Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
837
 

Tablodaki hüzün

Tablodaki hüzün
 

Onu, kıyıda köşede kalmış, kimselerin uğramadığı, arka sokakların birindeki tablo satan bir dükkanda bulmuştum. Diğer şaşaalı tabloların arasında, öylece sessiz ve ağlamaklı duruyordu onu fark ettiğimde.

Uzunca bir süre durdum önünde ve seyrettim onu. Hüzün dolu gözlerine, acıyla kıvrılmış dudaklarına baktım; yüzündeki çizgilere, anlamını yitirmiş bakışlarına… Boynunu bükmüştü sağ yanına. Bir noktaya doğru dalıp gitmişti. Ağladı, ağlayacaktı sanki.

Halbuki onun işi insanları güldürmek, eğlendirmekti. Bin bir çeşit hareketle, insanların renksiz dünyalarına bir renk katmak, dudaklarında gülücükler açtırmaktı amacı; azıcık da olsa en sert ifadeyi bile yumuşatmak, hüzün bulutlarını dağıtmaktı.

Oysa ki o, amacını aşmış, sanki kendi dağılmıştı bir sebeple. Dipsiz bir kuyuya düşmüş, karanlıkta kalmıştı. Bir çiçek gibi solmuştu dalında. Bir kuş gibi kanadı kırılmış, uçamaz olmuştu havada.

Onu o kadar benzetmiştim ki kendime, o kadar büyük bir parça bulmuştum ki kendimden onda, boynuna sarılıp ağlamak, saçlarını şefkatle okşamak istemiştim. Dertlerini paylaşırsam, ona sıcaklığımı hissettirirsem, belki acılarını bir parça hafifletirim diye düşünmüştüm.

Belli ki yalnızdı. Belli ki tarumardı. Belli ki içinde kanayan, yanan, büyüyen bir şeyler vardı. Belli ki tarif edilemez acıların içindeydi.

Bir şeylerden yorgun düşmüştü belki. Sevdiğinden ayrılmış, sevdiklerine hasret kalmıştı belki de. Belki de hayatın kirli sayfalarında yolunu kaybetmişti. Bilinmez…

Belki az sonra işinin başına dönecek, içi kan ağlarken insanları güldürmeye çalışacaktı. Alkışlanacaktı. İnsanlar ona hayran hayran bakacaklardı. Bilemeyeceklerdi ama, onun ne kadar yaralı, ne kadar yalnız olduğunu bilemeyeceklerdi. Belki de imreneceklerdi ona, onun gibi olmak isteyeceklerdi. Bilmeyeceklerdi…

Baktım. Uzun uzun baktım ona. Onda kendimi gördüm. Onda, içimde volkanlar patlarken, yangınlar çıkarken hiçbir şey yokmuş gibi insanların arasına süzülüşümü, kalabalıkların içinde azalışımı gördüm. Onda çaresizliğimi, tükenişimi kimi zaman, kimi zaman da en parıltılı anlarda bile içimden eksilmeyen karanlığımı gördüm.

Benim olmalı bu tablo, dedim kendi kendime, benim duvarımı süslemeli bu tablo.

O kadar dalmıştım ki, dükkan sahibinin sesiyle kendime gelmiştim:

“Buyrun! Nasıl yardımcı olabilirim?”

“Tablo almak istiyorum da ben.”

“Hoşunuza giden bir tablo var mı efendim?”

“Evet, en öndeki, gelincik tablosunun yanındakini istiyorum.” demiştim. “Şu palyaçonun olduğu tabloyu.”

resim: www.webdersleri.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kendine özlem, mutluluğa özlem, küçüklüğüne özlem, şu anın umutsuzluğuna özlem var yazında buram buram. Fırtınalar kopuyor içinde sanki ve kelimelerin ne kadar anlatıyor olsa de sen aslında anlatamadığını düşünüyorsun belki de. İlk defa okuyorum yazılarınızı. Çok güzeldi. Kalemin daim olsun. Selamlar oralara...

Ersin Yalın 
 04.08.2007 23:16
 

Olmamış Emel olmamış.. Yazın ile fotoğraf hiç oturmamış. Keşke satın aldığın ve sana bu duyguları yaşattığını yazdığın tabloyu yayına koysaydın. Yukarıdaki gözlerde umut görüyorum, sevgi, cıvıltı görüyorum. Yarınlara " ben geliyorum yüzünüze tebessüm katmak için " diyen güzellik görüyorum... Daha dikkatli davranmalısın. Yazım tekniğin güzel. Anlatımında.. Ancak özdeşlemeden sınıfta kalmak üzeresin :) Umarım kırılmamışsındır.

Ömer Sebahattin Çetin 
 01.02.2007 2:02
Cevap :
Siz olmamış diyorsanız olmamıştır efendim. Biz her türlü eleştiriye açığız. Haklısınız, ben de düşündüm sizin söylediğiniz şeyi ama imkanlarım dolayısıyla evdeki tablonun fotoğrafını yerleştiremedim bloğuma. Samimi duygularınız için teşekkür ederim. Kırılmak mı? Asla!  02.02.2007 2:12
 

Bizler de maskemizi takmadan çıkmayız insan içine; yüreklerde ateşten bir el vardır, nefes almak bile zorken insanlara gülümseriz değil mi? Böyle midir sizce yaşam döngüsü, larvadır önce bir kelebek...Ve... ancak bir kaç gün yaşacagını bilmesine rağmen kelebekler hep rengarenk...Esen kalınız

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 30.01.2007 22:28
Cevap :
Şiir gibi söylemişsiniz, "ancak birkaç gün yaşayacağını bilmesine rağmen kelebekler hep rengarenk" diye.Katkınızdan dolayı teşekkür ederim.Size de esenlikler.  30.01.2007 23:58
 

Sıcak, sımsıcak keyifli bir dokunuş oldu bu bu yazı bana. İçim ısındı bu kış soğunda. Yüreğine ve kalemine sağlık. Sevgi ve ışıkla Ayna

Ayna 
 30.01.2007 22:14
Cevap :
Bu kış soğuğunda içinizi ısıtabilmeye bir katkım olduysa ne mutlu bana.Sizin de yüreğinize sağlık. İçimi ısıttınız.  30.01.2007 23:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 77
Toplam yorum
: 284
Toplam mesaj
: 56
Ort. okunma sayısı
: 923
Kayıt tarihi
: 13.01.07
 
 

1979 Giresun doğumluyum. Kendimi bildim bileli kalabalığı sevmem. İnsanlara karşı mesafeliyimdir. He..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster