Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Ağustos '19

 
Kategori
Tarım / Hayvancılık
Okunma Sayısı
22
 

Tarımı Daha Çok Konuşacağız!

Tarım sektörü  Türkiye ekonomisindeki önemi nisbi olarak azalmakta birlikte, özellikle nüfusun gıda gereksinimini karşılaması, tarıma dayalı sanayi sektörüne girdi temin etmesi, ihracat ve yarattığı istihdam olanakları yönünden büyük önem taşımaktadır. Uzun bir süredir gündemden düşmeyen tarım ürünleri ithalatı, patates ve soğan fiyatları, tarım sektörünün vazgeçilemeyecek bir sektör olduğunu tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Her şey bir yana tarım sektörü gıda güvenliğini sağlamaktadır. İnsanın en temel ihtiyacını karşılamaktadır.

Yıllardır kendi haline bırakılan tarım sektörü, gıda fiyatlarındaki artışlar nedeniyle geride bıraktığımız kış ve ilkbahar aylarında bir anda önem kazandı. Yaz aylarının gelmesi ve ürünün bollaşması nedeniyle sorunlar şimdilik unutuldu.

Patates, kuru soğan fiyatlarıyla alevlenen tarım sektörü tartışmaları sadece günü kurtarmak adına yapılan söylemlerden öteye geçemedi. ‘’Milli Tarım Projesi’’, ‘’Tarımda Milli Birlik Projesi’’ gibi eylem planları tanıtıldı. Ama uygulanmadı. Sektörün sorunları geçen yıl veya birkaç yıl önce çıkmadı. Bu sorunlar hep vardı.

- Tarımın başlıca sorunu politikasızlık. Tarımla ilgili bakanlığın adı defalarca değiştirildi. Orman Bakanlığı kimi zaman ayrıldı. Kimi zaman birleştirildi. Sanki hayvancılık tarımın bir parçası değilmiş gibi bir dönem Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı kuruldu.

- Tarım sektöründe ulusal düzeyde bir üretim planlamasının uygulanmasına hiçbir zaman sıcak bakılmadı.

-Tarımsal üretim için kullanılan girdi fiyatları her yıl belirli oranlarda sadece artmaktadır. Buna karşılık çiftçi eline geçen fiyatları incelediğimizde kimi zaman aşırı dalgalanmaların olduğu görülmektedir.(Bkz. DİE ,Çiftçi Eline Geçen Fiyatlar Endeksi ).

Sadece bu nedenle üretim planlaması yapılmalı ve tarım desteklenmeli, tarım ürünleri piyasasını düzenleyecek kamu kuruluşları bulunmalıdır. Buna rağmen yapılan bu tür kuruluşların kapatılması ve/veya işlevsiz hale getirilmesi oldu. Yapılması gereken fiyat ve üretimdeki düşüşlerin üretici gelirlerinde yol açtığı gerilemelerin telafi edilmesi olmalıydı.

-1963 Ankara Anlaşması ile başlayan AB’ye tam üyelik süreci ve 1996 yılında uygulamaya giren Gümrük Birliği (GB) çerçevesinde, Türk tarım politikalarının Ortak Tarım Politikası’na uyumu zorunluluğu bulunmaktadır. Bu kapsamda gerek AB ile gerekse dünya tarım ürünleri ticaretini düzenleyen organizasyonlarla özellikle 2000 yılından sonra yapılan anlaşmalar, tamamıyla hazırlıksız Türk tarım sektörüne, çiftçimize çeşitli yükümlülükler getirmiştir.

Elbette talep edilen bu uygulamalar ve zorunluluklar modern tarımın vazgeçilmezleridir. Ancak hiçbir hazırlık yapılmadan, hiçbir destek verilmeden ardı ardına gündeme gelen bu zorunluluklar zaten kıt kanaat geçinen çiftçinin tarımsal üretimden vazgeçmesine neden oldu.

- Hallerin işleyişiyle ilgili yasa kısa bir dönem içinde sürekli değişikliğe uğradı. 1960 yılında 1995 yılına kadar olan sürede var olan Hallerle ilgili yasalar, 1995’ den ve özellikle 2000’ li yıllardan sonra sürekli değişime uğramıştır. Temel olarak, yaş meyve ve sebzenin Hal dışında pazarlanmasından doğan vergi kayıplarının önüne geçmek, yaş sebze ve meyve ticaretini kayıt altına almak gibi hedefleri bulunan bu değişimlerin üretici yararına olduğunu söyleyebilmek son derece güçtür.

- Yaş sebze ve meyve pazarlaması konusunda yapılan bir diğer yanlış tartışma söylemi ‘’üreticiden tüketiciye‘’, ‘’aracıların kaldırılması‘’ gibi dillere pelesenk olan ifadelerdir. Ticari her üründe olduğu gibi tarım ürünlerinin pazarlanmasında da aracılar olacaktır. Bu dayanıklı tüketim mallarında da böyledir. Hatta emlak piyasasında. Önemli olan piyasanın denetlenmesi ve gerektiğinde müdahale edilmesidir. Zaten bu nedenle özellikle tarım ürünlerinde piyasaya müdahale edilmesi, müdahale kuruluşlarının aktif çalışması gerekmektedir.

Şu an yürürlükte olan yasalar kapsamında, tarım ürünleri ticaretinde talep edilen zorunlulukları yerine getirebilecek kaç üretici var ? kimse bilmiyor. Getirebilenler gerçek üretici mi ? kimse bilmiyor.

-2000 yıllardan sonra büyük perakendeci mağazaların yaş meyve ve sebze satışına ağırlık vermesiyle birlikte bu pazarda önemli bir aktör oldukları, hatta günümüzde etiket fiyatlarının özellikle büyük şehirlerde önemli bir gösterge fiyatı olduğu yadsınamaz. Tüm yasal gereklilikleri uygulamak zorunda olan ve uygulayan bu perakendecilere gerçek üreticinin mal vermesi mümkün görülmemektedir.

-Geçmişte ve günümüzde yapıldığı düşünülen bir diğer hata, tüm tarımsal sorunlar sıralandıktan sonra tedavi olarak kooperatifçiliğin bir antidepresan gibi reçeteye yazılmasıdır. Doğrudur. Tarımda gelişmiş ülkelere baktığımızda kooperatiflerin önemli bir görev üstlendikleri görülmektedir. Ancak birkaç iyi örnek dışında kooperatiflerin etkinliğinden söz etmemizin son derece güç olduğu ülke şartlarına ve toplum yapısına sahip olduğumuz unutulmaktadır.

Son derece özet olarak, başlıklar halinde belirtilen bu olumsuzluklara mutlaka eklenebilecekler bulunmaktadır. Bu sorunların çokluğu sonucunda ne bugün ne de yarın tarım sektörünün gündemden düşmesi mümkün değildir. Zira tarım insanın en temel ihtiyacı olan beslenmeyi sağlamaktadır. Tüketiciler beslenmeye giderek daha fazla fiyat ödemek zorunda kalacaklardır.

Sadece hızla artan nüfus ve çevre kirliliği gibi iki temel veriyi dikkate alarak tarımı desteklemek, tarımsal üretimi planlamak, nüfusumuzun gıda güvenliğini sağlayacak üretimi yapacak belirli bir kesimi bu sektörde tutmak zorundayız.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 945
Kayıt tarihi
: 23.01.11
 
 

1981 yılında Eğe Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nden mezun olmuştur.1984-1992 yıllarında Türkiye Z..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster