Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '14

 
Kategori
Telekomünikasyon
Okunma Sayısı
113
 

Sosyal medya fobisi

Sosyal medya fobisi
 

Türkiye’de bölgeler arası eşitsizliği azaltan en önemli teknolojik araçlardan biri internet. Dünyanın her tarafından yararlı bilgilere ulaşabilmek internet sayesinde olanaklı. Açık öğretim lisesinin ders kitaplarından, geçmiş sınavlarda çıkan soru ve cevaplarından tutun da, açık öğretim fakültelerinin ve yüksekokullarının tüm müfredatına, ders içeriklerine ulaşabilmek internet sayesinde mümkün olabiliyor. Hakkari’de, Ağrı’da, Palu’nun bir köyünde oturan vatandaşımız, Eskişehir’deki, İstanbul veya Ankara’daki bir eğitim merkezinin programına, sanki oradaymış gibi devam edebiliyor. Bu teknolojinin büyük bir nimeti. Ben de zaman zaman yeni çıkan ameliyat yöntemleri, ameliyatlarda kullanılan yeni icat edilmiş araç ve gereçlerin videolarını, canlı, sesli uygulamalarını videolardan izleyebiliyor, yenilikleri öğrenebiliyorum.

Dünyada konuşulan belli başlı bütün dilleri de internet ortamından öğrenebilmek imkanı var. Rusça’dan Çince’ye, İspanyolca’dan İtalyanca’ya kadar yabancı dilleri hocalarından canlı anlatımlarla görsel ve işitsel olarak izleyebiliyoruz. You Tube adı verilen sosyal medya bu konuda çok aktif. Dünyanın çok uzak yerlerindeki meslektaşlarımla, çeşitli zamanlarda arkadaşlık kurduğum yabancı dostlarımla Twitter ya da Facebook üzerinden gerçek zamanlı haberleşme imkanı bundan yıllar öncesinde hayal bile değildi. Öğrencilik yıllarımda ankesörlü telefonlardaki, telefon klübelerindeki kuyrukları ve kavgaları hala hatırlıyorum. Bayramlarda ve özel günlerde saatlerce beklenirdi bir yakınımızla birkaç dakika konuşabilmek için.

Politik hayatımızın ileri gelenleri her vesileyle geçmişte internet ortamını ve sosyal medya adı verilen haberleşme-bilgi paylaşımı imkanlarını kullanmayı teşvik etti. Devlet adamlarımız “ben giriyorum, siz de girin” diyerek sosyal medya kullanımının yaygınlaşması konusunda örnek oldu.

Fakat muhalif görüşlerin sosyal medya ortamı kullanarak yayılmasına gelince işler değişti. Ne yazık ki dünyanın en anti-demokratik ülkelerinde görülen kısıtlamalarla karşılaştık. Başbakanımız mitinglerde parmağını sallayarak “bunların hepsini kapatacağız” tehditlerini savurdu. Kısa süre sonra da yasaklar geldi.

Yasaklar sosyal medya kullanımını azaltmadı, tam tersine arttırdı. Amerikan hükümet çevrelerinde gelen açıklamalara katılmamak elde değil: “yasağa rağmen kullanımın artması ilginç!”.

Türkler sosyal medya konusunda yasakları takmıyor.

Sayın Başbakan muhalif medya’yı tehdit ederken “bunların arkasında hep o You Tube” var demişti. Kısa süre sonra da You Tube yasağı geldi. İlk anda bu yasağın, devlet güvenliğiyle ilgili gizli bir görüşmenin You Tube’da yayınlanması olduğunu düşünmüştük. Aslında gerçek sebep bu ama bu gerekçeyle yasaklanmamış. You Tube’da Atatürk’e hakaret eden videolarla ilgili bir mahkeme kararına dayanarak bütün You Tube erişimi kapatılmış.

Hükümet kendisini korumak için Atatürk’e sığındı!

Sosyal Medya ortamlarını olur olmaz kapatıp açan Türkiye İletişim Başkanlığı (TİB) tamamen hükümete göbekten bağlı bir siyaset kurumu olarak çalışıyor. Kullanıcı haklarını, vatandaşların haber alma ve ifade etme özgürlüğünü koruyan bağımsız ve hukuksal bir kuruluş değil ne yazık ki! Canı istediği zaman bir gerekçe bulup tüm bağlantıyı kesiyor.

Daha doğrusu hükümet kanadı ne zaman isterse o zaman fişi çekiyor!

İleri demokrasi yolunda ilerleme bu olmasa gerek.

Mahkemelerin kararları suç unsuru taşıyan olgularla ilgili. Dolayısıyla suça konu olan haber-video-ses’lerin yasaklanması gerekir. Tüm iletişimin engellenmesi çağ dışı bir durum. Mahkemeler de bu konuda karar verdi zaten: “sadece suç unsuru olan ortama erişim engellenebilir, bütün erişimi engellemek ifade özgürlüğüne aykırıdır”.

Ne diyelim?

İyi ki mahkemeler var.

Atatürk konusundaki mahkeme kararına sığınıp kendi ayıbını örtmek iyi de, vatandaşların hak ve hukukunu koruyan mahkeme kararları çıkınca neden saygı duyulmuyor?

Başı sıkışınca Atatürk’e sığınmak yerine, Atatürk’ün gösterdiği ışıklı yoldan yürümek, ifade özgürlüğünü ihlal etmemek, muhalefete tahammül edebilmek, hukuku kendi lehine kullanmadan onu hakem bilmek daha iyi değil mi?

 http://www.elazigyeniufuk.com/sosyal-medya-fobisi-makale,1057.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 229
Kayıt tarihi
: 24.05.12
 
 

Yüksek öğrenim. Tarih, felsefe ve sosyoloji alanlarına ilgim var. Güncel politikayı takip ediyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster