Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '07

 
Kategori
Yetenekler
Okunma Sayısı
2142
 

Şüpheci misiniz, komplo teorisyeni mi?

Şüpheci misiniz, komplo teorisyeni mi?
 

Küçüklüğümde, babamın dükkânına gelip giden bir yaşlı amca hatırlıyorum. Dünya işlerinden elini ayağını çekmiş, kendini inancına adamış, gün içerisinde vakit geçirmek içinde oturduğu mahallede tanıdık birkaç esnafı gezen aksakallı bir dedeydi kendisi. Yaşlı olduğu, zannedersem okuryazar olmadığı ve yaşanan günlük gelişmeleri algılayamadığı için eski hikâyelerden, söylencelerden bahsederdi genellikle. 80 yılların ortasıydı ve dünyada hızlı değişim dalgası kendisini iyiden iyiye belli ediyordu. Gerek her hızlı değişimin döneminin yarattığı muhafazakâr kitle olgusundan dolayı, gerekse de kendi yaş grubunun gereği olarak muhafazakârdı, yeni şeyleri kabullenemiyor, birçoğunun içinde kötülük barındırdığını düşünüyordu. Ama bu haline ve yaşlılık inatçılığına rağmen saf olduğunu çok çabuk belli eden sevimli bir dedemizdi.

Bir gün, sohbet ederken, babam yaşlı amcaya, dünyanın artık değiştiğini ve insanların aya bile gittiklerini söyleyince, amcam hayatımda duyduğum ilk komplo teorisini geliştirmişti; “ Siz öyle zannedin, o gâvurlar sizi kandırmak için, dünyanın çıplak bir tepesine bir araç indirip, fotoğraflarını çekip, televizyonda da göstererek, aya indik diye sizi yutturuyor, Allah kendi işine karışılmasına müsaade etmez, kimin haddineymiş aya filan gitmek” demişti.

Elbette, bu söyleme o dönem gülüp geçtim, yaşlı amcanın cahilliğine verdim ve bu tip senaryoyu bilgisiz insanların üretebileceğini düşünmüştüm.

Ancak uzun yıllar sonra, özellikle ABD’de, NASA’nın aya yolculuğuyla ilgili olarak üretilen ve oldukça taraftar bulan bir iddianın olduğunu öğrendim. Bu iddia, özellikle aya inişte ABD bayrağının asılması sonrasında çekilen bir fotoğraf üzerinden, fotoğrafın çekildiği yerin ay olamayacağına dair, oldukça önemli ipuçlarına dayanmaktaydı. Ve, gerek bu yolculuğun, gerekse de söz konusu fotoğrafın bir stüdyo çalışması olduğu da diğer bir iddia konusuydu.

Gerçi, bu iddialarda beni ikna etmedi ama, gerek şüpheciliğin, gerekse de komplo teorisi üretme becerisinin küçümsenmemesi gerektiğini anlamış oldum. Bu nedenle, özellikle cahilliği nedeniyle ayıpladığım yaşlı amcamı kendimden utanarak yad ettim.

Ve bu durum bana, başka bir şey daha öğretti. Önemli olan şey gerçek değil, senin iddianı ne kadar gerçek kılabildiğin idi.

Yaşadığımız tarih sahnesinde ve coğrafyamızda, o kadar çok şey yaşanıyor ve bu konular hakkında o kadar birbirinden farklı ve birbirinin zıddına şeyler söyleniyor ki, konuya uzak kişilerin bu zihin karışıklığından etkilenmemsi mümkün değil.

Komplo teorileri, artık günümüzün en önemli halkla ilişkiler çalışmalarından birisi haline geldi. Bu sırf siyaseten yaşanan bir şey değil. Artık ticaretinde temel kurallarından birisi haline geldi.

İnternetten her firma ve marka ile ilgili olarak, lehte, daha çokta aleyhte o kadar çok elektronik posta geliyor ki, insanlar bunlara inanacak olsa alışveriş yapacak ürün kalmayacak neredeyse ortada.

Bu iddialar öylesine abartılı hale geldi ki, geçenlerde bir yabancı süt markasının, Türk ırkını ortadan kaldırmak üzere, ülkemizde içerisinde kimyasallar karıştırılmış ürünler piyasaya sürdüğü ve bu ürünlerin çok satılabilmesi için, inanılmaz ucuzluk kampanyalarını devreye soktuğu iddia ediliyordu.

İnsanların şüpheci olmalarına karşı herhangi bir itirazımız olamaz. Hatta şüpheciliğin, bilimin ve akılcılığın temeli olduğunu söyleyebiliriz. Ancak şüpheciliğin bile türlerinin olduğunu bu şekilde öğrenmiş bulunuyoruz.

Hani akılla delilik arasında ince bir çizgi olduğu iddia edilir ya, işte aynı ince çizginin şüphecilikle komplo teoricili arasında da bir şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Arkadaşımın bana hediye ettiği komplo teorileri kitaplarını okumaya başladım. NASA'nın çalışmaları, İstanbul depremi, Türkiye-İsrail İlişkileri, İsrail-Amerika ilişkileri ve liste gittikçe uzamaya başladı.Artık haberleri izledikten sonra binbir senaryo geçiyordu aklımdan. Yapılan her türlü siyasi konuşmaya kendimce senaryolar ekliyordum. Baktım gidişat hiç iyi değil... Her olaya, her insana şüpheci bakıyorsun. Sanki dünyada bir tek sen kalmışsın da diğerleri seni yok etmek için uğraşır hale gelmiş gibi geliyor. Sonradan bu kitapları okumayı bıraktım :))) Gidişat iyi değildi söylediğim gibi :)) Yinede arasıra bakarım komplo teorileri ile ilgili kitaplara.. Fena olmuyor hani :))) Saygımla

Hoşsada 
 13.09.2007 20:53
Cevap :
Sevgili Seda, komplo dediğimiz şey eğer bir edebiyat dalı ise gerçekten çok keyif ve heyecan verici bir şey. İnsan zihnini zorlayan teorilerin ve insana bilinmeyen bir dünyanın kapılarını açtığı hissini veren eserlerin olduğu kesin. Ancak olay edebiyat sınırlarını açıpta gerçek olarak algılama düzeyine ulaşınca iş değişiyor. Bu arada elbette teorilerin tamamen hayattan kopuk olduğunu iddia etmiyorum. Elbette biryerlerde temas ediyorlar ama inanılmaz çarpıtmalara, abartmalara ya da görmezden gelmelere sahip oldukları da bir başka gerçek. Sen sen ol kendini kaptırma, ama falsız da kalma:-))), saygılarımla,  14.09.2007 10:59
 

Bence ilginç olanı insanların bu teorilerden hangisi işlerine gelirse ona inanıyorlar. Bizim meslekten örnek eğitimciler arasında birisinin uydurması bir teori var. Okullardaki disiplini sağlamak için dayağa geri dönmeliymişiz çünkü Kanada ve İngiltere'de öğretmenlerin , öğrencileri dövme hakları varmış. Duyunca vay be adamlar ondan ileri disiplinli millet dediren bir iddaa. Blog sağolsun hem Kanada'da hem İngiltere'de görev yapan eğitimci blog yazarları var. Araştırdım çocuğa en ufak temasta yasa işlemeye başlıyormuş bırakın öğretmeni anne, baba dövünce de aynı uygulama başlıyormuş. İyi akşamlar.

Eşit Ağırlık 
 02.03.2007 23:27
Cevap :
Katkınız için teşekkür ederim. Günümüzde insanların kendi zihinlerindeki yarattıkları hayal dünyası ile gerçek arasındaki mesafe açılmaya başladı. Sizin verdiğiniz örnekte buna benzer birşey.  03.03.2007 16:09
 

Ben tam bir komple komplo üretim merkeziyim...Aklımı yitirmediğime şaşıyorum bu güne kadar..Allahtan ürettiğim bütün komplolar sonradan beni bile güldürüyor...Fikir üretmekle komplo türetmek arasında ince bir çizgi var, keşfetmek zamanımı alsada artık o yönde ilerliyorum.. Yazını çok beğendim, daha yeni okuyorum yazılarını; ama keşfimi çok beğendim...Ellerine ,aklına sağlık. ESEN KAL

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 21.02.2007 19:57
Cevap :
evet, komplo teoriciliği, kendisini birçok alanda gösteriyor. Sizin faaliyetinizi de edebiyat dalında değerlendirebiliriz bence. Bu safhada kaldıkça da bir problem olmaz. Ama iş o aşamaya geldi ki, ülkemiz neredeyse komplo teorileri ile yönetilir hale geldi. Beğeniniz için teşekkür ederim. Ürettiğiniz komplo teoriler hakkında bilgi sahibi olmak isterim. Saygılarımla  22.02.2007 9:00
 

Komplo teorisinin de ince bir çizgisi vardır, akıllılık ve paranoyaklık.! O çizgiyi aşmak istediğin vakit olayları kendi fikriyatın doğrultusunda yönlendirebilirsin.. At izinin it izine karıştığı bu dünya da komplo teorilerinin rağbet görmesine şaşmamak lazım..! Sevgiler..

Zevzek 
 21.02.2007 15:58
Cevap :
katkınız için teşekkür ederim, size sunulan bilgiden şüphe duymak ve aksi yönündeki gerçeklere ulaşmaya çalışmak ayrı birşey, kendi fikriyatınız adına kendi hayallerinizde yeni bir senaryo geliştirmek ayrı birşeydir. Ben temel doğrulara bir kez daha ihticımız oduğunu düşünüyorum. Saygılarımla  21.02.2007 16:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 453
Toplam yorum
: 1886
Toplam mesaj
: 174
Ort. okunma sayısı
: 1684
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

36 güneş yılı. 27 yıl G.antep, 9 yıl İstanbul. İstanbul, 90’lı yıllarda yaşandı, bitti.  Hep şe..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster