Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Haziran '14

 
Kategori
Üniversitelinin Sesi
Okunma Sayısı
2645
 

Sistemin sistemleştiremediklerinden misiniz?

Sistemin sistemleştiremediklerinden misiniz?
 

‘’Yaşar Kurt-Anne’’

Aslında bu şarkıyı tam da savaşa giderken dinlemeliyim. Kendimden bağımsız, iç ve dış işlerime el konulmuşken, kafam dizlerimin arasında dinlemeliyim bunu.

‘’orduya istiyorlar savaş çıkar diyorlar

silah veriyorlar anne bana öldür diyorlar.’’


Sistemin sistemleştiremedikleri misiniz? O halde hala birkaç dakikanız varken kaçın. Ancak siz de okula gidiyorsanız, mavi orduyla göz göze gelip ‘’bana bulaşmasınlar da ne olursa olsun’’ diyorsanız sistemin sistemleştirdiklerindensiniz.

‘’kapat televizyonu anne seni de kandırıyorlar!’’

Bir ülkenin en etkili, herkesi susturacak, sorgulatmaktan uzaklaştıracak tek şeyi medyadır. Bir haber gelir bir kişi ölür, umursamaz. Umursamak için binlerce kişinin ölmesi lazım. Bu da bizim halkımızda üç gün sürecek eyleme eşittir. Sonra her yıl anılır,bir süre sonra sadece ama sadece sözde kalır. Belki de yüz yıl sonra başka bir ülkede ‘’ o gün binlerce kişi öldü çocuklar, üç gün aralıksız eylem yapıldı, halkın bir çoğunluğu tepki gösterdi. –derin bir iç çekişten sonra- ama çocuklar, ölen öldüğüyle kaldı. Ölenin öldüğüyle kaldığı yerin neresi olduğunu biliyorsunuz değil mi çocuklar? Hep bir ağızdan ‘’Evet!’’ der bir öğretmen. Belki de eski bir harita bulur, bu ülkeyi gösterir.

Bazen bir kişinin bile bizi hayattan kopartacak etkisi olur. Bu bir kişi çok yakından tanıdığımız kişidir, her zaman. Merhabalaştığın biri olur, ölür, için burkulur. Her gün sesini duymadan uyuyamadığın biri olur, ölür, ölürsün. Toplumun sistemi budur aslında: sadece yakınlarıyla ilgilenmek. 
‘’oyuna gelme anne!’’

Bir şeyler değişiyor, her saniye yeni bir şey değişiyor. Ve sen gülümserken aslında birini öldürüyorsun. Aslında ben gülümserken birini öldürüyorum. Oturuyoruz k...çımızın üzerine, açıyoruz müziğimizi, açıyoruz içimizi, soyunuyoruz aslında giysilerimizle. Tam olarak soyunsak ya? İçimizde her gün büyüyen nefreti ya kaleme ya da eyleme döksek ya?

Kalem ucu olan, yazan bir şey değildir. Kalem aslında silahtır, ucundaki mürekkep senin içinden gelen bir şey yazdığında okuyanı öldürme gücüne sahiptir. Al mürekkebini, çık ,boş sayfaları, boş kafaları doldur!

 Derin bir nefes al ve küfret!

‘’ Silah veriyorlar anne bana öldür diyorlar.’’

Nil ALAZ, Burcu Akgüner bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Siz silahla öldürmeyi değil, Nisan yağmurlarının Haziran’a kaydığı bugünlerde, kaleminizle muhtemel Temmuz’a, Ağustos’a sarkacak bereketli hasat için tohum ekmeye karar vermişsiniz genç arkadaşım. Kutlarım sizi. Kendini yaz, çevreni yaz, içinde nabzını tuttuğun toplumunu yaz, nihayet insanlığı yaz. Yaz ki, değişsin alınyazın, toplumunun, insanlığın alınyazısı. Silahla öldürme yarışına değil, kalemle, klavyeyle tohum ekme yarışına girsin tüm gençler; ama önce kendilerini anlatarak başlasınlar… Bu başlangıç, diğer adımların teminatıdır çünkü. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 07.06.2014 4:03
Cevap :
Silahlı yapılan şeyler tamamen ''emir-komuta''denklemi içindedir. Ama kalemin sahibi, önderi, tanrısı yazandır. O yüzden her zaman daha güçlü bir silah olup çıkar iç boşaltmaları. Teşekkür ederim hocam, sevgiyle.   07.06.2014 13:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1255
Kayıt tarihi
: 17.08.13
 
 

Kocaeli Üniversitesi - Gazetecilik Facebook:https://www.facebook.com/arturodanban Twitter: https:..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster