,dünya fani ne de olsa...icabında"

nedim üstün 
 27.11.2012 7:59
Cevap :
"Mukadderat ve icaabat" Dr. Bedri Ruhselman'ın yeryüzündeki önemli kitabı. ( Piyasada yok şimdi) Sız, yorum yaparken, sosyoloji de yapıyorsunuz. "Fanileşmeden" söyleyeceklerinizi "Söyliyeyiiiiimmm" demişsiniz. Öyle sanıyorum ki, beni sık sık okuyorsunuz. Yazı dilim, konuşma lisanına paraleldir. Övmüşsünüz beni dil konusunda. Fazladan bir şey yok yani. Konuşmam da böyledir benim. Tabi tanışmadık, beni tanımıyorsunuz. Kitaplarımda da aynı dili kullanırım. Okuyanlar, sizin gibi derler. Onun için pek yadırgamadım ban a ait o muhteşem sözcüklerinizi. Laf aramızda, "övülmeyi de pek sevmiyorum" galiba. "Olsun varsın amma, yan cebime koyuver" diyenlerden de değilim. Selamlarımla, sevgiyle, teşekkürle aziz dost.  27.11.2012 13:17
 

Yine her zamanki gibi güzel bir yazı yazmışsınız. Sevgi selamlar.

Şahin ÖZŞAHİN 
 26.11.2012 22:39
Cevap :
Sevgili Özşahin. Tekrar tekrar teşekkür ederim iy dilekleriniz için.  27.11.2012 2:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 890
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster