Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '10

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
1224
 

Siyah Çay'la ilgili bir önerim!

Tarım ürünlerinden, Tütün, Pamuk, Şekerpancarı, Siyah çay, Ayçiçeği, Zeytin, Yer fıstığı, Soya fasulyesi, Haşhaş, Susam, Keten, Kenevir ve gül bitkisi, sanayi bitkileri grubunda sınıflandırılmaktadır. Ülkemizde, yaygın olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yetiştirilen Antep Fıstığı ile Doğu Karadeniz bölgesinin kıyı kesimlerinde yetiştirilen siyah çay’ın, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde yer alan, İran, Irak ve Suriye ile bağlantısı bulunan Kara Hudut kapılarından, çeşitli yasal ve gayrı yasal yollarla ya da muafiyet fazlası şeklinde yurda girmesi esnasında, limitlere riayet edilmekte midir.? Hangi ürün listede yer alırken hangisi değildir? Söz konusu ürünlerin haksız rekabete karşı korunmasında, gösterilen yaklaşım farkları nelerdir? Gibi benzer sorular irdelenerek bulunan cevaplar, yazımızın konusunu oluşturmaktadır.

Her iki ürün açısından bakacak olursak; Siyah Çay, Yolcu beraberi Kişisel Eşya Listesinde dâhilken, Antep Fıstığı bu listede yer almamaktadır. Yurda çeşitli yollarla girişi durumunda, Antep Fıstığına gösterilmesi gereken hassasiyet ve özen, yolcu ve günübirlikçiye geri adım attırırken, siyah çayda aynı hassasiyet ve özen gösterilmemektedir ki, çay aleyhinde, yüksek miktarda girişlere rastlandığını görüyoruz. Ülkemizde bazı özel sektör kurumlarınca ithal edilen Srı-Lanka menşeli siyah çay’ın, Doğu ve Güneydoğu vilayetlerinde çok tüketilmesi ile birlikte bu bölgede oluşan talebin karşılanması % 147 gibi yüksek oranda bir gümrük vergisi nedeniyle, ithalini mümkün kılmamaktadır. “Yolcu Beraberi Eşya Listesinde” bir yolcunun muafiyet kapsamında yurda getirebileceği eşya arasında çay 1(bir) kilo ile sınırlandırılmışken, Antep Fıstığının bu listede yer almadığını belirtmiştim. “Listeye konulmama” başlı başına Antep Fıstığı lehine bir koruma sağlarken, Siyah Çayın, “Listede yer alması”, bu eşyanın muafiyet sınırları aşılarak, daha fazla yurda girmesine kapı aralamaktadır.

İran’la daha evvel, Suriye ile de yakın bir zamanda yapılan anlaşmalarla kaldırılan vizeler ve pasaport harçlarına yapılan indirimler sayesinde, yolcu ve günübirlikçi geçişleri artınca, siyah çay girişi bu geçişlere muvazi olarak artmıştır. Diğer taraftan, Güneydoğu kapılarında, başta Valiler ile şehrin ileri gelenleri ile Oda ve Sivil Toplum Örgütlerinin sistemli baskısı sayesinde, bir gram dahi Antep Fıstığı geçişine izin verilmemektedir. Bu başarılı durumun siyah çay’da da uygulanması arzu edilmektedir. Doğu Karadeniz’de üretilen (Çay-kur ve özel sektör) çay ürünlerinin, Doğu ve Güneydoğu vilayet ve hudut kasabalarında tüketimi yok denecek düzeye inmiştir. Bunun sebebi olarak, yıllar içerisinde oluşmuş olan damak tadından/lezzetinden bahsetmek doğru bir yaklaşım değildir. Ülkemizin bir sanayi bitkisi olan siyah çay, yerli üretici açısından ne anlam ifade ediyorsa, ‘ kaçakçı’ açısından da ‘yabancı çay -kaçak çay-’ aynı anlamı ifade etmektedir, çünkü ortada bir rekabet yaşanmaktadır. Yani, muafiyet kapsamı veya fazlası olarak, ya da çeşitli yollar denenerek, yurda getirilen siyah çay daha sonra, nakledilirken, stoklanırken, pazarlanırken; bugün için, tüketicinin talebini karşılayacak miktarlarda bir Pazar genişliğine kavuşturulmuştur. Siyah çay, tütün ve tütün mamulleri gibi paraya çevrilme hızı en yüksek ürünlerden birisidir. Yapılan anket çalışmaları göstermiştir ki; yolcu ya da günü birlikçinin yurt dışından getirdiği ilk iki eşyadan biri sigara ise, diğeri de siyah çay’dır. Bölgede meydana gelen olaylardan, mahkemelere intikal etmiş bütün dava dosyaları incelendiğinde, Kaçakçılık suçuna konu eşyanın tümüne yakınının, siyah çay ve sigara olduğu görülebilir.

Kar getiriciliği oldukça yüksek olan ‘Sri Lanka menşeli siyah çay’ın, baskın lezzetinden söz edip, ülkemiz çayını yermek doğru değildir. Her sabah sofralarımızda bardaklarca tüketilen, önemli bir içecek maddesi olan siyah çay’ın, bahsedilen, hudut kasabalarındaki kapılardan, yasal ve gayrı yasal her türlü yollar denenerek, ticaretini yapanların kazancına kazanç katan en önemli ürün olarak görülmesi ve gözde ürünü olmasının temel nedeni, anında paraya çevrilme hızı ve ‘sıcak para’ gibi muamele görmesidir. Ülkemizde üretilen, (<ı>Doğu Karadeniz çay’ının) Doğu ve Güneydoğu vilayet ve kasabalarında, itibar görmemesi veya raflarda yer alamayışının ana sebebi, (ithal edilen kısmını konumuz dışında tutarsak) kayıt dışı ekonomik yapının içinde kalarak vergi baskısından kurtulma anlayışı, beklenen yüksek kar hesabı, yukarda da belirttiğim gibi, paraya çevrim hızının yüksekliği, tüketici talebini karşılayacak ölçüde her zaman gizli rafta yer alma garantisi ile pazardan önemli ölçüde pay kapma mücadelesi gibi birçok nedenin, bazıları olduğunu kabul etmek mümkündür. Bu olumsuz durum, siyah çay bitkisi yerli üreticilerinin haksız rekabetle karşı karşıya kalmasına ve her geçen gün, çay’ın üreticiye olan katkısının azalmasına neden olabilir. Bu itibarla, sorunun önlenmesi için atılacak adımlar içerisinde ya da çözüme katkısı olabileceği öngörüsü içerisinde, siyah çay’ın “<ı>Yolcu Beraberi Kişisel Eşya Listesi” nden çıkarılmasının gerektiği kanaatindeyim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Rize çayının -günde en fazla 3 bardak içilmesi koşulu ile- genel sağlığa, beyne ve kalbe faydaları ortada iken... Selamla... MS

Mehmet Sağlam 
 24.06.2010 20:15
Cevap :
mehmet bey, olumlu yorumunuz, bizim doğru yolda olduğumuzu gösterir, selam ve sevgilerimle...  30.06.2010 17:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 131
Toplam yorum
: 133
Toplam mesaj
: 41
Ort. okunma sayısı
: 1304
Kayıt tarihi
: 29.09.07
 
 

Ali Emir KARAALİ, 1961 Rize Doğumlu, 1978 Rize Lisesi Mezunu, (1988)T.C. Anodolu Üniversitesi   '..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster