Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ocak '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
586
 

terÖrgeneral İlker Başbuğ

terÖrgeneral İlker Başbuğ
 

İlker Başbuğ


Üniforması ile küçük şehrin çarşısında, caddelerinde gezerken, kızların dikkatli bakışlarını üstünde toplayan askeri okul öğrencileri; aslında muhitlerindeki daha henüz ortaokulların son sınıflarındaki erkek çocuklarının da idealleri olduklarını bilirler, çünkü kendileri de zamanında aynı şekildeki ağabeylerine özenip, annelerini babalarını yanlarında sürükleyerek askeri okullara yazılmışlardır. 

15-16 yaşlarında ailelerinden uzağa, askeri okulların yatakhanelerine, dersliklerine, garnizonlarına gönüllü mahkumiyetlerinin yegane sebebi, o an için sadece işte o görüntüsüne hayran oldukları, askeri kıyafetlerdir. 

Orta ve alt ekonomi düzeyinde ve genellikle de birden fazla çocuklu ailelerin evlatlarıdır, bu subay adayları. Aileleri de, aslında canlarından can koparken yine de, ''İleride devletine, vatanına, milletine uzun yıllar hizmet edecek,  onurlu, şerefli insan olur inşallah'' diyerek hasretliklerine katlanarak çocuklarından ayrı kalmaya razı olmuşlardır.

Devlet baba evlatlarını okutacak, adam edecek, okulunu bitirdiği anda da halkının saygı duyduğu şerefli bir mesleği elinde olacak düşüncesi, hem ana babaların hasretine birazcık  merhem olur hem de o askeri disipline katlanmak için gerekli gücü verir daha çocuk yaştaki askeri öğrencilere.

Sınıflar büyüdükçe, üniformalar da daha bir fiyakalı oturmaya başlar üstlerine. Artık Harp Okulu'nda herkesin tek hayali bir gün okulu bitirip Teğmen olabilmektir. Mezuniyet töreni, her ailenin hayatındaki belki de en mutlu günüdür. Oğulları yıllardır beraberce okuyup, büyüdükleri okullarında artık subay üniformaları ile hep beraber 'Vatan, bayrak ve millet' üzerine haykırarak yemin ederken, hepsinin de ideali aslında birer Mustafa Kemal olmaktır.

Sonrasında tayinler... Yurdun herbir yerine dağılır onca genç subay. Zaman, mekan tanımaksızın, her göreve koşarlar. Derken Kurmay sınavları, Harp Akademisi... Kurmay sınıfına ayrılanlar artık seçilmişlerin de seçilmişi olduklarını bilerek, her yönden kendilerini geliştirmeye devam ederler. Yurt içi, yurt dışı her görevde gözlerin kendi üzerlerinde olduğunu, her hareketlerinin sicillerine etki edeceğini bilir ve ona göre inanılmaz yükseklikte bir otokontrol ile hem rütbe hem de yaş almaya devam ederler.

Kendi kurmuş oldukları aileleri, sanki kaplumbağanın evi gibi artık hep yeni görev yerine taşınmaktadır. Çocuklarının bir okula başlayıp da aynı okulu bitirdikleri doğrusu pek az görülür şeydir. Eşi de, tam sıkı bir arkadaşlık kurmaya başlamışken her an kendisini eşyalarını kutuya koyup yeni şehirdeki yeni evlerine taşınırken bulabilir. 

Tugay, Tümen, Kolordu, Ordu Komutanlıkları şeklindeki ideallerini gerçekleştiren insan sayısı o kadar azdır ki. Nitekim İlker Başbuğ'un, Cumhuriyet tarihimizdeki 26. Genel Kurmay Başkanı olduğu ve aynı süre zarfında en az iki katı sayıda hükümet kurulduğunu düşünürsek, yıllar boyunca çalışıp, didinip ordu komutanlığı yapmanın ne kadar da zor bir görev ve binlerce kişi arasından seçilmenin ne kadar düşük bir olasılık olduğunu sanırım daha iyi anlayabiliriz.

Siyasette belki doğru zamanda doğru yerde olan bir kişi, hısım akraba oylarıyla da gerekli oyu alıp Millet Meclisi'ne şansı yardımıyla girebilir ama, askeri okulda öğrenciliğinden 60'lı yaşlarına kadar, neredeyse 50 yıl boyunca sırf şansının yardımıyla birisinin Genel Kurmay Başkanı olmasının ne kadar zor olduğunu söylemek sanırım abes olur.

Çocukken girdiği bir kurumda, her an Atatürk, vatan, millet, bayrak sevgisi ile yetişmiş, gelebileceği en yüksek makama kadar gelme bilgi ve becerisini gösterip, bağlı bulunduğu kurumdan TSK Üstün Cesaret ve Feragat, TSK Üstün Hizmet Madalyası, TSK Şeref Madalyası sahibi bir emekli Orgenerali, üstelik de emekli olmasının üzerinden bir buçuk yıl geçtikten sonra savcı tarafından; 'Şüpheli sıfatı ile adliyeye davet edilmesi ' ardından da, ''Kuvvetli suç şüphesi ve delilleri karartma ihtimali var'' denilerek 'Örgüt yöneticiliği ve darbeye teşebbüs suçlaması' ile tutuklanması talebiyle gönderildiği İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nce de tutuklanarak Silivri Ceza Evi'ne yollanması ne kadar 'ŞIK' oldu, artık onu da 'ZAMAN' gösterecek. 

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba,çok üzüldüm.Atatürk'çüler birer birer tutuklanıyorlar.Nedense hep muhalifler tutuklanıyor.Demekki ileri demokrasi böyle imiş!Esenlik dileklerimle...

yurttabirgül 
 07.01.2012 13:21
Cevap :
Tesadüf olsa gerek. İlginize ve değerli yorumunuza teşekkür ederim.  07.01.2012 15:03
 

... İçim sızladı... Zaman bakalım neler dösterecek?...

Emine Supçin 
 07.01.2012 10:30
Cevap :
Balyoz Davası ve orada tutuklu olan general ve amiraller de aynı durumdalar. Konuyu takip etmek lazım ki hayatlarını vatanlarına adamış bu insanlar bu kadar da kolayca itham edilemesinler.  07.01.2012 12:25
 

Çok üzücü bir durum. İlker Başbuğ'u tutuklattıran güç kim ya da ne?

Ayrıntıda gezinmek 
 07.01.2012 2:30
Cevap :
Sanırım toplumun olaylara duyarsızlığı ve milletin güvenliğini sağlamaya çalışan vatan evlatlarına yeterince sahip çıkmamasından cesaret alanlar olsa gerek. Balyoz Davası'nda da 'iddia ediliyor' ve 'falan yerde bulunan disk' denilerek, nice komutan keza aynı şekilde tutuklular, bunu da unutmamak gerekir.   07.01.2012 12:29
 

Yazdıklarınıza kelimesi kelimesine katılıyorum. Askerlerin emekli olana kadar ne şartlarda görev yaptığını (babamdan dolayı) çok iyi biliyorum. Ve şu son zamanlardaki gidişattan üzgünüm. Umarım doğrulara çok geç olmadan ulaşırız. Sevgilerimle

Nilgün Akad 
 06.01.2012 23:24
Cevap :
Siz askerlerin ne kadar zor şartlar altında görev yaptıklarını babanızdan dolayı biliyorsunuz, Türk halkı da 'ATA'larından dolayı. Ben de en kısa sürede doğrulara ulaşılmasını diliyorum. Saygılarımla.  07.01.2012 2:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 344
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1048
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster