Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
228
 

Tarihe “Not” düşmek gibi…

Tarihe “Not” düşmek gibi…
 

Önceki yazımda, Anaysa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın, kuruluşun 47. Yıldönümü nedeniyle yapılan törendeki konuşmasını ele almış ve <ı>”Hükümete ‘Sınırsız değilsiniz ‘ diyor, uyarıyor…” başlığını atmıştım yazıma.

O yazımdaki bilgileri, gazetelerin internet sayfalarından almıştım.

Bugün Anayasa Mahkemesinin internet sayfasına girip, o konuşma metninin aslına[1] ulaştım, kâğıda döktüm, aklıma sindirerek dikkatlice okudum.

Ana başlıklarla özetlemek gerekirse;

<ı>1. Anayasa Mahkemesinin gerekliliği,
2. İnsan onuru,
3. Din ve laiklik kavramı ve din ile laikliğin siyasilerce istismarı,
4. İnanç özgürlüğü ve gerekliliği,
5. Seçimlerde uygulanan baraj oranının yüksekliği ve doğurduğu sonuçlar,
6. Devlet kudretinin denetiminin gereği,
7. Yargının bağımsızlığı ve yargıya yapılan aşırı baskı ve sonuçları,
8. Anayasa mahkemesi kararlarının yorumlanarak, kararın anlamının değiştirilmesine çalışılması,
9. Bireysel başvuru hakkının tanınması,
10. Yargının ağırlaşan yükü,

Konularını içermektedir.

Bu ana başlıklar altındaki konuşma metni, 10 punto ile tam 7 sayfayı tutmaktadır. Yani geniş bir konuşma metni…

Konuşmayı, <ı>“Hukuk mantığı” ile irdelediğimizde ki başka bir şekilde irdelemek bence yanlış olur, çok detaylı ve anlamlı bir konuşma.

Bir başka ifade ile <ı>“Tarihe not düşme” olarak kabul edebiliriz.

Çünkü ana başlıklarla <ı>(bana göre ana başlık) özetlediğim konular, Türkiye’de şu anda yaşadığımız toplumsal sıkıntılarımızın aslıdır.

Örneğin, bu konuşmanın başında belirtildiği gibi, siyasi otoritenin gücünün sınırlılığından söz edilmekte ve neden sınırlandırılması gerektiği de şöyle açıklanmaktadır.

<ı>“Gerçekten de bireysel özgürlükler, ancak otoritenin kullanım alanının hukuk kurallarıyla belirlendiği ve sınırlandığı durumlarda güvence altına alınabilir. Tarih, sınırlandırılmayan iktidarın hak ve özgürlükler için çok ciddi bir tehlike teşkil ettiği hakikatinin canlı şahididir.”

İnsan onuru konusunda ise<ı>;

<ı>“<ı>İnsan onuru, hiç kimsenin bir eşya gibi muamele göremeyeceğini, bütünüyle haklardan yoksun bırakılamayacağını, haysiyet kırıcı cezalara ve uygulamalara tâbi tutulamayacağını, işkencenin yasaklandığını ve devamına değer görülmeyen yaşamların sona erdirilmesine izin verilmeyeceğini, kişinin en kıymetli varlık olduğu hakkında hiç kimsenin, hiçbir devlet kurumunun, hangi yüce değer veya çıkar adına olursa olsun tasarrufta bulunamayacağını emreder. (…)Bunda belirli bir cins, etnik yapı, dini inanış, felsefi veya ahlaki âidiyete göre ayrım yapmanın olanağı yoktur. Onurlu muamele, etnik, dini, ideolojik homojenliğin sağlanması şartına da bağlanamaz. Bu öyle bir değerdir ki, onu lütfetmek hiçbir sistemin veya devlet düzeninin haddine değildir. Siyasal düzenler bunu yalnızca kabul eder, saygı duyar ve korumayı varlığının temel nedeni görür. Çünkü tek değer ölçütü insandır. Bunun dışında, devlet, sistem, hukuk ve benzeri yapılar insana ve özgürlüğüne hizmet ettikleri, onurunu ayakta tuttukları sürece değerli ve saygıya değer kuruluşlardır.”

Elbette bu ifadelerin eksiksiz tamamına katılıyorum.

Ancak <ı>”Vatandaş” olarak bizlerin katılması çok şey ifade etmiyor, siyasi iradenin başında bulunan ve bu iradeyi kullanma katında olanların da katılmaları, böyle davranmaları gerekiyor.

Ülkenin cumhurbaşkanı, meclis başkanı, başbakanı, yargı mensupları ve diğer en üst düzeydeki yöneticilerinin huzurunda yapılan konuşma, bana göre içinde bulunduğumuz dönemde <ı>“Tarihe not düşme” kabul edilebilir.

Çünkü…

Gelecek günlerde <ı>“Yeniden anayasa yapma” girişimleri, ekonomik sıkıntılar, diplomatik sorunların yaşandığı <ı>“Ağır günler” sürecine girmekteyiz.

Öyle düşünüyorum ki bu konuşmanın içeriğini, gelecek günlerde <ı>“Yasama” “Yürütme” “Yargı” ve <ı>“Millet” olarak dikkate almak zorundayız.

Tarih, geçmişteki hataların bilinmemesinde kaynaklanan felaketlerle doludur. Bizim ise bu coğrafyada hata yapmak gibi bir lüksümüz, ne yazık ki yok.

<ı>25 NİSAN 2009


<ı>[1]<ı> Başkan Haşim KILIÇ’ın bu konuşmasında, diğer üyelerin de katkısının olduğunu düşünüyorum.
<ı>http://www.anayasa.gov.tr/general/haberdetaylar.asp?contID=678<ı>

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 204
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 573
Kayıt tarihi
: 17.01.09
 
 

Yazacak belki bir çok şey vardır, ancak sadece "Yazmak en büyük tutkum" desem!... Sonrasında da zate..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster