Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ocak '12

 
Kategori
Sosyoloji
Okunma Sayısı
2449
 

Halk, nasıl oluyor da Milli Piyango'ya hala bu kadar güvenebiliyor?

Halk, nasıl oluyor da Milli Piyango'ya hala bu kadar güvenebiliyor?
 

Milli Piyango çekildi...


Bu ülkede halkın % 90'ının güvendiği 'Ordu'nun itibarı bile yerle bir edildi, üniversite sınavlarında 'şifre' konuşuldu günlerce, torpil ile atamalar zaten yılların hastalığı, rüşveti ise anlatmaya sözcükler yetersiz kalır.

''Biz adam olmayız'' lafını hayatında en az 3 kere kullanmamış Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yoktur ya da ''Eller aya, biz yaya'' deyip, sıkıntılarını ufffflayarak hafifletmeye çalışırken, durumdan yakınmamış bir büyüğü olmayanımız var mıdır acaba bu topraklarda yaşayan?

Hiçbir işimiz düz gitmez, hep tersinden kalkarız, her şey zıvanadan çıkmıştır, zam gelmeyen Allahın bir günü yoktur, ekonomi bir türlü rayına oturmaz, krizler bitmez, Avrupa Birliği'ne giremedikçe giremez, kapılarda da süründükçe sürünürüz ''Valla aslında biz de pek istemiyoruz, hem Avrupa krizde bak bizde ise sıkıntı yok'' ayaklarına yatarak. 

Bir ülkede başından sonuna düzgün giden bir tek şey mi olmaz? Olmaz olur mu, var elbette; Milli Piyango.

Her ayın 9'u, 19'u, 29'u, bayram, seyran, özel gün, yılbaşı... Onca yıldır, binlerce çekiliş, milyonlarca bilet. Tuh tuh tuh Allah nazarlardan saklasın bir kişi de henüz, ''Çekilişte hile var, birileri menfaat sağlıyor'' diye bir iddia ile ortaya çıkmadı daha bu güne kadar.

Güzel yurdumuzda; yılbaşına 'hristiyan adeti', şans oyunlarına da 'kumar' diyerek karşı çıkan milyonlarca insanın var olduğu herkesin malumu, bir hatasını bulup ifşa etmek, Milli Piyango'yu ortadan kaldırmak için her an tetikte, fırsat kolluyor olsalar gerek  ama, kimseden tık çıkmadığına göre demek ki her şey de yolunda olmalı.

Kısa süre öncesinde, İddia'da 'Şike' olayları gölge düşürdü sonuçlara. Şike yapılan maçlar, bu maçlara oynanan olmadık bahisler, hep gölgeledi bu oyunu. İddia'nın atası olan Spor Toto zamanlarında ise ancak '13' ve sonraları da '13+1' maçı aynı anda bilmek gerektiği için, bu büyük 'kurgu'yu sağlamak neredeyse imkansızdı. Belki o en eski zamanlarda, kalemle işaretleyip, karbon kopyanın elde kaldığı günlerde bir şeyler olmuşsa artık o işlerin günahı da yapanların boynuna, benim bildiğim, okuduğum bir olay yok çünkü. Yani demem o ki ; ''Acaba bir üç kağıt var mı?'' diye düşünmenin oldukça fantezi olarak kabul edilebileceği bir şans oyunuydu Spor Toto.

Atyarışları'nda ise; ''Ata iğne vurmuşlar'', ''Jokey son düzlükte atı tuttu'', ''Jokeyin paraya ihtiyacı var diye diğerleri zorlamadılar'' lafları ise her zaman olmuştur. Eşek olarak anılan, en olmadık atın rakiplerini geçip birinci olması da sıklıkla yaşanmıştır. Hipodromda seyirci, gerçekten olmadık bir sonuçta olaya müdahale eder, sonucu protesto eder, 'Komiserler Kurulu' da toplanır ve şikayeti haklı görürse ona göre bir karar alır, böylece de toplumsal isyanı hafifleterek yokederdi. Yani herkes cin olduğu için, Ganyan'da da bir numara yapmak pek göze alınabilir şey değildi demeye çalışıyorum ancak yine de heran herkesin kafasında bir ''Acaba mı'' sorusunun dolaştığını da çok iyi bildiğimi söyleyebilirim.

En eskilerde; gazetelerin çekilişleri, özel firmaların piyangoları,özel okulların kontenjanlarını doldurmak için bahçelerinde çekilen kuralar... halkın güveninin kaybedilmediği ya da en azından ''Mutlaka bir numaralar dönüyordur'' denmeyen bir tane şans oyunu ya da çekiliş hatırlamıyorum. Nerede bir çekiliş, bu çekilişe kazanmak uğruna para yatıran insanlar, bu çekilişten kazanç sağlayan 'organizatör' varsa ortalığa mutlaka bir takım kötü kokular yayılmıştır. 

1999 Depremi sonrasında kura ile dağıtılan afet konutlarının çekilişi sırasında bile skandallar yaşanmasına karşın, her çekilişte milyonlarca liranın el değiştirmesine yol açan Milli Piyango'nun 'ufacıcık toplarına' ve organizasyonuna olan güven, gerçekten de hayretler içerisinde bırakıyor insanı.

Yılbaşının hemen öncesinde Serdar Ortaç'ın, Kıbrıs'taki bir otelin kumarhanesindeki kollu makinelerde milyon liranın üstünde para kazandığını yazdı gazeteler. İnternet ortamı bir anda hareketlendi ve uzun tartışmalar sonunda ''Bu ancak milyarda bir şanstır, kesinlikle anlaşmalı bir reklam kampanyasıdır'' sonucuna vardı sanal alemin alemcileri. Yani şans oyununda şans bizim yüzümüze gülmüyorsa mutlaka ortada bir şeyler dönüyordur. Yılların sonucunda varılan nokta, ortaya çıkabilecek en bilimsel cümle budur. 

Hiçbir şeye, kimseye güveni kalmayan ama buna karşılık yine de ısrarla yıllardır Milli Piyango'ya bir de üstüne üstlük ''Bana çıkmaz'' diyerek para yatırmaya devam eden halkımın bu durumu mutlaka bir takım Üniversitelerce sosyolojik temelde bilimsel olarak incelenmeli diye düşünüyorum. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

at yarışında koşu sonucuna protestoyu sadece at sahibi yapabilir. ( veya at sahibinin kanuni temsilcisi). koşunun protesto edilmesi ise koşunun neticesine etki eden hatalı kulvar değiştirme vb. bir eylem olduğu iddaasıdır. Komiserler kurulu inceler ve faul yapan varsa sıralamayı değiştirir. Yani koşuya protesto olması, sizin dediğiniz gibi rastgele bir yarışta, halkın galyana gelmesi ile halk galyana geldi diye komiserler kurulu tarafından kabul edilen bir olay değil.

Tevfik Soylu 
 02.01.2012 10:15
Cevap :
Tevfik Soylu bey'e, son derece doğru ve haklı, aynı zamanda da bilgilendirici uyarısı için teşekkür ediyorum. Yerinde ifade ettiği gibi yarış sonucuna protestoyu sadece at sahibi ve/ veya yasal temsilcisi yapabilmekteymiş. Konunun bütününde anlatılanlara bakıldığında 'protesto edenin kim olduğu' çok önemli bir detay olmasa dahi, yine de yazılan her şey incelenip doğruluğu 'test edilmeli' diye düşünüyorum. Sevincim ise, yazımın çok detaylı okunması ve yanlışımın düzeltilmesine gerek görülecek kadar değer verilmesine.   03.01.2012 1:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 344
Toplam yorum
: 155
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1091
Kayıt tarihi
: 22.07.09
 
 

Okur yazarım. Okur yazarlıktan kastım, okuduklarımı yazmamdır ki, bu yazılarımı genellikle 'kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster