Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
686
 

Tenim kara benim

Tenim kara benim
 

baba-oğul


Tenim kara benim.
Yaşadıklarım da bazen tenim gibi, içimi karartıyor..

Yaşadığım yer; Türkiye.
İkametgah; 15 yıldır İstanbul. (İzmir’de yaşamayı da denedim.Olmadı)
Türkçe’yi gayet güzel kullanıyorum. Türkçe okuyup yazabiliyorum.
İyi bir Türk vatandaşı kadar, vatandaşlık görevlerimi yerine getiriyorum.
Eğitimli ve de kültürlüyüm.
Nasıl ki Türkler, eğitim, güvenç veya geçim derdinden başka memleketlere gidiyorlarsa,
bende bu yüzden Türkiye’ye gelenlerdenim.

Misafir geldiğim şehir; Zonguldak.
Beğendiğim, özlediğim , eşimin memleketi olan şehir, Zonguldak.
Ama caddelerinde yalnız başıma gezemediğim, alışveriş yapamadığım bir yer olmuş Zonguldak.
Daha önce rahatça dolaştığım bu şehirde, beni rahatsız edenlerin sayılarını artmış buldum bu kez.
Tıpkı İstanbul’da olduğu gibi. (aslında daha iyiye gitmesi gerek değil mi..)

Eşimin ailesinin yaşadığı bu şehirde, ailesiyle beraber dışarı çıktığımızda bile insanların bakışları çok, rahatsız ediciydi.
Yanımdaki eşime, (yazık olmuş sana..) ailesine, acınacak gözle (yazık etmişsiniz kızınıza, verecek başka kimse bulamadınız mı der gibi) bakmaya başlayanlar neden çoğaldı ki?
Ailem (eşimin ailesi) beni çok seviyor.Bende onları çok seviyorum.
Onlarla çok mutluyum.
Birde bu, önyargılar olmasa !

Sekiz yıl oldu evleneli.
Mutlu bir beraberliğimiz, bir tane de oğlumuz var.
İstanbul’da, eşimle beraber sokağa çıkıp da, vukuatsız eve döndüğümüz gün hala olmadı.
Olacağına dair de güvenim kalmadı artık.
Burada da bunu yaşamış olmak umudumu hepten kırdı.
Sırf bu yüzden birkaç yıla kadar, Afrika’daki memleketim Nijerya’ya yerleşmiş olacağız inşallah.
(eşim dünden razı..memleketimi gördü ve çok beğendi..benim gibi hiç de taciz edilmedi)

Alışveriş için hangi mağazaya girsem , bana ’’nerelisin amokaçi, . ha..ha..ha..nerden çıktın şimdi sen..vs.’’ sözlerle benimle dalga geçildi.
Pazara gittiğimde, bana bozuk mal verdikleri gibi birde pahalı satmaya kalkıştılar. ( fiyatı bu değil , yanlış söylenmiş diyerek)
Başka bir yerde biri, elindeki değnekle göğsümü dürtüp ‘’ ha..ha..ha..sen bi yerlerden kaçmışsındır mutlaka..nerden kaçtın kaçak..vs.’’ deyip beni küçük düşürürken, diğerleri buna güldü.
Sustum hep. Cevap versem olmuyor. Nihayetinde onlara göre ben, bir zamanlar ataları köle olan bir zenciydim !( Bakışlarda hep bunu yakaladım maalesef)
Baktım olmayacak, babama (kayınpederim) ‘ ’boş ver ‘’ deyip aldırmaz göründüm.
Bütün bunlar onun yanında cereyan etti ve oğlumda yanımızdaydı.
Yalnız olsaymışım ne olacaktı acaba ?
Babam ( Kayınpeder) olanlara çok sinirlendi, hatta bir kaçını tersledi de.
Buna benzer yaşadığım şeyleri bizzat, o da, benimle yaşamış oldu.
Böylece, neden Nijerya’ya gitmek istediğime de hak verdi.
Acelece alışverişi bitirip eve döndük.
(Sözde torunu ve benimle gününü gezmeyle geçirecekti)

Eşimle çarşıya indiğimiz gün de, kordon boyunda oturup şöyle bir çay içemedik.
Ona ayrı laf attılar, bana ayrı..
Eşim yanımda olduğu halde , arkamdan sırtıma vurup ‘’hişt..hişt az baksana, nerden geldin sen..sana varda bize yok mu...! ’’ gibi imalı sözlerle canımı çok sıktılar.
O zaman da gezmekten vazgeçmiş, babayı arayıp ‘ ’gel bizi al ..’’ demiştik.
Kaldığımız dörtbuçuk günü evde geçirdim bu yüzden.

Defalarca gelmiştim Zonguldak’a.
Ne değişmişti ki rencide edici bu sözlere, burada da maruz kaldım.
Gençlerinkine değil ama, yetişkin koca insanların böyle hallerini bir türlü hazmedemiyorum..

Sanırım işsizlik, cahillik artmış..İnsanlar pek mutlu değil ki, benim üstüm başım, kendime güvenli halim, ’’ şuna bak..bir zenci kadar olamadık bu memlekette...’’dedirtti bir çoğuna.

Bir tek, bir gece gittiğimiz fenerdeki bir mekanda (B Tipi denilen bir lokal) eşim ve akrabalarıyla rahatsız edilmeden ‘’ben’’ olarak rahatça eğlenebildim. (Tadı hala damağımda)

İş nedeniyle bir çok ülkeye gidip geldim;
Bulgaristan, Azerbaycan, Japonya, Kıbrıs bunlardan bir kaçı ve bu ülkelerde kimse beni rahatsız etmedi.
Dönüp de bakmadılar bile..
Neden ikinci vatanım sayılan Türkiye, beni hor görüyor hala ?
Nasılsa gideceğim diye bu haller karşısında ben, iyice gamsızlaştım ama, bu kez de eşim ve ailesinin mahcup olmasına canım sıkılıyor.

Taksi sürücüleri, (dolmuş ve belediyeye binemiyorum, sağır, dilsiz olmam gerekiyor..) pazar satıcıları, küçük dükkanlar, mahalle araları, elit olmayan mekanlar, eğitim seviyesinin düşük olduğu mahaller, kimi polisler, devlet daireleri , beni korkutan şeylerin başında geliyor.
Hep alay etmek, incitmek, kandırmak peşinde bir çoğu.
Müstesna olanlar da var tabii.
Yardımcı olanlar, olduğu gibi seven insanlar da var.
Ama bunlar, azınlıkta kalmaya başlıyor gittikçe.

Derdim: İnsanların, insanlığa yakışır vaziyette barış içinde, saygı ve sevgi duygularıyla, insanca yaşayabiliyor olmasını istemek.
Zenci olmak veya olmamak önemli değil !
Neysek, bundan duyduğumuz gururu her yerde yaşayabilmek.

Öyle çok doluyum ki, halimi gören annem (kayınvalidem) ’’ bunları mutlaka yazmalıyım’’ dedi.
Ve ekledi: Böyle davrananlar, benim Türkiye’me, hem de çoğunluğu ''Müslüman’ım'' diyen ülkeme hiç yakışmıyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

... en iyi arkadaşlarım AMOKAÇİLER olmuştur hep. Bir de dillerini öğrenebilseydim. Çok adres verdiler ama yazık ki kaybettim. Siz, öylelerine, sizi görülmesi gereken görmeyenlere acıyan gözlerle bakınız. Onlar, gerçekten zavallı, kokuşup-kokuşmamakta kararsız insancıklardır.

Yüksel ÖNAÇAN 
 28.11.2008 6:15
Cevap :
duyarlılığınıza çok teşekkür ederim..damadım bu yazımı okuyunca ağlamış..eminim okuduğu yorumlar da onu çok sevindirecektir..  28.11.2008 20:07
 

Baştan. k.ç A kadar yobazlaşıyoruz, diyecek söz yok.

Fatma Güneş ERGEN 
 03.11.2008 18:54
Cevap :
ne olacak bu haller bilmem..öğretmen öğrencisini azarlayamıyor bile.Baba,çocuğuna''öte git''diyemiyor..hoşgörü,hoşgörünün yasalarını çiğniyor...fena..fena..  03.11.2008 21:25
 

Ne kadar utanç verici ama maalesef hala belli bir kültür seviyesine gelemedik işte. Karşımızdaki insanı "insan" olarak görmeyi başaramadık. Dili, dini, rengi'ne göre seçiyoruz hala ( Ki kendi içimizde bile bu ayrımları, ikilemleri yaşıyoruz.). Duyguları olan, bizim gibi etten kemikten bir insan olduğunu unutuyoruz. Damadınızın maruz kaldığı bu durum karşısında gerçekten hicap duydum. Memleketim ve şehrim adına...Ben en azından kendi adıma özür diliyorum. Umarım bu kötü anılarını kolay unutur ve Zonguldağın güzelliklerini taşır hafızasında Gülden ablam... Selam ve Sevgiyle

Tülay TERZİOĞLU 
 03.11.2008 15:54
Cevap :
sorma emoş..Zonguldak'ı çok seviyor..bizim hatırımıza unutur sanırım;))..  03.11.2008 21:23
 

Bizim memleketimiz de ten rengi ırkçılığı var mıymış ? Zorlukları yaşayan bilir tabi, dışardan böyle bir ayrım yapıldığını düşünemiyor insan, benim kuzenim de Amerika'lı koyu tenli bir beyle evli ve yeğenimiz melez, ama onlar Amerika'da yaşıyorlar haliyle bu tür zorluklar çekmiyorlar, sevgiler

Dilek Fuçucı 
 03.11.2008 14:10
Cevap :
Ah bir gelsin de bakın neler oluyor...eskiden olmazdı böyle şeyler..''Anne Zonguldak harika bir yer'' derdi hep..bu sefer iyice üzgün gitti..''Alıştım ben ''diyor ama..İstanbul'da benim memleketim sonuçta..orada da rahat değiller..  03.11.2008 14:59
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 285
Toplam yorum
: 589
Toplam mesaj
: 149
Ort. okunma sayısı
: 1299
Kayıt tarihi
: 09.12.06
 
 

Zonguldak doğumluyum. AÖF Mezunu olup, üç çocuk annesiyim. İki de torunum var. Şiir, doğa yürüyüş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster