Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Temmuz '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
612
 

Teselli

Teselli
 

Aşk acısını askerde çekmek zordur.


Nerede aydınlık olur ki geceler. Yıldızlar uzaktadır, ne kadar aydınlatabilir ki geceyi. Güzel hayallerin yoksa neye yarar ki ay ışığı. Isınmak için sığınacağın anıların anlamını yitirmişse nasıl ısınırsın ki, insan kurşun yemeden de ölür Diyarbakır nöbetinde.

Elini ilk kez tuttuğumda çıkmaz bir sokaktaydık. Kalbimin sesi bastırdı sözcüklerimi. Bekler misin diye sorabildim. Başını rüzgarın geldiği yöne çevirdi. Ben sadece seni sevdim, kalbinde geleceğim o dağlara. Yasak olacak ateş yakmak ben seni ısıtacağım. Gece örtü gibi serilecek tehlikelerin üzerine ben ışığın olacağım. Kurşun sıkacaklar belki, ben siper olacağım. Aşkımı götürüyorsun yanında Mehmet, geri getirmeyi unutma dedi. Beni bekleyen dağlar ufak kum tepeleri oldu önümde, üfledim korkudan titredi tüm tehlikeler. Saatime baktım dönüş vakti için, yarın kadar yakındı. Dönmek için gitmek gerekiyorsa en şanlısını yapacaktım gidişlerin.

Mektup yazmak çok başkadır askerde. Satırlar uzadıkça sevdiğine olan yollar kısalır. Elindeki kalem ısınır, dokunduğunu hissedersin. Onun açacağı zarfı dudaklarınla mühürlersin, sadece onun parmakları açabilir. Telefonda konuşmak gibi değildir mektup yazmak; zaman omzuna çökmez, kalbini sıkıştırmaz, dilini bağlamaz. Cevap geldiğinde de duygular çok başkadır. Zarf değil de onun kalbini tutarsın sanki elinde. Ne kadar kalın ve ağır bir zarf geldiyse o kadar mutlu olursun. Dilersin ki okumakla bitmesin. Nöbetler geçsin, takvimde yapraklar bitsin ama mektubum bitmesin.

Anlatırlardı da inanmazdım. İlk aylar çok hızlı geçer, mektupların eksilmez hep adını bağırırlar telefon kuyruğunda derlerdi. Mektup elimde zafer kazanmış edasıyla ranzaya otururken gözlerimi kaçırırdım onlardan. Dönüşlerine bu kadar az zaman kalmışken yüzlerindeki hüzne anlam veremezdim. Şimdi onların yerinde üst katta oturmuş alt devrelerimin heyecanla tuttukları mektuplara bakıyorum. Gözlerini kaçırıyorlar benden.

Önce tek bir sayfaya indi mektupları, sonra harfler ve satır araları büyüdü. Daha çok yutkunur oldum kendimi avutmak için. Sebepler aradım seyrek gelen cevaplara. Kum tepeleri büyüdü, geceler karardı, yıldızlar uzaklaştı. Diyarbakır’da en soğuk mevsim ayrılık mevsimidir. Haziran ayında öyle bir rüzgar eser ki, nöbetteyken ellerini açamazsın. Çok yavaş bile olsa düşman, kalbin ağırlaşır kaçamazsın.

Sarılırsın telefona. Bir açıklama dilersin numaralara basarken. Ararsın, günler boyu ulaşamazsın. Korku büyür içinde, kırılan dal olur elinde telefonun sessizce düşer yatağına, kaldırıp atamazsın.

9 koca gün oldu sesini duymayalı. Çok üşüyorum. Ölmekten korkuyordum bir de sensiz yaşamaktan korkuyorum artık. Bardağı doldururken ellerim titriyor. Her yudumda acım dinsin istiyorum. Soruyorlar “Abi asker adam terk edilir mi diye ?” "Üzülme aslanım, benimki de 9 gündür telefona çıkmıyor." Diyorum. Hüzünlerimizi ekliyoruz bardaklara, dua ediyoruz yarını yakalamaya.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok içten yazılmış bir yazı... Ben şahsen bir solukta okudum ve çok duygulandım... Allah tüm askerlerimize yardımcı olsun ve sizin de elinize/yüreğinize sağlık....

Dr Atanur Yıldız 
 04.07.2010 11:25
Cevap :
İçten yorumunuz ve iyi dilekleriniz için teşekkür ederim efendim.  04.07.2010 18:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 38
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 359
Kayıt tarihi
: 06.06.10
 
 

Yaşam Koçuyum. Aynı zamanda Satış/Pazarlama konularında danışmanlık yapıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster