Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '09

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
416
 

Toplum içinde öne çıkmaktan / kendimizi ifade etmekten neden çekiniyoruz?

Toplum içinde söz almak yada kendimizi ifade etmek gerçekten güç bir durumdur. Hele ki hiç beklemediğimiz bir anda tüm gözlerin bize çevrilmiş olması ve ağzımızdan çıkan her kelimenin hesabını verecek gibi bir durumda kalmamız daralmamıza yol açar. Böyle bir durumda başımız yere düşüp de, konuşmalarımızın hızlı ve anlamsız çıkması yada tutuk bir şekilde konuşarak kendimizi güç duruma düşürmemiz özgüvenimizi de çok etkiler.


Farklı birkaç örnek vererek devam edelim ; İlkokul zamanlarımızda iken, sorulan soruya cevap vermek için parmak kaldırma esnasında, kendimizle düştüğümüz çelişkileri anımsayalım. Doğru bildiğimizi sanarak parmak kaldırdık ve verilen cevabı duyunca “ Öğretmen iyi ki beni seçmemiş, yanlış cevap yüzünden arkadaşlarım benimle dalga geçecekti” şeklinde düşünerek rahatlar ve bunu bir kazanç olarak düşünürüz. Bunun devamında da yarım kendine güvensiz bir şekilde parmak kaldırmalar ve hiç söz almak istememek gelecektir. Çünkü yanlış cevap vermek, sınıf içerisindeki konumunuzu etkileyecek ve arkadaşlarınızın alay konusu olmanız düşüncesi bile sizi rahatsız edecektir. Kendinizi geri çekmek aslında özgüveninizi yitirmeye neden olan harekettir. Söz alarak yanlış cevap vermenin bile doğru cevabı öğrenmenin en güzel yolu olacağını o zamanlar bilemesek de… Birçoğumuzun benzer durumlarda olduğunu düşünerek bu örneği vermek istedim.


İş hayatımızda sorumlu olduğumuz kişilere karşı da kendimizi ifade etmekte zaman zaman zorlanırız. Birebir konuşmalarda mimikler ve beden dilimizi rahat kullanabilirken, çalışma arkadaşlarımızla birlikte kalabalık bir ortamda aynı rahatlığı sağlayamayız. Sizden istenilen görevin neden teslim edilmediğini yada aksaklığın nedenlerini işvereninize karşı, diğer çalışma arkadaşlarınızın da önünde ifade etmek soğuk terler dökmenize neden olabilir. Kelimelerinizi dikkatli seçmek ve bu sohbeti kısa kesmek için elinizden geleni yapmaya çalışırken işvereniniz aksi şekilde sizi daha çok sorgulamaya kalkışır. Herkesin istediği gibi bu konuyu birebir özel konuşmak gerekirken, birçok kişinin içinde kendinizi güç duruma düşürmemek için binbir takla atmak durumunda kalırsınız. Çünkü tüm gözlerin üzerinizde olması sizi aşırı heyecanlandırır ve bu gerilmenize yol açarak, aksaklığın nedeninin tamamen sizden kaynaklandığı gibi anlaşılmasına neden olur.

Bir enstrüman çalıyorsunuz yada iyi derecede şarkı söyleyebiliyorsunuz ve bunu yakın arkadaşlarınıza gösterirken gayet başarılısınız. Kalabalık bir ortamda sizden böyle bir ricada bulunulduğunda kaçacak bir delik aramak, ortadan kaybolmak ilk akla gelen oluyor. Sadece hobi anlamında düşündüğünüz yeteneğiniz, sanki sizi, insanlara küçük düşmenize neden olacak bir araç haline geliyor. Bir sürü kişinin yeteneğinizi görmek için toplanması ve sizin çuvallamanız durumunda ne kadar dalga geçileceğinizi düşünmek bile insanı korkutuyor. Böyle bir durumla karşılaşmak yerine kimseyle bu yeteneğinizi paylaşmamak daha doğru geliyor. Toplum önünde heyecanlanmak, üzerimizde aşırı baskı hissetmek bizleri kendimizce uygun çıkıs (kaçış) noktalarına yönlendirir.

Dışarıda vakit geçirdiğiniz için geç vakitte evinize yürüyerek yada arabanızla geri dönüyorsunuz. Polis çevirme noktasına denk geldiniz ve hiç hoşlanmadığınız bir durum. Kendinizi fazla rahatsız hissetmeniz bile karşınızdaki polis tarafından kuşku uyandıracak bir durumdur. Sorulan sorulara göz teması sağlanmadan verilen cevaplar, bir an önce oradan uzaklaşmak için hızlı ve anlaşılmaz konuşmalarınız, bir şeyleri gizliyor olabileceğiniz anlamına dahi gelebilir. İçinizdeki oradan uzaklaşma hissi etrafınızdaki diğer güvenlik birimlerini çok dikkatli incelemenize neden olacak ve sizi daha şüpheli bir vak’a durumuna düşürebilir. Güvenlik güçlerine “Hadi, işinizi bir an önce bitirin, gitmem lazım” diyemeyeceğiniz için kendi içinizdeki sıkıntı, beden dilinizin istem dışı hareketleri ile sizi çok zor bir duruma da düşürebilir.

Yukarıda sayabileceğimiz durumların hepsi özgüvenimizle alakalı durumlardır. Kendimizi ifade edeceğimiz kişilere karşı sakladığımız, gizlediğimiz bir şey yok ise zaten rahat olmalıyız fakat insanlar içinde konuşurken heyecanlanmak ve şaşırmak gayet doğaldır. Bunu kabul edelim, konuşurken dilimiz sürçebilir, yanlış bir söz söyleyebiliriz, cümlemizi yanlış yerde bitirebiliriz, tüm bunlar olurken insanlar bize gülebilir. Bunları düşünerek kabullenmek zorundayız. Şimdiye kadar gördüğünüz usta konuşmacılar dahi ilk başlarda sayısız hata yapıyorlardı. Kaldı ki sizin yapacağınız konuşma sadece yeri geldiğinde kendinizi ifade etmekten ibaret olacak.

Öncelikle kendinizle ilgili net olduğunuzu kabul etmeniz gerekir. Kendi zaaflarınızın ve zayıf yönlerinizin bilinse dahi bunları kabullendiğinizi ve düzeltmek için çaba verdiğinizi dile getirecek kadar yürekli olun. Size karşı yöneltilen şaka yollu bu tür durumlarda (hoşunuza gitmeyen bir kişinin ismi yada gittiğiniz bir yerin ismi ) bile rahatlıkla geçiştirebilirsiniz. Çünkü sizin saklayacak bir şeyinizin olmadığını anladıkları zaman artık bu tarz gereksiz diyaloglara girmeyecek ve kendinizi ifade şeklinize odaklanacaksınız. Sizi dinleyen sadece bir kişi yada birçok kişi olsun, belirli aralıklarla göz teması kurarak anlattıklarınızı onaylayıp onaylamadıklarını gözlemlemeniz ve isterseniz dinleyicilere sorularak sorarak ortamı daha samimi bir havaya büründürebilirsiniz. Burada amacımız ; söz almayı düşünüp aşırı heyecan yüzünden bildiklerini kendine saklamak zorunda kalan yada ani çıkışla , asabi bir şekilde sözlerini dile getiren kişilere bir nebze olsun yardımcı olabilmektir.

Eğer düşüncelerinizi öncelikle yazıya dökerek, cümlelerinizi daha uygun bir şekilde seçerek prova ederseniz. Hem konunuzun dışına çıkmamış hem de en etkili cümlelerle daha düzgün şekilde ifade etmiş olursunuz. Hitap edeceğiniz kişilerin etiketlerini bir kenara itebilmek de çok önemlidir. Saygı her zaman olacaktır fakat, karşımızdakinin maddi gücü yada nüfuzunu düşünerek, kelimelerimizi yuvarlarsak gereksiz laf oyunlarına girersek , hem karşımızdakini sıkar hemde mevcut düzenin içindeki kimselerden farkımız kalmaz. Ünlü Talk Show sunucusu Larry King’e “ Şovunuza gelen birçok ünlüye soru sorarken heyecanlanmıyor musunuz?” diye sorulduğunda cevap olarak “ Onları çıplak bir şekilde düşünüyorum” demiştir.

Olayın özü de bu olsa gerek, Karşımızdaki kişi yada kişiler en nihayetinde bir insan ve bizler anlaşabilmek için kendimizi ifade etmek zorundayız. Topluluğa karşı kendimizi ifade edebilmek belirli bir eğitim gerektirse de öncelikle kendimizle ilgili her türlü durumu kabul edebilecek olgunlukta olmalıyız ki , bize yöneltilen suçlayıcı sözlere de aynı olgunlukla yanıt verebilelim. Diksiyon ve Hitabet sanatıyla ilgili eğitim alarak , etrafınızda çok etkili bir kişi haline gelebilirsiniz. İnsanlara hitap etmek inanılmaz bir güçtür aslında, sadece sizi güçlü kılmaz, birlikteliğinizi daha çok arttırtır. Bunu denemekten de kimseye zarar gelmez. Kendinizi emin adımlarla yürürken görmek sizi isteklerinize daha çabuk ulaştırır. Yerinizde saydığınız zamanları düşünerek hala neden bekliyorum diye bir soruyu da kendinize sorun. Denemeye değer değil mi?

Yazan : Turgay GEZİCİ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 98
Toplam yorum
: 22
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 388
Kayıt tarihi
: 11.12.09
 
 

1977 İstanbul doğumluyum. Web Tasarım ve Bilişim Danışmanlığı yapmaktayım. Uzun yıllardır ilgi du..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster