Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Nisan '17

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
237
 

Suyun Bilinmeyen Yönleri

Suyun Bilinmeyen Yönleri
 

Biraz huzura ihtiyacımız olduğunda, sessiz sakin dingin bir ortama ihtiyaç duyarız.Genellikle deniz kenarına veya bir su kenarına gitmeyi tercih ederiz. Bir müddet sonra, sıkıntılı halimizin yerini huzur ve güvene bıraktığını hissederiz. Suyun huzur verici etkisi, inkâr edilemez güzelliktedir. 

Su, hayatın var olduğuna en büyük delil, su en mühim ihtiyaç, su var oluş hikâyemizin henüz çözümlenemeyen gizemli kahramanı.

Enbiya suresi otuzuncu ayette Rabbimiz, tüm canlıları sudan yarattığını belirtmektedir. O halde suyun can veren özelliği olmasının hikmeti nedir?

İsterseniz hep beraber inceleyelim.

      Bilim insanları 1980’li yıllarda başlattıkları çalışmaları, kısmen de olsa somut bir sonuca ulaşmıştı. Araştırmaların sonucunda, "suyun hafızası" olduğunu keşfettiler.

Su onların anlatımlarına göre veriyi saklayıp kullanan devasa bir bilgisayar niteliğindeydi. Evrenin oluşum hikayesinde önemli rol oynayan su, bu verileri milyarlarca yıl saklamış olabilir ve hepimiz aynı sudan oluştuğumuz için, insanlar arasında var olduğuna inanılan ve ispat edilen manyetik bağ, belki de, ortak hammaddemiz olan sudan kaynaklanmaktaydı.

Bilim insanları araştırmalarının devamında, su molekülünün içerisinde tam 400.000 hafıza hücresi olduğunu tespit ettiler. Fakat araştırmalar  bununla da kalmadı. Suyun pozitif -negatif enerjiye vereceği tepkimeleri ölçen bir deney daha gerçekleştirdiler.

Sonuçta;

Suyun pozitif düşünceler(enerji) yüklendiğinde (kodlandığında) gökten düşen kar tanelerinde olduğu gibi estetik  geometrik şekillere dönüştüler.Yani özüne dönüş.

Negatif düşüncelere veya şiddete  maruz kaldığında ise fiziksel görünümünün bozulmasıyla beraber, suyun özelliklerinin de zarar gördüğünü keşfettiler.

Mesela şehirlerde, evlerimizin musluklarından akan, şebeke suyu ile damacana suları incelendi. Fakat temizdir diye satın alınan, damacana sularını araştırdıklarında, suyun içerisinde hiçbir hayat belirtisinin olmadığı anlaşıldı. Suyun içerisnde çok az miktarda, mineraller ve diğer maddeler vardı fakat pek çok işlemlerden geçirelerek tüketiciye ulaştığı için enerjisi ölmüştü.

     Şehirlere verilen şebeke suyunda ise; (hani şu musluklarımızdan zorbaca akıttığımız su!).

Su normalde kendince açtığı doğal yolllardan dağlarda, usulca ve yumuşak kavislerle, insanların ulaşabileceği yerlere kadar bozulmadan iner. 

     Fakat nüfus çoğalıp daha fazla yaşam alanlarına ihtiyaç duyuldukça; Daha fazla insan eli, makina ve kimyasal maddlere temas eden su, süratle bozulmaya başlar. Doğasındaki, yumuşak kavisler bir yana bırakılarak, kalabalık şehir ortamlarında daha kolay yöntemler tercih edilir.

   Üst üste dizilen binalara suyu getirebilmek için, malzemesi nelerden üretildiği belli olmayan tercihen ucuz araç-gereçlerle, keskin kavisler ve ani, dur –kalk yapması sağlandığından, bu su o kadar şiddete maruz kalmıştır ki, artık içenlere veya herhangi bir ihtiyaç için kullanıldığında, insanlara bu şiddeti istemsizce enjekte etmektedir.

Daha sonraki araştırmalar, şu sıralar çokça anılan, nükleer bomba veya kimyasal bombaların su üzerindeki etkileri üzerineydi. Nihayetinde yalnızca deney yapmak için kullanılan nükleer ve kimyasal bombalar, hedef alınan bölgelerle kalmıyor. Etrafındaki binlerce hektarlık alandaki ortamın, hem yer altını hem de yer üstünü olumsuz derecede etkilediğini, sularda bıraktığı etkiler yüzünden, o bölgerde yaşayan halkların ve canlıların şiddete ve intihara daha meyilli olduklarını tespit etmişlerdir.

Her ne kadar; ben iyi su içiyorum diyor, yemeklerimizi de arıtma sularla yapıp besinlerimizi yine temiz sularla yıkıyor olsak da, şiddete maruz kalan musluk suyu her banyoda 1,5lt olarak vücudumuza girmektedir.

Görüldüğü gibi kaçışımız yok.

Öğrenilen bu yeni bilgilerin insanlığa ne gibi bir faydası var?

Öncelikle, insan vücudunda ortalama %70, beyninde ise %80 oranında su bulunur. Anlaşıldığı üzere bedenimizin çoğunluğu sudan oluşmaktadır. “Suyun kodlanan, hafıza saklayan ve kodlandığı şey her ne ise onu anında enerjiye dönüştüren özellikleri, aynen bizlerde de mevcuttur.

Tam bu noktada Rabbimiz Kur'anda, Hud suresinin yedinci ayetinde, herşeyi yaratmaya ilk başladığında arşının suyun üzerinde olduğunu bizlere bildirmektedir. İlginçtir ki, "Arş" Kur'anda tüm var edilenlerin ve edileceklerin planlama ve yönetim merkezi olarak ifade edilir.

İnsan beyni de tıpkı ayette belirtildiği gibi su içindedir. Üstelik insanın veya tüm canlıların  yönetim merkezi beyindir. Fiziksel veya ruhsal darbeler aldığında özelliğini tıpkı su gibi yitirmektedir.Kur'anda ayrıca ifade edilen, "Temiz akıl sahibi" olma vasfı da yine çokça düşünen, çokça şükreden, sürekli biilgilenen, hayra ve barışa yönelik iyi işler yapanlar için kullanılmaktadır.

              Velhasıl yapmamız gereken, "Beynimizdeki suyu bulandırmamak!"tır.

 Lakin mevcut olanı daima olumlu olmaya ve bu noktada kalmaya kodlarsak, özelliği bozulmayan suyumuz ile huzur içinde temiz akıl sahipleri olarak pozitifçe yaşar gideriz.

Çünkü dıştan vücudumuza girecek olan enerjinin, negatif mi pozitif mi olduğuna bizler karar veriyoruz. Vücudumuzun iç kısmı sudan ibaret fakat dıştan aldığımız gıdalar ve içtiğimiz, kullandığımız sular...Hatta ve hatta görüştüğümüz insanlar, maruz kaldığımız her türlü veriler son derece önemlidir.  İnternete bağlanan cep telefonları Tv bilgisayar vs...

Radyasyonun su üzerindeki aynı olumsuzz etkileri, maruz kalan insan beyni için de geçerlidir. Telefonla fazlaca konuşmak internetle tüm gün boyu zaman geçirmek yine beynimizi koruyan suya zarar vereceğinden, dikkatlice kullanılmaya özen gösterilmesi ruh ve bedeb sağlığımız için elzemdir.

Bu konulara dikkat etmez isek, dünyanın en şifalı suyunu da içsek ruh halimiz olumsuz bir durumda ise aldığımız gıdayı veya suyu bizim aleyhimize  çalışacak bir zehire çevirebiliriz.

Bilim insanları ayrıca suyu iki şeyin olumlu anlamda değiştirdiklerini de tanımlamışlardı;

*Şükür

*Sevgi

Selam ve sağlıcakla...

Meryem KADIOĞLU

 

 

      

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 644
Kayıt tarihi
: 07.02.17
 
 

İstanbul'da doğdu. İstanbul'da yaşıyor. Evli, ev hanımı ve çocuklarının annesi. Aklına estikçe yaza..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster