Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '07

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
349
 

Sona yaklaşmak II...

O konuşma çocukların eve gelmesi ile sona erdi. Gecenin ilerleyen saatlerinde karşılıklı oturup konuşmaya başladılar. Eşi bir hata yaptığını ve bunu telafi etmek için elinden geleni yapacağını söyleyip duruyordu. O ise hala inanmakta zorluk çekiyordu olan bitene. Ama evet herşey gün gibi aşikardı, eşi kendisini aldatmıştı. Ve şimdi de bir hata yaptığını kabullenmiş türlü türlü özürler diliyordu. Sadece sms lerin olduğunu başka herhangi bir şey yaşamadıklarından bahsediyordu. Uzun süren konuşma ve özürlerden sonra o dayanamamış ve eşinin özrünü kabul etmişti ancak bir daha aldatılmak istemediğini belirtmişti.

Aradan geçen günler boyunca eşi kendisine o kadar iyi davranmıştı ki evet herşey bitti herhalde artık ona güvenebilirim demişti. Bu arada eşi ile hep hayalini kurdukları tatil için programlar yapmaya ve sıfırdan tekrar ilişkilerine başlamayı düşünüyorlardı.

Güzel günler uzun sürmedi maalesef. İlk olaydan yaklaşık 2 ay sonra içine doğmuş gibi sanki, ortak aldıkları ancak daha sonra kendisinin hiç kullanmadığı bir mail adresine girince İKİNCİ ŞOK...

Nasıl olabilirdi? Okudukları gerçek miydi? Gözlerinden akan yaşlara ve ellerinin titremesine engel olamıyordu. Neden ? Neden? Neden? Nasıl yapabilmişti eşi bunu? Onca değer verdiği, sözüne inanıp güvendiği o adam !!!!!!

O andan sonra herşey anlamını yitirmişti. Bütün hayalleri kül gibi uçup gitmişti. Sona yaklaştığını artık anlamıştı. Ve evet kararı kesindi, bu hayata devam edemezdi. O devam etmek istese bile kalbi buna dayanacak kadar güçlü değildi. Ayrılmalıydı ancak bunu nasıl yapacağı konusunda kendisini yeterince güçlü hissedemiyordu. Üstelik çocuklarına bu acıyı nasıl yaşatabilirdi?

Eşi ile tekrar konuşmaya başladığında artık herşey su yüzüne çıkmıştı. Evet eşi aşık olmuştu hem de başka bir kadına. Ancak o kadar yüzsüzlük ediyordu ki ben ikinizi de seviyorum ikinizden de vazgeçemiyorum diyordu. Bu nasıl bir düşünce tarzıydı ki karşındaki insana elindeki hançeri sapladıkça saplıyorsun ve içine sokup tekrar çeviriyorsun!

Herşeyin yalan olduğuna, aşkın ve evliliğin anlamsız olduğuna hiç bu kadar yakın olmamıştı düşünce olarak. Hiç kimseye değil asıl kendisine kızıyordu, bu yaşamı kendisi bu hale getirmiş olmalıydı. Yoksa neden neden olsun bu acılar?

Geçen günlerde ailesi, çevresi ondaki değişiklikleri farketmiş ama sorduklarında onlara bir cevap verememişti. Ne diyebilirdi ki? Bu sorunun üstesinden nasıl gelebilirlerdi ki?

İçi içini yiyor, ancak kimseden medet umamıyordu. Artık hiçbirşey eskisi gibi değildi. En baştada kendisi...

Bu haliyle çocuklarına da iyi bir anne olamayacağını anlamıştı. Eşinden ve çocuklarından ayrılıp tek başına bir eve taşındı. İstediği desteği ve ilgiyi evde bulamıyordu çünkü ve o ortamda kendisini kapana sıkışmış bir fare gibi hissediyordu. Bu olayın üstesinden gelemeyeceğini anlamıştı. Kendi sonunu hazırlamaya başlamalıydı artık. Nasıl yapacaktı? Her gece televizyonun karşısında elinde bir içki kadehi ile kendini dinlemeye başlamıştı. Kendine bakımı azalmış, yemek yemiyor, işyerinde artık eskisi gibi verimli çalışamıyor, içine kapanmış ve kimseyi o dünyaya kabul etmiyordu. Tıbbi yardım tekliflerini de elinin tersi ile itmişti.

Artık herşeyden vazgeçmiş olduğunu kabullendiği bir gece uyuyakalmış ve uykusunda gördüğü rüyadan çok etkilenmişti. Ne zamandır aradığı huzuru o gördüğü ışık hüzmesinin içinde bulmuştu. Gördüğü ışık kendisini içine çekiyor sanki ayaklarını yerden kesiyordu ve işte orada içini tarifi mümkün olmayan bir mutluluk kaplıyordu. Hiç uyanmak istememiş ancak saatin alarmı onu gerçek dünyaya çekivermişti.

Zoraki kalktığı yataktan ve hazırlıklarını tamamladıktan sonra kendisini işine giderken arabanın içinde bulmuştu. Akşama kadar aklında hep o ışık vardı, nereden çıkmıştı veya onu nerede bulabilirdi. Tekrar oraya gitmek o mutluluğu tatmak istiyordu. Biran önce eve gidip yatağına uzanmak ve gördüğü rüyaya tekrar dalmak istiyordu. Alelacele işyerinden çıkmış ve evine doğru yola çıkmıştı. Hava oldukça soğuk ve sisliydi. Gündüzden yağan karın etkisiyle yerler buzlanmıştı. Yolda ilerlerken birden ne olduysa oldu ve rüyalarındaki ışık gözlerinin önünde belirdi. Evet işte oradaydı, onu bulabilmek için acele ediyordu ama o ışık işte şimdi onun yanına gelmişti. Ayakları yerden kesilmiş, içi mutluluk ve huzur ile dolmuştu. Herşey çok güzeldi ve artık anlamıştı, bundan sonra geri dönmeyecekti...

Bu bir masaldı ve masal olarak kalacak, sadece bir masal...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 156
Toplam mesaj
: 34
Ort. okunma sayısı
: 801
Kayıt tarihi
: 29.11.06
 
 

İçimden gelenleri yazmak ve paylaşmak adına ... Uzman doktor olarak çalışmaktayım. Yazmayı çok s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster