Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
150
 

Suç mu?

Suç mu?
 

Robin Williams'ın başrolünü oynadığı kült filmlerden biri Patch Adams. İntihar eğilimli biri olarak girdiği akıl hastanesinde gördüklerinden sonra Patch Adams tıp fakültesine öğrenci olarak girer. Okulda başarılı bir öğrenci olmasına karşın, ideallerinden dolayı hocalarından tepki görür. Amacı 'hayata renk katarak' mizah yoluyla tedaviye katkıda bulunmaktır ve tüm yaşadıklarından sonra tedavi hizmetlerinde yaptıklarıyla ünü ülke çapına yayılır ve bir anlamda amacına ulaşır. Karakter, mizahıyla hayallerine sarılır...

Bollywood sinemasının başyapıtlarından biri Taare Zaman Paare. Türkçe'ye Yerdeki Yıldızlar şeklinde çevrildi. Aamir Khan'ın başrolü oynadığı filmde, Ishaan Awaska isimli çocuk karakter, çevresiyle ilişki kuramamakta ve derslerinde başarısız sorunlu bir çocuktur. Ailesinin ve yatılı olarak verildiği okuldaki öğretmenlerin sert tavırları karşısında Ishaan kendini daha çaresiz ve yenilmiş hissetmektedir. Ta ki, sınıfa kan kusturan sert resim öğretmeninin tayin edilmesiyle yerine gelen vekil öğretmene kadar. Vekil öğretmen daha sınıfa girmeden çılgınlığını gösteren bir müzik sesiyle geldiğinin işaretini verir ve çocuğun hayatına da aynı yaklaşımla nüfuz eder. Çocuk, resim yapma konusunda adeta bir dâhidir ve öğretmen müzik ve resmin büyülü diliyle çocukla iletişim kurmayı başarır.

Karakter, empatisiyle bir çocuğun hayatına dokunur...

Almodovar'ın yönetmenliğini yaptığı Talk to Her (Konuş Onunla) filmi de unutulmayacak beyaz perde filmlerinden biridir. Benigno'nun hastanede bakımından sorumlu olduğu bale öğrencisi Alicia komadadır. Her gün , bıkıp usanmadan Alicia'yla kendisini duyabiliyormuş gibi konuşan hasta bakıcı, uyanma ihtimali bilinmeyen aşkını adeta pamuklara sarar.

Karakter, konuşarak, umuduna ve aşkına güç katar...

Yahudi toplama kamplarındaki insana ve yaşama bambaşka bir bakış açısı getiren 'Life is Beautiful' filminde de başkahraman Guido, oğluna esir kampının ve savaşın bir oyun olduğunu söyleyecek; oğlu, oyunu başarıyla tamamlarsa ödül olarak çok istediği bir oyuncak tankı hediye edecektir.

İkinci Dünya Savaşı'nın sivillerin üzerindeki yıkıcı etkisini beyaz perdeye en iyi uyarlayan filmlerden biri olan 'Hayat Güzeldir', tüm olumsuzluklara rağmen her daim bir umut ışığı olduğunu adında olduğu gibi, içeriğinde de barındırıyor.

Karakter, yaratıcılığıyla savaşa direnir...

Bahsettiğim 4 filmin de içeriği birbirinden oldukça farklı olmasına karşın, ortak noktaları kahramanlarının içinde bulundukları şartlara yeni bir bakış açısı getirmeleri. Patch Adams, Hintli Öğretmen, Benigno ve Guido; bambaşka coğrafyalarda birbirinden çok farklı ortamlarda ve birbirinden bağımsız sorunlarla başetmeye çalışırken, sıradanlığa adeta bir tekme savuruyorlar.

Alışılmadık bakış açıları ve yöntemleri bizi kalbimizden vuruyor. Hele ki, herkesin davrandığı gibi davranmamız beklenen, tabuları güçlü, çizgileri kalın kırmızı çizgilerle çizili kültürün hakim olduğu bir coğrafyadan bakıyorsanız, daha da büyük bir hayranlık uyandırıyor.

Bu filmlerin ve karakterlerin sıradışı bakış açılarının zihnimde canlanmasını haber sitelerinde gördüğüm bir haber sağladı.

Kocaeli Devlet Hastanesi'nde yoğun bakım ünitesinde müzik eşliğinde dans eden iki sağlık çalışanının görüntüleri sosyal medyaya düşmüş ve Bakanlık teyakkuza geçmişti. Soruşturmadan filan bahsediliyordu haberin içeriğinde... 2 yıl önce gerçekleşmiş bir olay, işgüzar biri tarafından kayda alınmış ve yetkili merciler harekete geçirilmişti. Haberin dili de, yetkili makamların açıklamaları da oldukça eleştireldi.

Bu iki kadın, müziği açmış ve yoğun bakım ünitesinde hiç olmayacak, olsa da asla affedilmeyecek bir suç işlemişler!

Karakterler, içlerinden geldiği gibi danseder...

Suç mu bu?

Haberi birçoklarının okuduğu gibi okuyamadım. Şikayet edenlere ve şikayeti ele alanlara değil de, şikayete konu olan iki sağlık görevlisinin yaptığını suç olarak addedemedim, aksine hoşuma bile gitti.

Biz değil miyiz ki, devlet dairelerindeki asık suratlardan şikayet eden, doktorların ilgisizliğinden, sağlık çalışanlarının empati yoksunluğundan?..

Bizim ülkemiz değil miydi, hastanelerde sırf iletişim eksikliğinden dolayı doktorların dövüldüğü?.. Özel hastanelerde bile bir gülen yüze hasret değil miydik?

Hoşgörünün bereketi üzerinize olsun ki; bu spesifik olay, hangi amaçla yapılmış olursa olsun çok insani... Yoğun bakımın stresinden kendilerini kurtarmak için de olsa, hastalara moral vermek için de olsa eleştirel bir taraf göremiyorum.

Kaldı ki dünya, sağlıkta müziği bir terapi yöntemi olarak kullanıyor. Hatta, bu 2 kadını eleştirenleri belki şaşırtacaktır, yoğun bakım ünitelerinde, farmakolojik girişimlerin etkilerinin yetersiz kaldığı durumlarda doktorlar tarafından ağrı kontrolünde müzik terapi gibi özel uygulamalar gittikçe de kabul görüyor ve yaygınlaşıyor. Yoğun bakımda dans edenleri cezalandırma peşine düşenlere bir kötü haberim daha var: müzik terapi, 4 bin yıldan beri çeşitli kültürlerde tedavi amacıyla kullanılıyor.

Bu coğrafya da ne gerçek suçlar cezasız kaldı düşünürsek, kimseye zarar vermeyen ve içinde neşe ve farklılık olan bu eylemin de ceza yerine ödüle layık bulunması, zannımca kurtlara boğdurulan kuzuların cennetine nur yağdıracaktır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İnsanların içlerinden geldiği gibi dans edebilmeleri elbette ki tartışılamayacak bir hak ve özgürlüktür. Ancak bu hak ve özgürlüğün nerede, ne zaman ve ne şekilde kullanıldığı da ayrı bir sorundur. 2 görevlinin yoğun bakım ünitesinde hasta can derdindeyken müziği açıp içlerinden geldiği gibi dans edip edemeyecekleri bence de soruşturulmaya muhtaç bir meseledir. Çünkü görev alanında hak ve özgürlüklerin söz konusu olmaması gerekir. Görev görevdir, özgürlükte özgürlüktür, sapla samanı birbirine karıştırmamak gerektiğini düşünüyorum. Selamlar

Matilla 
 01.02.2018 1:13
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 80
Kayıt tarihi
: 22.12.14
 
 

1995 yılından bu yana yerel ve ulusal medyada çalıştı, 1997'de masanın diğer tarafına geçti. Halk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster