Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Haziran '07

     
    Kategori
    Anılar
    Okunma Sayısı
    309
     

    Tezkere

    Tezkere
     

    Arkasında nöbet tutarken, önünden akıp giden trafiğe, insanlara, sokak köpeklerine özlem dolu gözlerle bakmış olduğu nizamiye kapısı birazdan özgürlüğe açılacaktı. Beş ay beş gündür kendisine kapalı olan bu esaret duvarının yıkılacak olmasına inanmak hiç de kolay değildi. Kendisine kapıyı açacak olan çavuşun son kontrolleri bitirmesini istemedi bir an. Neredeyse unuttuğu dışarıdaki hayata dönmek onu tedirgin etti. Kendisine gıcık olan bir komutan yüzünden üç ay hiç çarşıya çıkamamıştı. Arkadaşları her haftasonu dışarı çıkarken o hep luzümsuz işlere koşturulmuştu. Tam bütün bunları anımsayacakken derin bir nefes aldı ve bu tatsız düşünceleri dağıtıverdi. Bu anın keyfini bozmak istemiyordu.

    Nöbetçi üstünü ve çantalarını ararken, birliğe teslim olduğunda da arandığını anımsadı. "İçeri mi giriyorum, dışarı mı çıkıyorum? İçeri ya da dışarısı neresi? Niye girerken de çıkarken de aranıyorum?" Kafa karıştırıcı sorulardı hepsi, hele öyle bir zamanda. Kontroller tamamlandı. Terhis belgesini çavuştan aldı, çıkışını tamamlamak için son bir imza daha istediler. Kalemi eline aldı. İmza atmak için kalemi eline her aldığında birliğindeki yılbaşı kutlaması geliyordu aklına. Herkese çerez dağıtılacağı haberi gelmişti. Çerezleri dağıtırken çerezin teslim alındığına dair imza alınmıştı her askerden. Hayatında attığı en ilginç imzaydı o çerez imzası ve daha sonra attığı her imzada aklına geliyordu, yine gelmişti. Bu yüzden tebessüm ederken askeriyedeki son imzasını öylesine çiziktirdi kağıda.

    Nizamiye kapısına geldiğinde demir kapı hiç olmadığı kadar gürültülü bir şekilde açıldı açılmak istemezcesine. Kapıdan dışarı adımını attı. Kapıdaki nöbetçilere "eyvallah" dedi. Arkasına hiç bakmadan yürüdü. Arkasına bakmamaya söz vermişti kendine. Kendince aldığı bir intikamdı bu askeriyeden. Bir taksiye bindi. Otogara doğru giderken hep dışarıyı seyretti. Gözlerinden süzülen bir kaç damlayı şöfore belli etmemeye çalıştı. Kalp masajıyla hayata döndürülmüş bir hasta gibiydi. Tekrar hayata gelmenin sevinç gözyaşları...

    Önünde yaşanacak uzun bir hayat vardı ve arkasına dönüp bakmaya hiç niyeti yoktu.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
     
     

    5 ay 5 günden sonra yeniden doğmak. Kesinlikle doğru bir tespit, belki de yapılabilecek en şanslı askerliklerden birini yapmış olduğumu düşünsemde arkama dönüp bakmamı gerektirebilecek tek bir anım dahi yok. Kendi tezkeremi kendim yazdım 3 ay öncesinden :o) gideceğim gün gelene kadar da sakladım. Geçenlerde elime geçmişti üstüne yazını okuyunca yorumsuz kalmak istemedim. Buarada hoşgeldin de demek isterim. Sevgiler...

    Someone 
     27.06.2007 12:06
    Cevap :
    Yorumun için teşekkürler. Hoşbulduk...  27.06.2007 15:28
     
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 2
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 309
    Kayıt tarihi
    : 10.02.07
     
     

    79'da izmir'de doğdu.97'de ODTÜ'lüleşti.Tiyatro yaptı.Sinemayı ve futbolu sevdi...

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster