Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
155
 

Soykırıma iştirak suçu

Soykırım hangisi !

Fransa’nın Ermeni soykırımında güttüğü banaz tutum, aslında öncülüğünü ettiği kendi medeniyetinin, çağımız medeniyetinin taa kaynağına kadar inip onu vurmakta.  

Dogmanın hâkimiyetindeki karanlık Ortaçağ döneminden, adım adım düşünce özgürlüğüne erişebilme... bu hiç te kolay olmadı, inişli çıkışiı yollardan geçildi ve  asırlar aldı. Peki yi neydi yeni çağı açan temel unsur. Tıpkı bir uranyum çekirdeğindeki gibi yandıkça yenilenen, hiç tükenmeyen, bilgiye dayalı düşünce özgürlüğü (tez, antitez, sentez).

Bugünkü değerler sistemimizi, yaşam tarzımızı, hukukumuzu hep onun üstüne kurduk, ona borçluyuz (1). Tartışılmaz kalıp dogmaların öylece kabulü değil, doğruları arama ve bunun özgürce ifade yetisi.

Önce Ermenistan’a bakalim, bu konuda ne diyor: ‘Evet, görüşelim...  ama siz (Türkiye) önce soykırımı kabul edin’. Sanırsınız 21. yüzyılda değil de, ortaçağın dogmalar düzenine geri dönmüşüz!  

Oysa, Türkiye 1915 olaylarını ilgilendiren arşivlerini  açtı, İngiltere, Rusya da arşivlerini açtılar, Ermenistan açmıyor! Birçok Ermeni çetelerinden, hele de ‘Hınçak’ ve ‘Daşnakyutsun’’dan bahis yok, ama bu çetelerdi Doğu Anadolu’yu kan gölüne çeviren. Batı kamuoyu, bu konuda yanıltılıyor, soran, sorgulayan yok. Soykırım aynen kabul!

Fransa mahkeme kararına dayanmayan katliam olaylarını soykırım olarak tanımadiğını kendi iç hukukunda  taahüt ediyor (2). Ama, kendisini bağlayan bu taahüde rağmen, konu Türkiye ise eğer, gözünü kırpmaksızın 1915 olaylarına soykırım damgasını vurabiliyor ve bilgi kaynağına dayalı araştırma, doğruyu arama imkânına yasak getirip cezalandırıyor. Hani mahkemece soykırım olarak tanımlanmayan hiç bir olayı soykırım saymayacağı taahütünde bulunmuş, kendini bağlamıştı...

Ermenistan’ın tutumuna eş Fransa’nın koyduğu ‘Ermeni  soykırımı var’ tabusuyla, Fransa bilimsel özgürlüğü vururken, aslında ait olduğu medeniyetin özünü vurmakta.

Soykırıma iştirak suçu

Soykırım ciddi bir ithamdır, insanlığa karşı işlenen  meşum bir suç, onun için öyle uluorta kullanılamaz.  Yeterli delile dayalı mahkeme kararı gerektiriyor.

Bu ağır suç - Yahudilere karşı işlenen soykırım - Nuremberg Mahkemesince kanıtlandı, suçlular cezalandırıldı.

Sırpların Müslüman ve Hırvatlara karşı giriştikleri soykırım, La Haye Milletlerarası Ceza Mahkemesince tescil edildi ve suçlular cezalandırılıyor. Öylese,  Fransa, Nuremberg ve La Haye mahkemelerince kanıtlanan bu iki soykırım dışında, mahkeme kararına dayanmayan hiçbir tarihi olayı soykırım olarak tanımayacağı taahüdündeyse de, Nuremberg ve La Haye mahkemelerinin karara bağladıkları bu iki soykırımı resmen tanıdı.             

Soykırım insanlığa karşı işlenen en büyük  suç. Pekiyi, bu suça fiilen iştirak da suç mudur ? Muhakkak. O zaman, Nazi Almanyası 6 milyon Yahudiyi, sırf Yahudi oldukları için, kamplarda gazlayıp yok ederken,  Fransa (Vichy hükümeti) bu soykırıma bilerek ve fiilen katılmadı mı? Hükümetin kararıyla, Fransız polisi, Fransa’da yıllarca süren Yahudi avına başlayıp (3), çocuk, kadın, yaşlı demeden bütün Yahudileri hayvan vagonlarına kilitleyip, toplu halde Almanyada gazlanmaya göndermedi mi? Bu Nazi Almanyasının işlediği Yahudi soykırımı suçuna  iştirak değilse nedir?

Sırp ordusu, Bosna’nın doğusunda Müslümanlara karşı temizlik harekâtena giriştiği sırada, BM askerleri komutanı, general Philippe Morillon, 60’000 Bosna Müslümanını korumaya kalkıştı. Katliama hazır Sırp ordusu durdu. Fakat, Fransız hükümeti  general Philippe Morillon’u hemen görevden aldı ve susturdu.  Böylece, Sebrenica’yı katliamdan koruyacak son engel de ortadan kalkmıştı. Sırp ordusu ilerledi ve Sebrenica’ya girmek üzereyken, BM  yeni komutanı, Sırpları durdurmak için uçak filosuna ‘vur’emri verdi . Uçaklar hazır, filo komutanı, Fransız general Bernard Janvier’nin emrini bekliyor. Ama ne o, BM komutanının emrine karşı, Fransız general  filoyu havalandırmıyor (4).  Meğer  Mladiç ve Karadzic’le gizli anlaşması var, onlara  ‘Kuşkunuz olmasın, uçaklarımız sizi vurmayacaklar’ garantisini vermiş.

Ve Avrupa’nın ortasında, soğukanlılıkla  alenen işlenen Bosna’daki soykırım !

Fransa’nın resmen tanıdığı bu ikinci soykırıma da iştirakı yok mu? Ne için bu iştirak suçu örtülüyor, 20. yüzyılda  bu iki iğrenç soykırımdaki Fransa’nın fiili rolleri?

Son zamanlarda, Türkiye’ye karşı girişilen küstahca itham ve tutumlar, Atatürk ve İnönü döneminde, hattâ Ecevit iktidarında, göze alınabilir, örneğin Fransa Türkiye’yi  soykırımla suçlama cesaretini  gösterebilir miydi! Hiç sanmam.   

1- Avrupa’nın asırlar boyu uğraş vererek ulaştığı medeniyetin ilkelerine Türkiye, geç de olsa, cumhuriyetle birlikte çok kısa zamanda kavuşmuştu.

2- Fransa, dünyada işlemiş olduğu birçok katliamın bir gün kendisine soykırım olarak dönmesini engellemek amacıyla, kendi hukukuna  ‘Mahkeme kararına dayanmayan olayları soykırım olarak tanımayacağını’iç hukukunda belirtiyor. Viet’Nam’da kaç yüz bin; Rwanda’da 800’000; Cezayir ‘de yüzlerce bin. Ve nasıl bir vahşetle !

3- İlk defa tekrarlanmıyor bu Yahudi avı. 15 ve 16. Yüzyıllarda da Yahudileri Fransa da yakalarına ‘David yıldızı’ takma mecburiyeti getirilmiş, kolaylıkla tespit edilerek mallarından ve canlarından olmaları sağlanmıştı

4- Fransız General Bernard Janvier,  Fransız hükümetinin isteği dışında, kendi ihtiyarıyla soykırımı engellememe kararı verebilirmiydi ? BM askerleri komutanının emrini yerine getirmeme cesaretini gösterebilir miydi .

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 47
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 399
Kayıt tarihi
: 02.04.09
 
 

10 Şubat 1931'de Ankara'da dogdum. Ilk, orta ve liseyi "Galatasaray" Lisesinde tamamladim. Isviçre, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster