Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '09

 
Kategori
Mağazacılık
Okunma Sayısı
2516
 

Şu bizim Türkçemiz, korumamız gereken !

Şu bizim Türkçemiz, korumamız gereken !
 

 

Yağdı yağacak hava. Şemsiyem de yok; ama Manhattan'da ıslanmak ne mümkün! Misafir olabileceğiniz yüzlerce mağaza var. 57. Cadde'den Broadway'e dönüp, Columbus Meydanı'ndaki alışveriş merkezine gitmek niyetim. Şu mini netbook'lardan bakacağım. 15" laptop'ımı uçakta mümkün değil kullanabilmek! Öndeki koltuk yattı mı benim laptop karnıma giriyor ve ekranı görebilmek için de sayısız şekle bürünüyorum! Tek çare 10" olanlardan almak bir tane. İnsanlar öyle bir düzen içinde akıyorlar ki yolda; sanırsınız Ajan Smith önde, Matrix'teler! Yarım saat kadar yürüdükten sonra nihayet varıyorum. Koca binaya yaklaşınca giriş kapısının üzerinde gördüğüm tabela karşısında şaşkınlıktan dilimi yutacak gibi oluyorum!

ŞEN VATANDAŞ AVM

Nasıl yani! Gözlüklerimi çıkarıp siliyorum. Sağıma soluma bakıp görme merkezimi dürtüklüyorum! Gördüğüm tabela doğru. Belki de beynimi kapatıp yeniden başlatmalıyım! Manhattan'ın göbeğinde dev gibi bir AVM ve adı da "Şen Vatandaş Alışveriş Merkezi" Yavaşça ve biraz da ürkekçe giriyorum içeri. Siyahi güvenlik görevlileri güler yüzle karşılıyorlar insanları. "Aferin yani Türk müteşebbislerine." diyorum içimden. Mağazalara bakıyorum. "Nazar Etme Giyim," "Bülbül Berber Salonu," "Süslü Kozmetik." Allah Allah!! Ulusça New York'ta yatırım atağına mı kalktık! Bari birine girip de memleket hasreti gidereyim diyorum; ama hiç Türk yok ki. Patronlar da çalışanlar da Amerikalı! Üst kata çıkıp bir şeyler yemeye karar veriyorum. Restoranların adları da pek tanıdık. "Parmak Yedirten İşkembe," "Hacı Ana Kebap," "Kuzu Kokoreç." Sarışın-mavi gözlü adamlar döner kesiyor, lahmacun hamuru açıyor! Amerikalı ponpon kızlar da kapı önlerinde show yaparak müşteri avlıyorlar! Ben şaşkın şaşkın bakınırken bir anda, "Turkish Kebap, Cocorech." diye bağırarak üzerime çullanıyorlar!

Kalbim deli gibi atıyor! Neler olduğunu anlamakta zorlanarak doğruluyorum yatakta! Nasıl bir rüyaydıysa, masal gibiydi !

Rüyadan uyanış ve gerçek hayattan güncel sorular.

- İstanbul'da metrekareye kaç AVM düşmektedir?
- AVM'lerde Türkçe isimli mağaza oranı nedir?

Üşenmedim gittim Kadıköy'deki dev AVM'lerden birinde saydım! 4 katta toplam 91 adet yabancı isimli mağaza var! Türkçeye kıran girdi sanırsınız! Tabelası ne kadar anlaşılmaz olursa o kadar karizmatik olduklarını ya da kaliteyi ifade ettiklerini düşünüyor olmalılar. Yahu bizler büyük Türk ulusuyuz, güzel Türkçemizde verilecek isim mi bulamadınız! Mağazaları bırakın, AVM'lerin kendi isimleri de Türkçe değil ki! Sanki Türkiye'de değiliz!!

Capacity, Carousel, Capitol, Town Centre, Galleria, Metro City, Atrium, Nautilus, Viaport, Astoria, Palladium, Flyinn, Olivium ve daha niceleri. Gel de çıldırma!

"Hoş geldiniz efendim. Ne bakmıştınız?"

"Şeyy! Mağazanızın ismini merak ettim de! Anlamı ne acaba?"

Sessizlik!! Ne aptalca bir soru! Mağazayı mı alcan be adam! Pantolon-gömlek, ne istediğini söyle. Sana ne mağazanın isminden!

16 harfli, Latince-Fransızca melezi bir isim! Telaffuz etmek için bile iki ay kursa gitmek lazım!

Aniden yanımdan ayrılan eleman sonunda dönüyor. Beklerken bakar göründüğüm pantolonun etiketinde "Miami Winds, Made in Turkey." yazıyor!

"Şefim bilmiyormuş; ama bir saat sonra patron gelecek. O'na sorup size bildirecekmişiz. Cep numaranızı alayım ben."

Vah halimize!

*****

Beş kuşaktır Oklahoma City'de yaşıyordu McFadden'lar. Jose genç yaşta Emily ile evlenmiş ve tam beş çocukları olmuştu. Çok mutlu bir ailesi vardı. Jose artık emekli oluyordu ve kendi işlerini yapmaya karar vermişlerdi. Hep şöyle küçük bir fırınları olsun, çeşit çeşit ekmekler, kurabiyeler yapsınlar istiyorlardı. Emily bu konuda çok becerikliydi çünkü.

"Tatlım, şu Miramar Bulvarı'ndaki dükkanı tutalım diyorum. Hem yeri hem de fiyatı bize çok uygun."

"Evet Jose, ben de çok beğendim orayı. Eve de yakın. Hem çocuklar da okuldan sonra uğrayabilirler. Fırınımızın adı ne olacak peki?"

"Şöyle güzel bir Türk ismi vereceğim. Gevrek Ekmekçilik ya da Emily Abla Unlu Mamulleri gibi. Ne dersin hayatım?"

"Harika aşkım, ne karizmatik olur! Hep Türk isimli bir fırınım olmasını hayal etmiştim."

Ne o, gülümsediğinizi görür gibi oldum:) Niye, böyle bir konuşma olmaz mı? Bizim güzel Türkçemizin İngilizceden ne eksiği var? Yani, bizim Mehmet Abi dükkanına, "Lucky Bakery" adını koymayı düşünüyor da, Jose neden "Gevrek Ekmekçilik" adını koymayı düşünmesin!

Şaka bir yana, kara mizah gibi, değil mi?

Laf aramızda, benim gördüğüm rüyayı Jose görse sabaha kadar mışıl mışıl uyur valla:) Bir gelse buraya, kendini ülkesinde sanır garibim.

Ülkemize gelen yabancı misafirlerimi gezdiriyorum bazen de bizim AVM'leri yabancı yatırım sanıyorlar!! Ne kadar komik durumdayız, görüyor musunuz!

Durun, size daha da komik bir şey anlatayım. Aslında ben ağlayayım mı güleyim mi karar veremedim; ama belki siz gülersiniz! Mahallemizde 20-25 yıldır tanıdığım bir Recai Amca'mız vardır. Sokak arasında küçücük bir kuru temizleme dükkanı işletir. Son bir aydır dükkanında tadilat vardı. Dükkanın ön yüzeyini komple cam yaptılar. Hani şu yeni trend restoranlarda mutfağın önünü cam yapıyorlar ve yemeğinizin hazırlanışını görüyorsunuz ya aynen öyle işte. İçeride makineler çalışırken izleyebiliyorsunuz ve dün de yeni tabelası takıldı.

"Dry Cleaning by Recai, Since 1980."

Ey benim güzel Allah'ım! Sen bana gülerken düşünecek bir ömür ver!

"Ya Recai Amca, bu ne? Ne yazıyor bu tabelada?"

"1980'den beri temizliyor yazıyormuş. Benim oğlan söyledi. Böyle gâvurca yazınca daha afili oluyormuş."

Sen öyle san! Söylediklerinin Türkçesi başka. Ne mi? İnsanlar bir mok sanıyormuş.

"Ee, nasıl işler?"

"Hiç sorma, bu sabah bir gâvur geldi, antuni kuntin bişeyler söyledi, anlamadım. Eliyle tabelayı gösterdi, sonra da söylene söylene gitti. O'nun ardından da bakkalın karısı geldi. Hayırlı olsun, işi değiştirmişsiniz; Dıriy Cılining de ne ola ki Recai Amca dedi."

Şimdi söyleyin, bu ülkede mizah biter mi? 

Papatya Tarlası bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Ata Kemal Bey, çok güzel bir yazıydı. Emin olun rüya olarak ifade ettikleriniz çok etkiledi beni. Dilimizi iyice yozlaştırdılar. Yazık... Saygılar..

Papatya Tarlası 
 02.11.2014 18:33
Cevap :
Doğunun Batı'ya bitmek tükenmek bilmez özentisi ve "Çakma Farklılık Sendromu." Başka adı yok! Teşekkürler Selma Hn, sevgiler.  03.11.2014 7:27
 

Kıymetli Ata Kemal Şahin:Evet batı özentisini detaylarıyla, yine o güzel anlatımızla yazmışsınız.Aslında sizin gördüğünüz rüya değil gerçek.Sonradan gidip baktığınızda Türkçe'miz katledilmiş. Nasıl tahammül edeceğiz,dört katta 91 mağazanın hiç biri Türkçe değil tümü yabancı isimli.Nereye gidiyoruz, Türkçe'nin sahibi yok mu? Gelecek adına üzüntü duyuyorum.Bir millet ancak böyle parçalanır, içi dışı uyuşturulur.Bu AVM yabancılardan bize intikal etti.Üzülmemek elde değil,insan aklını kaçırır.Saygılar sunuyorum.Sağlık ve mutluluk diliyorum.

Mehmet Burakgazi 
 29.09.2013 21:37
Cevap :
Ne yazık ki öyle dostum:( Biz üç beş kişi Don Kişot'luk yapıyoruz, hiçbir şey düzelmez:( İçimde kalsa kahrolurum, hiç değilse solo isyanımı ediyorum! Teşekkürler, sevgiler.  30.09.2013 14:03
 

selam sahin, cok guldum emin ol. Ama aglanacak halimize! Burada da bazi akli evvel lokantacilar bzim ve bize ozgu yemekleri ingilizce uyumu ile yaziyorlar. Yahu sunun turkcesini yaz yanina aciklamasini yap yok olmaz, hel "kofte" birisi akil vermis meat boll diye ama bilirsin bu mered italyan asilli ve bizim kofte ile alakasi yok.Cogu yabancilar refuze etmis yemegi benzemiyor diye sonunda imana geldi turkcesini yazdirdim yanina genis bir aciklamasi. Ama dostum ozel bolgeler haric bir tane baska lisan bulamazsin! O ozel bolgelerde de ing. yok.Bunca kozmopolitlik icinde hadi normal diyelim ya biz de? Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 15.12.2011 23:49
Cevap :
Valla çıldırıyorum şu özenti halimize ve aynı durum sadece oryantal ülkelerde var. Yani; Mısır, Ürdün, Lübnan, Suriye'de de durum aynı. Batı özentiliği komik ötesi. Ama doğruyu söyle, Manhattan'a öyle bir AVM yakışmaz mıydı:)) Teşekkürler dost. Sevgilerimle.  16.12.2011 12:08
 

Çok güzel bir yazı valla!Bazı yerleri tekrar tekrar okudum.Benzer konuda benim de "TABELALAR" başlıklı bir yazım var.Tam Türkçe'yle ilgili değil ama orada da garipliklerimiz anlatılıyor.

Kerim Korkut 
 25.11.2011 7:42
Cevap :
Okudum o bloğunuzu. Benim bir savım var: Kapıdan çıktığınız anda önünüzü-arkanızı, sağınızı-solunuzu, başınızı-ayaklarınızı korumakla kalmayıp, aklınıza da sahip olacaksınız! Bu batı özentiliği sadece oryantal ülkelerde var. Ve bana göre gelişmişliğin en büyük işareti MİNİBÜSSÜZ caddeler. New York'ta, Londra'da, Paris'te minibüs var da ben mi görmedim. Üsküdar-Kadıköy hattının 2 milyon TL olduğuna inanabiliyor musunuz! Bu kanserleşmiş yaradan nasıl kurtulur şehirler? Biz görmeyiz herhalde. Teşekkürler, sevgiler.   25.11.2011 13:12
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8316
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1136
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster