Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
825
 

Söz uçar yazı kalır

Söz uçar yazı kalır
 

Tam iki aydır MB ailesindeyim. İki ayda 35 blog yazmışım. Bu konudaki düşüncem, niceliği ikinci plana atarak, içerik olarak dolu tatmin edici nitelikli ve içimden geldiğince yazılar yazmak. Blog yazmak aslında bir nevi düşünceyi klavyeye dökmektir. Bu konuda daha emekliyorum, ama azimliyim. Yazılarımla ilgili tuhaf ama duygusal bir bağım da var. Bu duygu şimdi sayfam ile de kuruldu. Blog dünyasına ilk adımlarım böyle. 

Bu benim için önemli bir uğraş. Emekli olduktan sonra boşlukta kalır mıyım acaba diye çok düşünmüştüm. Çok da yaşım geçmeden kendime zaman ayırmak belki sevdiklerimle çocuklarımla daha çok zaman geçirmek istiyordum. 20 seneyi aşkın özel sektörde ve değişik iş alanlarında çalıştıktan sonra artık emekli olma zamanım gelmişti. Yorulmuştum. 

Çalışma hayatını o kadar çok seven ben, düzenli, disiplinli, her sabah erken kalkan ve işine hiç geç kalmadan giden, hatta işkolik derecesinde işine bağlı olan ben, yaşım çok geçmeden emekli olmaya kararlıydım. Gezecektim, daha önce görmediğim bölgeleri görecek, keşfedecektim. 

Ama sonrası düşündürüyordu beni. Bünyem alışık olduğu için yine sabahları erkenden yataktan fırlayacaktım, koca gün başıboş öylece zaman geçiremezdim. Kahvaltı, ev işi, yemek hazırlığı derken işler de bitiyordu. Hepten bomboş kalabilirdim. Daralabilirdim. Pişman olabilirdim. İş hayatımı özleyebilirdim. 

Önceleri evet kendimi boşlukta hissetmedim değil. Bir şekilde oyaladım kendimi. Ev hayatını özlemiştim. Daha çok evde vakit geçirdim, okudum da okudum. Uzun sabah yürüyüşlerine başladım. Daha çok gezdim, turistik ve kültürel geziler yaptım. Görmediğim bölge kalmadı sayılır. Gezdiğim yörelerdeki antik şehirler, mağaralar, otantik yerleşimler ilgi alanımdaydı. Hemen hemen her antik şehri dağ taş demeden girdim çıktım, köy kahvelerinde oturdum, çaylarını içtim. Pazarlarını gezdim alışveriş yaptım. 

Ancak olmuyordu, bir şeyler eksikti hep. Vaktimi bomboş geçiriyorum diye düşünmeye başladım. Acaba bir partiye mi üye olsaydım, ancak hiçbir partiye adapte olamıyordum, bana göre değildi hiç birisi. Düşüncelerim doğrultusunda değildiler. Yoksa bir dernekte mi çalışsaydım. Çalışma hayatımdan edindiğim becerilerimi başka bir kanalda değerlendirseydim. Hobi kurslarına mı devam etsiydim, resim yapmayı severdim eskiden, yoksa bir yağlı boya resim kursuna mı yazılsaydım. 

Böyle böyle karar veremeden kendimi yapmayı en çok sevdiğim şey olan kitap okumaya verdim. Her yeni çıkan kitabı bir görev bilinciyle alıp okur oldum. Sonraları yazmayı denedim. Gençken de hep şiir ve hikaye denemelerim vardı, sonraları yazmaya devam ettim, ancak bunlar hep kendim içindi. Defterlerde saklı kaldı hepsi yıllar boyu. 

Kendimi yazarak ifade etmeyi konuşmaktan daha çok sevdim hep. Kendimi bildim bileli edebiyatla iç içeydim. Beni tanıyan sevdiğim tanıdıklarım da yazmaya teşvik ettiler. Bir arkadaşımın tavsiyesiyle Milliyet Blog okuru oldum, ani kararla üye oldum ve İlk blogumu gönderdim. 

Artık bir Milliyet Blog yazarı olmuştum. Bu konuda daha emekleyen bir bebek olduğumu biliyorum, ufkumun açılması için gözlemlerimin çok daha geniş yelpazede olması gerektiğinin farkındayım. Diğer usta kalemleri imrenerek takip ediyorum ve onlardan bir şeyler kapmaya bakıyorum. 

Artık yazmak benim için bir tutku haline geldi. Bir ivme kazandırdı bu uğraş bana. Başka ufuklara yelken açmış gibiyim şimdi. Bir rüzgâr yelkenlerimi şişirdi. Dünyaya başka türlü bakıyorum artık. Edebiyat denemeleri, şiirler, güncel yorumlar, kendimden anılar, yaşadıklarım, gözlemlerim her şey yazı konum artık. 

Bir sürü değerli insana da ulaşmış oluyorum böylece. Tabii ayrıca okundukça da mutluluğum katlanıyor. Bunun en güzel tarafı da, daha önce yaşamımın hiç bir anında yollarımızın kesişmediği ama düşüncelerimizin belli ki habersiz karşılaştığı birçok blog arkadaşım oldu. 

Şükran Demirtaş 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Demirtaş, sizin yazma konusunda kimselerden esinlenecek yönünüz kalmamış. Kendi tarzınızı, sürükleyici bir akış içinde zaten yaratmışsınız. Geçmişteki hobileriniz, bu gününüzü hazırlamış. Sizi okumak keyif veriyor insana. Vaktinizi geçireceğiniz en güzel uğraşı bulmuşsunuz. Bu yol ileride sizi daha büyük başarılara taşıyacak gibi görünüyor. Üretkenliğiniz bunun ön habercisi gibi geliyor bana. Neden tempolu bir yazım denemesi sonunda, eleştirmenlerin diline doladığı ve milyonlarca kişinin okuduğu, bir hikâye veya bir roman çıkmasın ortaya. Fazla gayret sarf etmeden, iş olacağına varır. Temennilerimizin gerçekleşmesi dileğiyle, kalıcılığınızın iki aylarla değil, ebediyen olmasını sağlayacak eserler üretmenizi diliyor, selam ve sevgiler yolluyorum.

Hızır Kabil 
 24.05.2011 1:06
Cevap :
Hızır bey, inanın bir süre öylece kaldım sözleriniz üzerine. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Beni nasıl mutlu etti, nasıl yeni bir ivme kazandırdı sözleriniz bu yolda tahmin edersiniz. Çok teşekkürler ediyorum düşünceleriniz için. Bu konu üzerinde ciddiyetle durduğumu ve nitelikli yazılar yazmak istediğimi, yazı dünyasının yaşamımda önemli bir yer tuttuğunu ama henüz emeklediğimi hep düşünüyorum. Saygı, sevgi ve selamlarımla...  24.05.2011 10:03
 

Şükaran hanım meraba. Yine güzel bir yazınızı okudum. Ve yorumlama ihtiyacı hissettim. Sizin hayatınızda kocaman bir boşluğu dolduran yazma ihtiyacı; benim için de ayrı bir anlam ifade ediyor. Şöyle ki; günlük hayatın debdebesini, yorgunluğunu, yüreğime yüklediği negatif elektriği, bitmez yorgunlukları yazılarımda, öğütüp yok ediyorum. Pozitif elektriğimi yenileyip, her seferinde daha da güçlendiriyorum. Hayta tavrımı, duruşumu, isyanımı ya da kabulümü ilan ediyorum dilimin döndüğü, kelimelerimin yettiğince... Bilgim de, derinliğim de, sezgilerim ve empati gücüm de artıyor durmadan MİLLİYET BLOG sayesinde. Hepimiz aynı hazzın, aynı keyfin esiriyiz bence. Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 22.05.2011 17:25
Cevap :
Merhaba Cem Bey, aynen dediğiniz gibi günün yorgunluğunun, bitmek bilmeyen dünya işlerinin arasında pozitif elektrik almak için yazmak durmadan her konuda yazmak insana çok iyi geliyor. Şimdiye kadar bu kadar yoğun yazmıyordum, sürekli okuyordum. Artık dilimin döndüğünce yazmak çok iyi geldi bana. Selamlarımla...  23.05.2011 18:53
 

emekleyen değil doğarken yürüyen iç dinamiğe sahip olduğunuz anlaşılıyor. Hani yeni gelenin gözünü korkutma güdüsünde olan birileriyle muhatap olursanız es geçin. Başarılar diliyorum...

Kadri KANPAK 
 20.05.2011 21:28
Cevap :
Çok teşekkür ederim. Sözleriniz beni çok mutlu etti. Bu sözlerin hele de değerli ustalardan gelmesi daha da çok. Selam ve saygıyla...  20.05.2011 22:58
 

İnşallah 1-2 sene sonra bende emekli olunca kendime uğraş bulurum.. sizler yazın ben okuyayım. Yazma konusuna gelince Edebiyatım hiç bir zaman iyi olmadı.. sevgilerimle...

SELVİ 
 20.05.2011 11:50
Cevap :
senin de nasıl yetkin konuşmacı olduğunu ben biliyorum sevgili arkadaşım, sen söyle ben dinlerim. Sevgiler...  20.05.2011 18:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2862
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster