Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '08

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
2041
 

Tiyatro ölümsüzdür...

Tiyatro ölümsüzdür...
 

Tiyatronun insan psikolojisi üzerindeki etkisi yadsınamaz. Karakteri de olağanüstü geliştirir. Kişiler arasında iletişimin güçlenmesinde büyük katkısı vardır.

İnsanlar arasında dayanışmayı geliştirerek sorumluluk duygusu aşılar.

Topluluk karşısında konuşamayan insanlar için eğitici bir terapi merkezidir. Olayları daha mantıklı yorumlamamızı sağlar.Hayal dünyamızı geliştirerek yaratıcılığımızı kamçılar.

Dilin kullanımını estetik bir zevk haline getirir. Ana dilin kullanım yanlışlarını yok eder. Dünya nimetlerini daha iyi algılamamıza yardım ederek yaşamın tadına varma isteğini uyandırır.

Güzeli tanıma, sevme, değer verme ve koruma duygularını aşılar. Şiir okuma ve yazma ; başkalarıyla paylaşma arzusunu geliştirir.

Herbert Read, tiyatronun, insanı karamsarlıktan nasıl kurtaracağını anlatırken şunları ilave eder:

"Sanatın işlenmesi, duyarlığımızın eğitilmesidir ve bizler sanatsal bir hava içinde yetiştirilmediğimiz takdirde, bomboş bir ruhsal yaşamın ve tadsız bir dünyanın şiddetine ve suçuna itiliriz. Yaratma isteği olmayan yerde ölüm güdüsü oluşur ve bu da sonsuz bir yıkıcılığa götürür bizi."

''Psikiyatri, ruh ve sinir hastalıkları ile kişideki uyumsuzlukları önleme, tanımlama ve sağaltma ile uğraşan bir uzmanlık dalıysa, tiyatro da sanatsal yoldan aynı şeyleri yapan bir sanat dalıdır. Tiyatro, yirmibeş yüzyıldan beri süregelen, ama çoğu kez farkedilmeyen iyileştirici ve birleştirici gücüyle, yaşamının birçok evresinde sorunlar, tehlikeler, isteriler ve karmaşalar ortasında, insanın sığındığı, kendilerini tanıdığı, varoluş nedenlerini anladığı ve özvarlıklarını koruduğu bir sanat olmuştur. ''(Özdemir Nutku)

Tiyatro, televizyon ve sinema dram sanatıyla olgunlaştırırken değişik imgeleri kullanarak, dekor, kostüm ve ışık oyunlarıyla seyircinin bilinçaltına yerleşir.

Dekor ve diğer aksesuarlardan yoksun oyunların, seyircisini tiyatronun gizemli ortamına sokmaları olanaksızdır.Bir de reji bozuksa, sanat adına insanoğluna, büyük kötülük yapılmış olur.Sahneleme tekniği uygun olan oyunlarda izleyiciyi psikolojik olarak etkilemek için sınırsız sayıda düşünsel ve görsel öge sunulur.

''Yönetmenin işi, birbirinden farklı yüzlerce seyirciye bir noktada buluşacakları kolektif imgelerye yönelmektir. Seyircinin dikkatini sahnenin algılanacak önemli imgelerine çekmek için elden gelen her şey yapılır. Bu karakterler guruplandırılarak yapılabilir - Juliet yukarda balkondadır; dikkati oraya odaklandırmak için orayı bir lokal ışıkla belirlemek gerekir. Ancak sahnenin oynanışı, seyircinin dikkatini belli bir noktaya çekme açısından başarılı da olsa, o anki saniyelik zaman içinde seyirciye iletilmek istenen görsel imge birçok değişik göstergeyi kapsar; bunlar bilgi ve anlam birimlerini taşıyan (semiyologların 'belirtiler' dedikleri) işaretlerdir. Bu işaretlerin her biri gösterinin anlamına katkıda bulunurlar. Bir açıdan psikiyatrist'in hastasına yönelişi gibidir bu. O da, doktor olarak süreli bir tedavide kodlamaları iyi ve doğru yapmak zorundadır. ''(Özdemir Nutku)

Tiyatro yönetmenlerinin bir psikiyatrist titizliğinde çalışması gerekir.Her çalışılan oyun karanlık bir tünele giriş gibidir.Göz alıştıkça ilerisi farkedilir;ancak ulaştığınız yerde yine karanlıklar vardır.Bu gizem seyirciyi etkiler.Sonu belli olan bir yolda yürümek istemez izleyici.

Günümüz dünyası, bilimsel buluşlarıyla geniş kitleleri büyülemekte ve insanın yaratıcılığını yoketmektedir.Kişiye hazır olarak sunulan birçok şey, yeni canlı robotlar yaratmaktadır.

Böyle olunca da evlerinde müzik üretmeyen;sentetik yaratıcılığı ilke edinmiş;elektronik aletlere teslim olmuş bir nesil ortaya çıkmıştır.

Beyaz Cam adını verdiğimiz televizyonun, soğuk ve mat camından dünyayı algılamaya çalışıyoruz.

Artistlerin renkli yaşamlarına güdülenen insanlık, gerçek dünyanın çarpıklıklarıyla savaşacak gücü bulamamaktadır.

Kendi özdeğerlerine, kültürüne ilgi duymayan;maneviyatını yitirmiş hastalıklı bir güruh ;istenildiği gibi yönetilecek duruma getirilmiştir.

Prof.Dr. Özdemir Nutku, bir makalesinde boşlukta kalan insanlarının 'Ölüm İçgüdüsü ' içinde olabileceğini şöyle açıklamaktadır.

''Tiyatronun amacı, bu yozlaşmayı engellemek, hiç olmazsa geciktirmektir. Nükleer savaş tehlikesinden, çevre kirliliğinden, hatta bazı toplumlardaki açlık sorunundan bir gün kurtulabiliriz.

Ancak dikkatli olmadığımız takdirde, boşlukta kalmış insanların çoğalmasıyla, başka deyişle, «ölüm içgüdüsü» nün çoğalmasıyla, yokolmaktan kurtulamayız.

Sanatın sınırsız toprakları üzerinde, tiyatro, yarının dünyasını kurtarmak adına Estetik Dünya'yı yaratmak zorundadır. Tiyatro, asla ölmediği için değil, sürekli yeniden doğduğu için ölümsüzdür.

Gelecekte bizim küllerimiz üzerinde, efsanevi kuş zümrüdüanka gibi, yeni bir dünya, daha mutlu bir dünya yaratmada, tiyatro da bu önemli görevini sürdürecektir.''

Tiyatro sanatıyla ölümsüzlüğü tatmak adına iyi seyirler...


-

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vücudun bir enstrüman gibi kullanıldığı, beden dilinin ön plana çıktığı çok farklı bir dünya tiyatro... Hayatın içinden, hayata dair... Seyredenlerin kendinden pek çok şey bulduğu, kendilerini o oyuncuların yerlerine koydukları... Tv..hayatımızın çok içinde.Ama sahnede seyretmek gibisi var mı ouncuların canlı performansını... Aşk-ı Memnu'yu da seyrettim... Rembetiko'yu seyrettiniz mi..Hürmetler...

papatya altı yüz elli 
 14.05.2008 16:04
Cevap :
Çay Yolu Tiyatrosu mekan olarak da çok gizemli:)) Evet ,korumak ve desteklemek gerek...Ne mutlu size ve bize:)) sevgiyle kalın...  14.05.2008 17:12
 

Uygun bakış açılarıyla sahnelenen oyunlar bilinç üzerine şok etkisi yapıyor. O güne kadar içten içe hissettiğimiz ama somut olarak toparlayamadığınız, hep tam da dü şünürken daha önemli şeyler nedeniyle arka sıralara düşmüş bir algı, bir fikir yüzümüze tokat gibi çarpıyor. Bu nedenle seviyorum tiyatroları. İzlediğim çoğu eser bende oradan yola çıkarak yeni oyunlar yazma isteğimi müthiş kamçılar. Küçük öykülerle yetinirim. :)) selam ve saygılar

Ezgi Umut 
 13.01.2008 22:20
Cevap :
Ezgi Hanım,yorumunuzdaki duyguları iki yıl önce Yeni Sahnede(Şimdi yıktılar) izlediğim ''Şevki Bey ve Shubert'' Oyununda yaşamıştım.Bilinç altımda yatan birçok duygu su üzerine çıkıvermişti.Başarılı bir terapiden çıkmış gibi hissetmiştim kendimi.Yazımı tamamlayan akademik düzeydeki yorumunuz için teşekkür eder saygılarımı sunarım.  13.01.2008 23:41
 

İyi bir tiyatro sanatçısı olabilmek üzerine kurulu hayallerle geçmişti. Tiyatro içine girip yaşanmadıkça fazla anlaşılamaz. Güzel yazınızı okuduğumda yine o gerçekleşmeyen hayallerim geldi hatırıma. Halbuki ne kadar çok istemiştim. Tiyatro kurslarına gidip konservatuar sınavlarına hazırlıklar yapmıştım. Olmadı ne yapalım. Babamı kıramadım. Ne yaptıysam onu bu kararından vazgeçiremedim. İlerleyen yıllarda hep tiyatro ve tiyatroyla alakalı biryazı, olay gördüğümde hemen aklıma gelir...Elinize sağlık..Saygı ve sevgilerimle..

Zeynep Gülay 
 13.01.2008 11:42
Cevap :
Ah bu büyüklere endeksli eğitim yapımız yok mu?Hep babalarımızın istediği gibi olmaya zorlandık.Yeteneklerimiz,aşklarımız hep ötelendi.Babam subay olmam için çabaladı.Tam olacakken kaçtım.Hayalimdeki Edebiyat Fakültesi'ne girdim.Tüm yaşamım tiyatroyla doldu...Yazıp yönetiyorum...Gerekirse oynuyorum.Hırsım olmadığı için amatörlükte kaldım.Bizim ekipte her yaştan insan gelip oynuyor.Hobilerini tatmin ediyor.Çok da başarılı oluyorlar.Türk Sanat Müziğinde de tanınmış bir sanatçı olmak isterdim...Hayırlısı olsun...Yazarlığınızla da ışıtıyorsunuz...Teşekkürler...Saygılar...  13.01.2008 18:46
 

Fırsat buldukça izlerim, burada her yıl amatör tiyatrolar şenliği yapılıyor, tiyatro salonlarımız da var ama yetersiz...Antik tiyatrolarımız daha çok tanınıyor, elinize sağlık Flarmoni Orkestrası Şefimiz Mesut Bey...selamlar-saygılar...

Fatma Köse  
 13.01.2008 11:38
Cevap :
İyi pazarlar efendim...Yerel yöneticilerde tiyatro sevgisi olunca ,kentlerine, kültür merkezleri içinde, güzel tiyatro salonları yaptırıyorlar.Bu gıdayı alamamış olanlar da gelecek tiyatroyu da engelliyorlar.Geçen yıl,İzmir'in bir ilçesinde,Devlet Tiyatrosuna ait ''Bir anarşistin ölümü''isimli ve anarşiyle hiç alakası olmayan bir güzel oyun,İdare amiri tarafından engellenmişti.Hayatında tiyatroya gitmemiş,kitap okumamış,san'atın yanından geçmemiş bu zavallıların koca kentlerin başına getirilmesi kültürümüz adına çok acıklıdır.Bir zamanlar, kırmızıyla kaplanmış her kitabı ''Suçlu'' sayan zihniyet günümüzde de bazı köşe başlarında oturuyorlar.Titiz davranıp kaliteye dikkat edilmesi koşuluyla,Amatör Tiyatrolar Şenliği de güzel bir kazanım...Tiyatro yaşamın kendisidir.San'atla aydınlanmak dileklerimle sevgilerimi sunarım.NOT:Talep olursa Flarmoni Orkestramız'ı Denizli'ye getirmekten de onur duyarız. :)Halkın kulaklarının pası açılır :)) Saygıyla...  13.01.2008 13:06
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1522
Toplam yorum
: 9157
Toplam mesaj
: 558
Ort. okunma sayısı
: 1583
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster