Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
422
 

Sivas yangınında kurşun izleri!

Sivas yangınında kurşun izleri!
 

Sivas "yangını" Türkiyede mezhep ayrımcılığını körükleyen  vahim bir olay oldu. Gerek olayın gerçekleşme biçimi, gerekse olay üzerine yapılan propagandalar, Sivastaki otel yangınını bir kısım Aleviler için bir milat haline getirdi.

Bu milat, tıpkı bugünki Hristiyanlığın bütün akidevi yapısını Hz.İsa'nın çarmıha gerilmesi "teşbihine" dayamasına benziyor. Yani, eğer çarmıh olayı olmasaydı-ki olmamıştır- bugünün Hristiyanlığı olmazdı. Sivas yangını da o hale getirildi ki, eğer Sivastaki otel yangını olmasaydı sanki bugünün bazı siyasallaşmış Aleviliği de olmayacaktı.

Sivas olayının bir tezgah olduğu, bu ülkeyi ayrıştırarak yönetmeyi alışkanlık haline getirmiş derin devletin bir yeni "ayrıştırma" projesi olduğu gün geçtikçe gün yüzüne çıkıyor.

Aslında, Sivas katliamından üç gün sonra Başbağlarda otuz üç Sünni insanın acımasızca katledilmesi ve katillerin bunu Sivasın intikamını almak için yaptıklarını haykırmaları ve  bu katillerin yakalandığı halde derin devlet eliyle serbest bırakılmış olmaları ve de hala bulunmamış olmaları olayın iç yüzünü görmek isteyenler için yeterince ip ucu veriyordu.

Ama, Sivastaki yangını tezgahlayanlar, olayın üzerine yaptıkları yorum bombardımanı ile bu gerçeklerin görülmemesi için ortalığı toza dumana buladılar.

Bugün aradan bunca zaman geçtikten ve Türkiyedeki derin yapılar deşifre olmaya başlamışken Sivasla ilgili 'duman altı'  edilmiş bazı gerçekler de ortaya çıkıyor.

Bu cümleden olarak, Sivas olayının baş "kahramanı" yazar Aziz Nesin'in aslında bir devlet görevlisi olduğu iddiası nedense fazla konuşulmadı.

Şimde de Yeni Şafak ve Yeni Akit gazetelerinin haberleştirdiği Sivasta ölenlerin yangından değil kurşundan öldükleri iddiası, ya görmemezlikten geliniyor ya da BirGün gazetesinin bugünki sayısında yaptığı gibi üzerinde düşünülmeden reddetme yoluna gidiliyor.

Cinayet hangi yolla işlenmiş olursa olsun cinayettir. Elbette, Sivasta öldürülenlerin yangında ölmesi de büyük acıdır ancak böyle toplumsal kırılmalara yol açan önemli bir katliamın özel görevlilerce otel içerisinde işlenmiş olması ve bunun devletin legal yüzü tarafından örtbas edilmiş olması herhalde üzerinde çokca durulması gereken bir iddiadır.

Hatta, böyle bir iddianın gerçek olduğunun isbat edilmesi, Türkiyedeki mezhebi kırılmayı tedavi edecek bir sonuç doğurabilir. Ama, elbette bu sonucun gerçekleşmesini istemeyenler de olacaktır. Tıpkı, Hz.İsa'nın çarmıha gerilmediği gerçeğini kabul etmek istemeyen ve bu gerçeğin ebediyyen üstü örtülü kalması için mücadele eden bir Vatikan Hristiyanlığının olması gibi.

Katiller, Sivasta da Başbağlarda da acımasızca insan öldürdüler. Bu ülkenin insanlarını öldürdüler ve bu cinayetler yoluyla bu ülkenin insanlarını bir birine düşman etmek istediler. Böylece, kendi iktidarlarını sürdürebilmeyi hesap ettiler. Ne Sivastaki Alevileri Sünniler öldürdü; ne de Başbağlardaki Sünnileri Aleviler öldürdü. Aynı katil, her iki cinayeti de işledi ve yek diğerinin üzerine attı.

Bugün, iyi niyetli, aklı başında ve sağduyulu herkesin bu gerçekleri anlama çabalarına katkı verme günü iken, Sivastaki yangın olmazsa Alevilik olmaz, zihniyeti ile hareket etmek bu katliamları tezgahlayan güçlere hizmet etmekten başka bir işe yaramaz.

Gerçekler elbette bir gün açığa çıkar; yeter ki, yalanlar üzerine kurulan kin ve öfkeler iyileştirilemeyecek kadar derinleşmiş olmasın. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

O yangından kurtulmuş bir yazarı ya da şairi dinleme imkânınız oldu mu? Benim oldu. İzmirli şair Hidayet Karakuş'u dinledim. Bence siz de dinleyin şahidinden. Saygılar...

Retor 
 29.09.2013 11:25
 

O zamanki adı Vakit olan provakatif gazetenin ertesi günkü manşeti "Yaşasın şanlı Sivas kıyamı" idi. Aydınların diri diri yakılmak üzere otelin giriş katında yangın çıkarıldığını, polisin askerin aciz kaldığını, toplanan güruhun tekbir sesleriyle katliamı seyrettiklerini dün gibi hatırlıyorum. Yalanı ilke edinmiş ideolojinin borazanlığını yapan gazetenin dezenformasyon amaçlı bu yayını Cumhuriyet tarihinde daha önce de yapılan katliamları unutturamaz.

ahmet demir 
 25.07.2012 19:51
Cevap :
Kimseye bir şeyi unutturmaya çalışmak gibi bir amacımız yok...Başbağlar mazlumları da unumayacaktır...Söz konusu gazete o manşeti attı mı atmadı mı; attıysa ne kastıyla attı bunu ben bilmiyorum. Bildiğim bir şey varsa, bu ve benzeri bir çok provakatif eylemlerin derin güçler tarafından tezgahlanmış olmasıdır. Kalabalıkların orada bulnuması ve tekbir getirmesi olayın tezgah olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Topluluklar rahatlıkla ajite edilebilir..Nitekim "Kızılbaş mısın" olayında o edebsiz spikere tepki olmak üzere ayaklanan Aleviler tüm mahalleyi yakıp yıktılar...Biz, toplumsal barışın sağlanması ve bir arada yaşama duygusunun güçlendirilmesini istiyoruz...Ama siz istemiyorsanız, o da sizin bileceğiniz iştir...Ne diyim...  26.07.2012 0:13
 

Değerli Ali Bey, "Otu çek köküne bak!" İfadesini bilirsiniz. Burada bir kişiyi tanımak için, ailesine, köklerine bakılması gereği ifade edilmektedir. Devletler de böyledir. Onun uygulamalarını anlamak için kuruluş felsefesine bakılmalıdır. Devletleri ve felsefelerini anlamak için biraz gerilere gidersek; Konfüçyüs ve Sokrates, "Devletin ahlaki ilkelere uyması gerektiğini", ifade eder, öğütlerken; Aristo, "Nereye kadar ahlak?" sorusu ile Bugünkü batı medeniyet anlayışının ana çizgisini, çerçevesini oluşturur. İtalyan siyasetçi Makyavel, "Kazanmak için her şey serbest!" Öğüdü ile de, bu çerçevenin içini doldurur. Buna en çarpıcı iki örnek; 2. Dünya savaşında, (Savaş fiilen bittiği halde) ABD, boşa gitmesin! diyerek üretilmiş iki atom bombasını Japonya'ya atmış yüzbinlerce insan yüksek ısıdan erimiştir. Bizde Batının yaptırdığı Yunan işgali de böyledir. Ülke zaten fiili işgal altındadır. Ancak taviz ve çeşitli hesaplar için Yunanlılara gereksiz katliam yaptırılır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 25.07.2012 10:38
Cevap :
Ne yazık ki bu devlet anlayışı batıcı aydınlar tarafından bize de uyarlanmış; bin yıllık şefkatli devletin yerini eli sopalı devlet almıştır.Değerli yorumunuza bir cümle ilave ettim Mehmet bey...Teşekkür ederim.Selamlarımla..  25.07.2012 12:50
 

Yalnız Alicim akit yalan haber yaptığı fotoğrafla belgelendi dün. Kursun dedikleri kan izi dedikleri şeyin sac örgüsü olduğu fotoğrafla ispatlandı. Bırak " derin devlet" paranoyasını orda din tacirleri aydınları öldürmüştür. Kursun falanda değil otelin girişini yaktıkları için içerdekiler dısarı çıkamayıp dumandan zehirlenmişlerdir. Bunun sebebi dindarlar yada derin devlet değil din tacirleridir.En azından din tacirlerini aklamaya çalışmayacak kadar erdem sahibi olmak gerekiyor.

Taylan Demirkiran 
 25.07.2012 8:45
Cevap :
Bunu anlayabilir misin bilmiyorum Taylan ama tacirlik başkadır canilik başkadır. Din tacirleri olabilir; her ideolojinin taciri vardır, Atatürkçülüğün tacirleri de vardır dinin tacirleri de...Ne var ki, burada söz konusu olan din pazarlayıp para kazanmak değil...Burada planlı, programlı bir cinayet işlenmiştir...Eğer senin mantığınla bakılmaya devam edilirse bu canilerin istediğini yapmak olur; önemli olan bu tür cinayetlerin ark planını görüp toplumsal barışı sağlamaktır...İnşallah anlatabilmişimdir Taylan...  25.07.2012 12:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1617
Toplam yorum
: 4205
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 789
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster